|
Osmanlı'nın, Araplar'a olan özentisinden insanımızı kurtarmaya yönelik çalışmalardan birisi de Kuran'ın Türkçeleştirilmesidir. Din emirlerine göre yaşam süren Türk insanını saplandığı cehalet çukurundan kurtarmak için başta Başbuğ olmak üzere dönemin dil bilimcileri bu konuda çaba sarf etmiştir. Türk insanının iliklerine kadar işlemiş olan arapçılıktan yavaş yavaş uzaklaşılması için ve Türkçe'nin yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni dili olduğunu benimsetmek için o yıllarda bu tip çalışmalar görülmektedir. Başbuğ, din kavramı yüzünden benliklerini unutmuş Türk insanını uyandırmak ve bilinci oluşturmak için, dönemin hilafet yanlılarının olumsuz tanıtımlarına rağmen bu işte kararlılıkla ilerlemiştir. Gönül isterdi ki Türk milleti, Arap'a ait bütün konularda Başbuğ'un istediği doğrultuda ilerleseydi. Arap geleneklerine ve bedevilerine olan bağlılığı, cenneti garantileme unsuru olarak görmeseydi.
Maalesef tüm çabalara rağmen günümüz uzantılarıyla hala Arapçılık bir çok kişinin benliğine işlemiş durumdadır. Hala din ekseni etrafında dönerek Başbuğ'a saygısızlık gösterilmektedir. Bir Türk'ün kendini düşman olarak gören bir kavmi bu derece benimseyip, sahiplenmesi; hem milletine hem köklerine, hem de kendisine yaptığı en büyük ihanettir.
Ayrıca, Reha Oğuz Türkkan'ın, Atsız Ata'ya söylediği asılsız iddealardan sonra bu kişinin kıskançlık sonucu çıkarttığı derginin Türkçülükle uzaktan yakından alakalı olmadığını düşünüyorum.
|