|
Türkün atası
TÜRK ‘ ÜN ATASI Pus ve sis dolu bir Kasım gününün sabah saatlerinde görevini tamamlayıp ayrıldı aramızdan . Türk Milleti’nin,yoksulluk, sefalet ve acı dolu günlerinde sunulmuş bir armağan gibiydi Anadolu’ya . Yıllar var ki görmemişti bu topraklar böylesine cesurunu , böylesine baştan başa vatan , millet sevgisiyle dolu olanını.Görmemişti bu halk kendini değil halkını düşünenini , bu sebeple kulak verdi çağrısına ;erkeği , kadını , genci yaşlısı…Ata’sının gözlerindeki inanç yeterdi elde kalanı da feda edip , düşman üstüne yürümeye.Öyle de yaptılar :paslanmış bir tabanca , belki dededen kalma bir tüfekle ,kazmalarla , küreklerle yürüdüler ölümün üzerine , beşikte kalan bebeklerinin göz yaşlarına bakmadan .Onlar içindi çünkü yapılan ,bağımsız bir gelecek içindi… “Ben size savaşmayı değil ; ölmeyi emrediyorum “dediğinde mavi gözlü insan , anladılar nasıl savunulacağını vatanın ; namusun , dinin , dilin ve geleceğin nasıl korunacağını anladılar.Bir tek canları vardı , bir tek davaları ,bir tek vatanları ve bir tek önderleri..Vereceklerdi canlarını , sürdüreceklerdi davalarını ,kurtaracaklardı vatanlarını ve önderlerine verdikleri sözü tutacaklardı
|