Tekil İleti gösterimi
Alt 01.11.2007, 03:58   #3 (İleti Bağlantısı)
kafkaskurdu
Çapulcu ülkücü olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 07.04.2007
Yaş: 24
İletiler: 115
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Hüseyin Köyce tarafından derlenen diğer varyantı ise şöyledir:

"Abdülkadir Geylani'nin müritlerinden Sanii , şeyhine darılarak firar eder.Yolu Erzurum ve Oltu'ya düştü.Burada tanıştığı bir dervişle yola çıktılar.Penek suyu kıyısına geldiklerinde , derviş, genç Sanani'den kendisini karşıya geçirmesini istedi.Sanani bu teklfi kabul etmeyince , dervişin " Benden esirgediğin omuzlarına , domuz yavrusu binsin ! " bedduasına uğradı.Misafir oldukları Hristiyan Penek Beyinin güzel kızına vurulan Sanani , misafirliği uzattı ve sarayın hizmetçileri arasına girdi.Kendisi sarayın domuz çobanı olmuştu.

Şeyh-i Geylani , müri,di Sanani'nin bu halini öğrendi ve çok üzüldü.Beş yüz müridinden i onu kurtarmalarını , gerekirse sevgilisiyle beraber getirmeini istedi.Müritleri Sanani'yi domuz güderken buldular ; Şeyhin isteğini bildirdiler.Sanani , ancak sevgilisiyle gelebileceğini söyledi. Bir sabah erkenden kızı aldığı gibi , kendilerini bekleyen müritlere doğru yola çıktı .Hep birlikte karlı dağa doğru yürüdüler.Onların yokluğunu anlayan saray görevlileri , çevre köyleri aradılar bulamadılar. Dağlara doğru yöneldiler. Aşıklar ve müritler , takip edildiklerini anlayınca kaçmaya başladılar ve dağın güneyine sarktılar.Takipçiler yetişince çetin bir savaş oldu.Bugün kü Allahuekber dağları adını bu müritlerin savaşta çıkarttıkları " Allahuekber " sedalarından almıştır."

Bu iki varyant arasında küçük farklar olsada esas motif aynıdır.Günümüze kadar gelen Sarı Gelin Türküsünü-n kaynağı işte budur.Sarı Gelin , Penek Beğinin kızı , Sinan da San'an yada Sinanidir.Görülüyor ki burada Ermeni yok !


TÜRKÜNÜN VARYANTLARI

Erzurumlu Faruk Kaleli tarafından derlenen Sarı Gelin Türküsü, günümüzde yaygın olarak şu güfteyle söylenmektedir.

Eruzurum çarşı pazar
İçinde bir kız gezer.
Elinde dibvit kalem
Derlere derman yazar

Bu dörtlüğün son mısrarsı bazı yerlerde " katlime ferman yazar " şeklindedir.

Palandöken yüce dağ
Altı mor sümbüllü bağ
Seni vermem yadlara
Nice ki bu canım sağ

Bu Türküde:

Neynim aman aman
Hop ninen ölsün sarı gelin aman
Şeklinde söylenen nkaratın ilk masrası , bazı kaynaklarda , " Neynim man " şeklinde yer almıştır.

1918 senesinde , bir heyetle birlikte kuzeydoğu illerimizi gezen Ahmet Refik Bey , Sarı Gelin Türküsünü , Göle'nin Okçu öyünde tesbit etmiştir.Bu seyrahat noktalarında meydana gelen kitabında şunları yazmaktadır:

" Okçuköylü Ali'nin en güzel söylediği , Diyarbekir'de , Erzincan'da, Erzurumda Kürdi nağmelerle okunan bildiğimiz Türkü.Fakat ezgiler burada daha hüzünlü , daha kederli.Türkünün konusu gayet şairane ; Bir Türk delikanlısı köyünde yaşayan bir Hıristiyan kızını seviyor.Sabahleyn tarlaya giderken peşinden ayrılmıyor.Akşamları sürüler ağıllara giderken sevgilisinin güzelliğini seyrederek ruhunun ateşini dindirmeye çalışıyor.Kalbi ve kafası o derece meşgul oluyor ki , sonunda sevgilisinin taptığı haçı , sevdiği salibi görmek istiyor.Kalbi heyecan içinde çarparak bbir pazar sabahı kalkıyor. Güneş yamaçlara altınlar serper , kuşlar tatlı cıvıltılarla ortalığı şenlendirirken kiliseye gidiyor.Bir köşeye çekiliyor.Sevgilisinin taptığı haçı, kilisede yapılan ayini seyrediyor.Türkü şöyle başlıyor :

Vardım kilsesine baktım haçına
Mail oldum bölük bölük saçına
Kız seni götüren İslam içine
VAY SİNAN ÖLSÜN SARI GELİN
ah seni vermem dünya malına.

Şarkının nakaratı o kadar hazin o derece işleyici ki ... Ali , elini şakağına koymuş gözleri yaş dolu ruhunda kopan acıalr feryat ediyor.:
Vay Sinan Ölsün Sarı gelin
Vay Sinan ölsün Sarı Gelin
Seni vermem dünya malına.

Dedikçe güya ağlamak istiyor.Sarı Gelinler orada da mı behtbaht aşıkları bu derece büyülemişler.

Sarı Gelin Türküsünün halk ağızında dolaşan ikinci dörtlüğüde şöyledir.

Vardım kilsesine kandiller yanar
Kıranta keşişler pervane döner
Tersa sevmiş deyin el beni kınar
Vay Sinan ölsün Sarı Gelin
Seni saran neyler dünya malına

Ünlü Kars Tarihi adlı eserinde Kıpçaklardan bahsederken , Sarı Gelin Türküsünede değinen Kırgızoğlu , bu Türkünün Kars ve bir zamanlar halkı Türklerden meydana gelen Erivan'da söylenen başka bir varyantınıda veriri:

İrevan çarşı paar
İçinde bir kız geçer
Elinde divit kalem
Derliye derman yazar

dörtlüğü ile başlayıp :
Sarı Gelin, sarı kız
ttin ömrümü yarı kız

nakaratıyla ve bar/halay havası olarak da söylendiğinide belirtir.

Kırgızoğlu Türküde:

Sarı kız , Sarı Gelin
Dünyanın varı gelin

nakaratı olduğunuda şifahen belirtir.

Burada bahsettiğimiz on birli ve yedili heceyle söylenen iki çeşit Sarı Gelin Türküsü olduğu anlaşılıyor.Her iki Türküde de Sarı Gelin ve Sinan isimleri geçiyor.Bu isimlerin efsanedeki Şeyh San'an ile sevgilisinden geldiği açıktır.Ünlü Türkoloğ Prof. Dr. Kırgızoğlu " Sarı Gelin Türküsü ve Şeyh San'an efsanesi , 12. y. da Kafkaslar kuzeyinden gelen Ortodoks Kuman hatırasından kalmıştır " diyerek Türkünün kaynağını kesin şekilde belirtiyor.

Ünlü air Ahmet Hamdi Tanpınar , Erzurum halk havalarından bahsederken " Eruzum çarşı pazar , diye başlayan bu Türkünün canlandırma kudretine daima hayran oldum." demektedir.

Sarı Gelin , bir oyun havası olarak ,Kars oyunlarını arasında geçmektedir.Gazmihal ' in Yurt oyunları Kataloğlu ve Kırgızoğlunun , Kars ili Halk oyunları adlarında Sarı Gelinide görüyoruz.

Azarbaycanda söylenen Sarı Gelin nakaratlı Türküsünün ilk kıtası söyledir.

Saçın uzun hörmezler
Gülü gonce dermezler
Bu sevda ne sevdadır
Seni mene vermezler
Neynim aman Sarı Gelin

Sarı Gelin Türküsünün bir Türk eseri olduğunu böylece ortaya koyduktan sonra , meselenin Ermeni tarafına bakalım.Şunu hemen belirtmeli ki , Türkünün ortaya çıktığı coğrafyada Türk unsuru hakimdir.Ermeniler ise azınlıktır.Büyük İmparatorluklar kurmuş bir milletin , kendi himayesinde yaşayan bir azınlıktan Türkü , hele oyun havası alması uzak bir ihtimaldir.

İkinci bir husus da Türkünün dayandığı mevcut folklör malzemesidir.Bu malzeme olmasaydı , Türkünün kaynağı meçhul kalacaktı.O zaman , bir propagandaya mazleme olsa da , Türkünün Ermeni mahsülü olup olmadığı tartışılabilirdi.Halbuki durum öyle değil.Türküyü ortaya çıkaran kuvvetli halk edebiyatı verimine sahibiz.
kafkaskurdu Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla