Tekil İleti gösterimi
Alt 06.12.2007, 09:27   #7 (İleti Bağlantısı)
Gök Yeleli Bozkurt
Otağ Yöneticisi
 
Gök Yeleli Bozkurt - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 19.01.2005
İletiler: 1.791
Gök Yeleli Bozkurt Rss Beslemesi
BAŞBUĞ HASTALANIYOR

BAŞBUĞ HASTALANIYOR

Atatürk, 1938 yılının ilk aylarında Yalova ile Bursa'ya gitti. Yalova'daki Termal Oteli daha yeni yapılmıştı. Atatürk, 22 Ocak 1938'de Yalova'ya giderek, bu otelin ilk konuğu oldu. 1 Şubat 1938'de Gemlik'te kurulanSuni İpek Fabrikası'nın açılış töreninde bulunduktan sonra, ertesi gün Bursa'da açılan Merinos Fabrikası'nın açılışında bulunmak üzere oraya gitti. Kendisini karşılamaya gelen Bursalılar, bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığı halde, Ulu Ata'ya büyük sevgi gösterileri yaptılar. Ulu Başbuğ Atatürk, yağmura rağmen, açık bir otomobille şehre girmişti. Çelik Palas Anonim Şirketi'ndeki hisselerini, Bursa'daki köşkünü, köşkün onarımı için bankada duran parasını Bursa Belediyesi'ne bağışladı.

Türk'ün Atası, Yalova ve Bursa yolculukları sırasında kendisini adamakıllı üşütmüş, hayli zayıf düşmüştü. Çankaya'daki köşkte bir süre dinlenmesi gerekiyordu. Rahatsızlığı ağır olmamakla birlikte, her ihtimale karşı, Fransa'dan iç hastalıkları uzmanı Prof. Fissenger getirildi. Yapılan muayene sonunda, hastalığın kısa bir dinlenmeyle atlatılabileceği anlaşıldı. Bu haber Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nce yayınlanan bir bildiriyle bütün yurda duyuruldu; geniş bir ferahlık uyandı.

Ulu Başbuğ Atatürk, 11 Mayıs'ta yetkili memurlar huzurunda, millete armağan ettiği mülklerin hibe belgelerini imzaladı. Böylece, Ankara'da Marmara Köşkü'ndeki çiftliklerini Ankara Belediyesi'ne armağan ettiği arsalarla yapıları, Cumhuriyet Halk Partisi'ne armağan ettiği UIus Basımevi ile dolaylardaki topraklarını resmen millete bağışlamış oldu.

19 Mayıs 1938'de Spor ve Gençlik Bayramı gösterilerini izledikten sonra, Güney illerimizde bir inceleme gezisine çıktı; Silifke'ye, Mersin'e gitti. Birkaçgün Mersin'de kalarak, oradaki birliklere küçük ölçüde tatbikat yaptırdı ve sonra Adana'ya döndü. Bu, büyük askerin ordusuyla yaptığı sonyakın görüşmeydi. Bu gezi, Ata'yı çok yormuştu. Ankara'ya uğradıktan sonra, dinlenip tedavi olmak niyetiyle İstanbul'a gitti.

Uzman hekimlerin yaptığı konsültasyon sonunda, Atatürk'ün karaciğerinden hasta olduğu anlaşıldı. Fransa'dan Prof. Fissenger, Berlin'den Bergmann, Viyana'dan Prof. Epinger davet edilerek hastalığın tedavisi üzerinde fikirleri alındı. Yurdun en tanınmış hekimleri de sürekli tedavi heyetine katıldılar.

1 Haziran 1938'de Atatürk, için alınan "Savarona" yatı İstanbul'a geldi. Atatürk, uzun süre bu yatta kalıp, dinlendi. Devlet işlerini buradan yönetti, kendisini görmeye gören bakanları burada kabul etti. Hastalığının ciddi olduğu duyuluyor, hakkındaki kaygılar yurdun dört yanında derin üzüntü uyandırıyordu.

4 Temmmuz 1938'de Hatay bağımsız bir devlet haline geldi. Bu olay, Atatürk'ün son çalışmalarının eseriydi. Ne yazık ki, Atatürk ciddi şekilde hastaydı. 18 Ekim'de bildiriler yayınlanarak, sağlık durumu üzerinde millete bilgi verilmeye başlandı. 22 Ekim'de hastalığın düzelmeye yüz tuttuğu bildirildi. Ne var ki, Atatürk Cumhuriyet'in 15'inci yıldönümü töreninde Ankara'ya gidemedi. Bu büyük bayramın sevincine bütün yurtta derin bir üzüntü de karışmıştı. Atatürk bitkin bir halde yatarken, orduya bir mesaj yazdırdı; bunu yatağının içinde kendi eliyle düzeltti.


BAŞBUĞUN ORDU'YA SON SÖZLERİ

Ulu Başbuğ, asker ve subay arkadaşlarına son seslenişi olan bu mesajında şöyle diyordu:

"Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!
Memleketin en buhranlı ve müşkül anlarında, zulümden, felaket, ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmış isen, Cumhuriyet'in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun halde vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına şüphem yoktur.
Bugün, Cumhuriyet'in onbeşinci yılını, mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk milletinin huzurunda, kahraman ordu, sana kalbi şükranlarımı beyan be ifade ederken büyük milletimizin iftihar hislerine de tercüman oluyorum.
Türk vatanının ve Türk camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük milletimizin tam bir inan ve itimadımız vardır. Büyük milletimizin, orduya bahşettiği en son sistem fabrikalar ve silahlar ile bir iki kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragat-i nefis ve istihkar-ı hayat ile her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatle kara, deniz hava ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratını selamlar ve takdirlerimi bütün ulus muvacehesinde beyan ederim.

Cumhuriyet Bayramı'nın onbeşinci yıldönümü hakkınızda kutlu olsun!"
__________________
Türk, Tanrı'nın; Atsızcılar da Türk'ün öfkesinden yaratılmıştır.
Gök Yeleli Bozkurt adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla