Tekil İleti gösterimi
Alt 06.12.2007, 09:17   #2 (İleti Bağlantısı)
Gök Yeleli Bozkurt
Otağ Yöneticisi
 
Gök Yeleli Bozkurt - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 19.01.2005
İletiler: 1.791
Gök Yeleli Bozkurt Rss Beslemesi
SAVAŞLARI

SAVAŞLARI

TRABLUSGARP VE BALKAN SAVAŞLARI

27 Eylül 1911'de İtalyanlar'ın Trablusgarb'a saldırması üzerine, Atatürk Mısır yoluyla Tobruk'a giderek oradaki Türk kuvvetlerinin komutasını eline aldı. 27 Kasım 1911'de binbaşılığa terfi etti. 22 Ocak 1912'de de Berka'da düşmana karşı saldırıya geçerek, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ilk başarısını sağladı; Derne'deki kuvvetlerin başına geçip en güç koşullar içinde üstün süşman kuvvetlerine karşı koydu.

Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine, Atatürk, Avrupa yoluyla Romanya üzerinden İstanbul'a döndü. Gelibolu Yarımadası'nı korumak üzere Bolayır'da toplanmış olan kuvvetlerin harekat şubesi müdürlüğüne atandı. Bir süre sonra bu kolordunun kumay başkanı oldu. Ordu komutanı olmadığı için bu görevi de üstüne aldı.

Balkan Savaşı'ndan sonra 27 Ekim 1913'te Sofya Askeri ataşeliğine atandı. 1 Mart 1914'te rütbesi yarbaylığa yükseltilerek, Bükreş, Belgrad, Çetine askeri ataşelikleri de ek görev olarak kendisine verildi.


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Atatürk, 1. Dünya Savaşı'nın başlamasından 1915 yılı başına kadar Sofya'da Kaldı. Osmanlı Devleti'nin bu savaşa katılmakla acelet etmiş olduğu kanısındaydı. Savaşın gelişmelerini büyük bir dikkatle izliyor, savaşım Almamya ve bağlaşıkları için kötü sonuçlar doğuracağını yakınındakilere söylüyordu. Ancak, gene de Sofya'da ataşe olarak kalmayı doğru bulmuyordu. Bu düşünceyle kendisine etkin bir görev verilmesini ısrarla istedi. Tekirdağ'da kurulmasına karar verilen tümenin komutanlığına getirildi.

Atatürk'ün 20 gün gibi kısacık bir süre içinde kurmayı başardığı tümen, 19. Fırka adıyla Çanakkale savaşlarına katıldı. O sıralarda bu bölgedeki ordunun komutanı Alman Generali Liman von Sanders'ti. Atatürk komutasındaki tümen Arıburnu ve Anafartalar'da çok üstün düşman kuvvetlerine karşı savaşarak büyük başarılar kazandı.

Başbuğ Atatürk, 1915 yılının sonlarına doğru Edirne'deki 16. Kolordu Komutanlığı'na atandı. 1916 Şubat'ında Diyarbakır'a gitti. 1 Nisan 1916'da da generalliğe terfi etti. Buradaki başarılarından ötürü, kendisine kılıçlı altın İmtiyaz Madalyası verildi.

1917'de Alman generallerinden Falkenhayn'ın başında bulunduğu Yıldırım Orduları grup komutanlığına bağlı olan 7. Ordu'nun komutanlığına getirildi. Bu ordu Halep'te toplanıyordu. Atatürk, grup komutanının düşüncelerini vatan aleyhinde gördüğünden, ordu komutanlığını bırakarak İstanbul'a döndü. Çok geçmeden İngilizler'in yaptığı bir saldırıyla Filistin ile Kudüs kaybedilince, Atatürk'ün bu konuda ne kadar haklı olduğu da ortaya çıktı. Atatürk, bundan sonra, Veliaht Vahidettin Efendi'nin 15 Aralık 1917 - 5 Ocak 1918 tarihleri arasında yaptığı Almanya yolculuğuna katıldı. Orada imparator 2. Wilhelm ve Mareşal Hindenburg 'la görüşerek onlara savaşın Almanya için kötü sonuçlar doğuracağını anlatmaya çalıştı.

Atatürk, Almanya'dan dönüşünde hastalandı; tedavi için Viyana'ya, Karlsbad'a gitti. Bu arada 5. Mehmet ölmüş, yerine 6. Mehmet adıyla Vahidetttin çıkmıştı (5 Temmuz 1918). Vahidettin Atatürk'e 7. Ordu'nun başına geçmesini teklif etti. Atatürk 18 Eylül 1918'de Nablus'un güneyinde yerleşmiş bulunan ordunun başına geçti. Durumun umutsuzluğunu hemen gördü; yeni bir düşman saldırısının yakın olduğunu anladı. Gerçekten, 17/18 Eylül gecesi düşman saldırısı başladı. Düşman kuvvetleri çok üstün durumdaydı. Bu amansız saldırı karşısında öbür ordular birer birer tutsak düştüğü halde, Atatürk, komutasındaki orduyu düzgün bir halde geri çekmeyi başardı.

Mareşal Liman Von Sanders 20 Eylül 1918'de Atatürk'ü Rayak'ta yeni bir savunma cephesi kurmakla görevlendirdi. Bozulan 4. ve 8. orduların askerlerini de onun emrine vermişti. Ancak, bu ordunun bile kurulmasına vakit kalmadan, hemen o gün düşman kuvvetleri de Şam'a girdi. 5 Ekim 1918'de Halep'e gelen Atatürk şehrin kuzeyinde asi Arap kuvvetleriyle savaştı. Bu savaşı kazanarak düşman ordusunun ilerlemesini önledi. 26 Ekim 1918'de de Antakya çevresini fiili sınırlarımız içine almayı başardı.

30 Ekim 1918'de, Osmanlı Devleti Mondros mütarekesini imzaladı. Bu anlaşmayla Yıldırım Orduları Grup Komutanı Mareşal Liman Von Sanders görevinden ayrıldı, yerine Atatürk atandı. Atatürk, mütareke koşullarına uyularak kayıtsız şartsız teslimiyeti kabul etmedi; emrindeki kuvvetlerle silahları elinde tutmak niyetinde olduğunu bildirdi. Bunun üzerine, Yıldırım Orduları Grubu lağvedildi.


Atatürk, ilerideki bir savaşa hazırlıklı bulunmak amacıyla bir kısım silahla cephaneyi güvenilebilecek ellere bırakmayı da ihmal etmemişti. Böylece, Maraş, Urfa, Antep, savunmalarının temelini hazırlamış oldu. Atatürk, 13 Kasım 1918 günü düşman donanması İstanbul limanına girdiği sırada sessizce Haydarpaşa'ya geldi; karşıya geçerek Beşiktaş'ta, Akaretler'de annesinin oturmakta olduğu eve gitti. İlk işi, hükümet ileri gelenlerine hatalarını anlatarak, milli ülkülere bağlı, güçlü bir kabine kurmalarını teşvik etmek oldu. Bu girişimindenolumlu bir sonuç çıkmayacağını anlayınca, bu kez Vahidettin'e başvurdu. 22 Kasım günü, kendisiyle uzun uzun görüşerek vatanı kurtarmak için yapılması gereken işleri anlattı. Bu görüşme sonunda, padişahtan da birşey beklemenin boş olduğunu anladı.
__________________
Türk, Tanrı'nın; Atsızcılar da Türk'ün öfkesinden yaratılmıştır.
Gök Yeleli Bozkurt adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla