Alıntı:
Altarcan adlı Üyeden Alıntı
Ankara da yaşayan Türkçüler kınusu açıldı açılalı yöneticiler diyor ki sesli sohbete gelmeyenler buluşmaya katılamayacak.
Arkadaşlar neyden korkuyorsunuz ne zorunuza gidiyor.
|
Birşeyden korktuğumuz yok. Buluşma işini icad eden kişi benim; 2003 yılının Ağustos ayında Türkçü.net sitesinde duyuru yapmak suretiyle ilk Ankara buluşmasını düzenlediğimde piyasada bizden başka bu işle uğraşan tek bir kişi bile yoktu. Dernek falan da yoktu... Bugün gerçek hayatta birbirini tanıyan Türkçülerin çoğu Ankara, İstanbul ve İzmir'de düzenlediğimiz buluşmalar sayesinde birbirleriyle tanıştılar. Bizim buluşmalarda tanışan kişiler daha sonra dernek bile kurdular.
Tek hatamız, buluşmalara katılan kişilerin kimliklerini öğrenmeye gerek görmeyişimiz idi. Mesela Türkçü.net forumunda Pusatlı Çeri diye bir adla yazı yazan ve 2005 yılındaki bir toplantımıza katılan şahısa adını sorduğumuzda "İşim gereği gerçek adımı veremem, bana Atilla diye hitap ederseniz sevinirim" dedi. Sonrasında defalarca toplantılarımıza katıldı fakat ne adını, ne mesleğini, ne de oturduğu yeri biliyorduk. "Önemli olan kimliği değil Türkçülüğüdür" diye düşünüp eyvallah dedik, adını dahi bilmediğimiz adama kardeşimiz gibi davrandık. Ama günün birinde bu şahıs MSN'de aleyhimizde konuşmaya ve basbayağı iftira atmaya başladı. Masamızda yiyip içtiği hâlde bize iftira atan şahısın yaptığı kalleşliğin hesabını nasıl soracaktık? Ne adı belli, ne de yeri yurdu...
Bu sadece bir örnektir. Buna benzer çok olayla karşılaştık. Toplantılarımıza Nurcu bile katıldı. Türkçü diye bildiğimiz ve yakınlık gösterdiğimiz bir gencin Gazi Üniversitesi'nde Fethullah'ın yayın organlarından biri olan Sızıntı Dergisi'ni sattığını bir tesadüf sonucu öğrendik. Bir insanın hayatta edindiği tecrübe, yediği kazıkların toplamıdır. Bu yüzden, buluşmaya katılmayı isteyen kişiler hakkında yeterince bilgi sahibi olmamız gerekiyor artık...
TTK