Tekil İleti gösterimi
Alt 31.10.2007, 01:10   #5 (İleti Bağlantısı)
Barbaros
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 27.08.2007
Yaş: 26
İletiler: 61
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
Buğra Şad adlı Üyeden Alıntı İletiyi göster
Konu açılmışken arkadaşlar; günümüzde sağcı solcu diye bir şey mi kaldı? Bunlar, 80'den önceki Amerika ile Rusya arasındaki soğuk savaşın dünyaya yansımasıyla icad olunan terimlerdi ve bugün bütünüyle anlamlarını kaybetti. Rusların icadı komünizme sol dendiğinden, komünizm karşıtı her görüşe de (milliyetçi, dinci) sağcı denmiştir. Bu yıllarca böyle devam etmiştir.

Oysa bugünkü durumu göz önüne aldığımızda, durumun tamamen tersine döndüğünü görüyoruz. Eğer illaki sağcı - solcu kalıpları koyacaksak, son zamanlarda türeyen islamcı sosyalistleri nereye yerleştireceğiz? Peki ya beynelmilel milliyetçilik denen saçmalığı hangi tarafta muhafaza edeceğiz? Ya temel düşünce Türkçülük sağın mı solun mu malı olacak? Bu sorulara elbette sağlıklı cevaplar verilemez. Çünkü sağ ve sol kalıpları bugün çoktan yıkılmıştır. O iş 70'li yıllarda kaldı, kayboldu gitti.

Sağ sol kavramlarının anlamsızlığına bir örnek verelim. İşi siyasete indirgememek için sivil toplum kuruluşlarından örnek vereyim; sağ sol merkezine göre Ülkü Ocakları sağ, Atatürkçü Düşünce Derneği sol bir sivil toplum kuruluşudur. Buna karşılık cumhuriyetin tehlikeye düşmesi durumunda buna milyonları bir araya toplayarak karşı koyan ve Yüce Atatürk'ün emaneti olan cumhuriyeti korumakta kararlılığını dosta düşmana ispatlayan sağ görüşe mensup Ülkü Ocakları değil, sol görüşe mensup Atatürkçü Düşünce Derneği olmuştur. Bu iş bu kadar gözler önündeyken kalkıp da solcuları vatan ve millet düşmanı ilân etmek sizce ne kadar doğrudur?

Ya da yine sağcı olarak bilinen milli görüş hareketi ile solcu bilinen Kuvay-i Milliye Hareketi hiç karşılaştırılabilir mi? Elbette ulusal menfaat ve miraslarımızı koruyanlar her zaman cumhuriyet düşmanlarına üstündürler.

Anlatmaya çalıştığım; artık sağ sol meselesi kalmadı; bugün bariz önümüzde duran Türk - kürt meselesidir.
Bugra Sad Bey, gercekten teorik bilgisi cok iyi olmayanlarin da isin özüne kolaylikla varabilecekleri bir yazi. Siyasal acidan bizim icin sadece Türk icin iyi olan ve olmayan vardir. Bunun adi ister sag-sol, ister yukari-asagi orta-capraz olsun, kiymeti harbiyesi ancak ortak terminoloji vasitasiyla aramizdaki iletisimi kolaylastirdigi ana kadardir. Bugün sag-sol adi altinda insanlarin aklina gelen seyler o kadar carpik o kadar ipe sapa gelmez seyler ki ben cok uzun zamandan beri konustugum insanlara düsüncelerimi anlatmak icin kesinlikle sag ve sol kavramlarini kullanmiyorum.

Son tahlilde sag ve sol terimleri insanlara ve toplumlara siyasal bakis acisi olarak degil de, artik sadece ve sadece iktisadi programlari acisindan kullanilmalidir. Burdaki tarihsel kirilma noktasi, bir ekonomik birimde (isletmeden tüm ülkeye kadar düsünülebilir) katma degerin hangi oranda hangi amacla kimlere aktarilacagina dair tartisma ve bir ölcüde bu konudaki cikar kavagasidir. Zamanla sinif felsefesi yapan akimlar ortaya cikmis ve "sahip olan" ile "sahip olan icin calisan" arasinda dünya capinda bir ayrim yapilmis. Ortaya isci sinifi cikmis. Oysa hem tarih hem mantik göstermistir ki sosyal siniflar dünya capinda dayanisma icinde olamazlar. Bir fransiz iscinin aklindan zoru mu var ki bir bangladesli isciyle ortak bir mücade zeminine sahip olsun. Bir Irk-/Ulus-Cumhuriyet hem sermaye sahiplerine hem de calisanlarina dünya imkanlar pastasindan mümkün olan en fazla payi vermeyi amaclar. Gerisi kardesler arasi bir kayikci kavgasidir. Ben 1993'te Cillerin cikardigi ekonomik krizde 20 senelik fabrikasini kaybetmis bir ailenin ogluyum. Iscilerin o zaman ki bilincsiz davranislari sermayeyi de kaybetmemize sebeb oldu. Herhalde duygusal nedenlerle "isciyi sömürmek lazim gelir" demesi anlasilir olabilecekler arasindayken, böyle özel bir hinc beslememekteyim. Ne dünya iscileri, ne sermaye sahipligi umurumda. Ama Türk iscisini ben Türk olarak gördügüm icin onun egitim seviyesi, bilinci, cocuklarina verebildikleri gayet tabii umrumda. Cünkü beynimi mesgul eden sey birinci sirada "nasil tekrar mal-mülk sahibi olurum" degil, "Türkiye ve Türk icin nasil yararli isler basarabilirim"dir.

Benim icin bu maddi degerler kavgasi Türk ve Türkiye pahasina verilemez. Bu fiber optik kablolari kesen TT'daki grevci kendini bilmezler icin gecerli oldugu kadar bir kac yüzde karini tehlikede gören TÜSIADcilar icin de gecerlidir. Belki zamanla cok daha uygun terimler bulup kullanacagiz.

Esen kalin.
TTK!
Barbaros
Barbaros Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla