Tekil İleti gösterimi
Alt 11.12.2007, 01:08   #7 (İleti Bağlantısı)
Gök Yeleli Bozkurt
Otağ Yöneticisi
 
Gök Yeleli Bozkurt adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 19.01.2005
İletiler: 2,155
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Fikir babamız, yol göstericimiz, idolümüz büyük ülkü adamı Nihâl Atsız Atamız'ı uçmağa varışının 32'nci yıldönümünde, sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. Nihâl Atsız gibi özel ve üstün insanlar çok ender yetişirler. Nihâl Atsız, Ziya Gökalp'in attığı Türkçülük temelleri üzerine sağlam ve ihtişamlı bir bina çıkan Türkçüğün son ulu mimarıdır. Soylu Türk budununun doğasına uygun tek ve gerçek ülküsü olan Türkçülük bugüne değin Türk budununa unutturulamamışsa, bu, Türkçülüğün ulu mimarı Nihâl Atsız sayesinde olmuştur.
Türkçülük ülküleminin kuramsal olarak ilk fikir babası Yusuf Akçura idi. Bu ülkülemi sistemleştiren ve disipline eden kişi de Ziya Gökalp olmuştu. Türkçülüğün bu iki ulu kişiliğinin fikirleriyle beslenen Ulu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk de, Türkçülüğü yaşama geçirip, Türkçü devrimi gerçekleştirmişti. O çağlarda Türkçülük olması gerektiği biçimdeydi. Yani çağına uygun bir tarzdaydı. Bugün ise Türkçülük, Nihâl Atsız'ın uzgörüsü sonucunda olması gerektiği gibi yorumlanmış ve bu çağa adapte edilmiştir. Kısaca Türkçülük, Türk ırkçılığının adı olmuştur. Önümüzdeki yıllarda gerçekleşmesi kesin olan yeni bir Türkçü devrim de, bu çerçevede olacak ve bu devrimin lideri olacak kişi de, mutlaka "ATSIZCI" olacaktır.
Fikir babamız, esin kaynağımız ve idolümüz Hüseyin Nihâl Atsız, Türklük ve Türkçülük için her türlü fedakarlığı yaparak, biz yeni kuşak Türkçülerin yolunu açmıştır. Nihâl Atsız, çok özel bir ülkü adamı idi. Biz yeni kuşak Türkçülerin, Nihâl Atsız'dan düşün açısından olduğu gibi, O'nun yaşam felsefesinden de öğreneceği çok şeyler var. O'nun yaşam felsefesi, sıradan bir insan olmayı reddeden; bir ülkü için yaşamayı ve gerektiğinde de ölmeyi emreden bir yaşam felsefesiydi. Onun içindir ki, "Kömen" adlı şiirinde:

"Hiç düşündün mü niçindir yaşamak?
Bir görev yapmak içindir yaşamak.
Er kişiysen görevin neyse, başar.
Zevke, eğlenceye hayvan da koşar!"

diyerek, bu ülkücü(idealist) yaşam felsefesinin formülünü biz çocuklarına vermişti.
Bu mısralarda, yeni dava adamları için, yeni Gök Börü adayları için benimsenmesi gereken bir yaşam felsefesi gizlidir. Sıradan ölümlü bir insan olmak mı, yoksa özel ve öldükten sonra bile saygıyla anılan bir "Bengü (Ölümsüz) Bozkurt" olmak mı? İşte, bu soruya yanıt olarak ikinci şıkkı verenlerin oranı ne kadar fazla olursa, Türk budunu da kurtuluşa ve Türk Birliğine o kadar yakın olacaktır. Türk yurtlarının iç veya dış düşmanlardan temizlenmesi ve Türk budununun gönence kavuşarak, tek bir bayrak altında toplanması ancak gerçekleşecek olan yeni bir Türkçü devrim sayesinde mümkün olabilecektir. Aksi ise, "böyle gelmiş, böyle gider" anlayışının ve yoz düzeninin hüküm sürmeye devam etmesi demek olacaktır. Biz yeni kuşak Türkçülere düşen görev; Nihâl Atsız Atamız'ın izinden yürümek; O'nu, O'nun felsefesini ve fikirlerini genç kuşaklara öğretmek ve tanıtmak olmalıdır. Çünkü gerisi çok kolay olacaktır. Bu soylu budunla, onun yurdunun bekasını teminat altına almanın ve Türk Birliği'ne ulaşmanın tek bir formülü vardır. O formül ise: ATATÜRKÇÜLÜK+ATSIZCILIK = TÜRK ÜLKÜSÜ'dür. Türk ülküsü gerçekleştiğinde de, Acun yeniden Türkler için dönmeye başlayacak ve insanlık eski efendisine tekrar kavuşacaktır.

Nihâl Atsız Atamız, yaşamın zevklerinden ve güzelliklerinden vazgeçerek, aşkı ve zevki Türk ırkında arayıp bulmuş olan ulu bir kişilik, soylu bir Bozkurt'tu. O'nun içindir ki bugün hala, yavru kurtlarının kalplerinde yaşayan, bir "Bengü Bozkurt"tur. Bugün tüm Atsızcılar, Atsız'ın birer çocuğu ve yavru kurtudur. Bu hem gurur verici hem de sorumluluk isteyen bir durumdur. O'na layık olabilmek ve kutlu tinini şad edebilmek de yavru kurtların başta gelen görevidir.

Bengü Bozkurt, "YAKARIŞ" adlı şiirinde;

Gam mı ceylân gözlüler bizlere yâr olmasa?
Yeter ki kılıçlarla süngüler yâr olmalı.
Rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa?
Savaş ve er meydanı bize mezar olmalı.

diyerek, Türkçülere bir başka mesaj vermiştir. Türkçü, Acun zevklerinden ve kendi yaşamından feragat edebilen özel kişidir. Türkçü olmanın yükü ve sorumluluğu ağırdır. Türkçülük, kişinin kendi egosunu tatmin etmek için bir uğraşı olarak görebileceği fantezi bir ülkülem değil; fedakarlık isteyen, çıkar peşinde koşmadan Türklük ve Türkçülük için gerektiğinde ölüme atlamayı emreden kutsal ve ağır bir ülkülemdir. Türkçülük, Türklük ve Türk yurdu için, göz kıpmadan ölüme atlayan/atlayacak olan kahramanların ve kahraman adaylarının ülkülemidir. Onun içindir ki Bengü Bozkurt, "KAHRAMANLIK" adlı şiirinde;

Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

diyerek, en büyük kahramanlığın göz kıpmadan saldırarak, ölüme atlamak olduğunu vurgulamıştır.
Kendisine gençlik yıllarında "Atsız" adını takan bu ulu kişilik, çok geçmeden hak ettiği adı almış ve bugün de esas mekanını bulmuştur. O'nun adı artık Bengü Bozkurt yani ölümsüz Bozkurt, mekânı da yavru kurtlarının kalpleri olmuştur. Başka bir deyişle O, yavru kurtlarının kalplerinde yaşayan bir "Ulu ve Bengü Bozkurt"tur.

Bengü Bozkurt, "SELAM" adlı şiirinin aşağıdaki mısralarında:
‘‘Vaktiyle bir Atsız varmış…’’ derlerse ne hoş!
Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhoş?
diyordu. Umarız, onun yavru kurtları olan biz yeni kuşak Türkçüler de, bir nebze olsun O'nun kutlu ruhunu sarhoş edebiliyoruzdur. Ama bu kutlu insanın ruhunu sarhoş edebilmek için sadece O'nu anmanın da yeterli olmayacağını, O'nun ruhunu şad ve sarhoş edecek esas şeyin, Türklüğün daha da yücelmesi ve Türkler'in tek bir devlet, tek bir bayrak altında toplanması olduğunu biliyoruz. Bunu gerçekleştirmek ve O'na layık olmak için de yılmadan, pes etmeden daha çok çalışmamız gerektiğinin de bilincindeyiz..

"Atsız"a

Bir buçuk yıl var ki senden öğüt aldık biz,
Senden taşan Türklük aşkı bize verdi hız...
Artık sussan ve beklesen bunun kârını,
Görsen nasıl hazırlıyor gençlik yarını?

"Türk"ü yalnız "Türk"ü örnek etmekti gayen
En ümitsiz varlık için emindi sayen.
Şuursuzca garba akan gençlik taşandı,
Bu sel senden neler aldı, neler kazandı!

Sendin çizen nispetini Bismark'la Türk'ün,
Sen anlattın niçin gitti Napolyon sürgün;
Artık bugün bir mefkure değildir Lenin,
Sihirledi onu çelik iraden senin.

Ektiklerin genç kalplerde vermekte filiz,
Bil ki onun yükselmesi yakındır Atsız ! ..

Atsız Atamız'ın saygıdeğer eşi merhume Bedriye Sabit Atsız Hanımefendi'nin bu güzel şiiri de, bizlerin duygularına tercüman olmakta, Bengü Bozkurt'un ektiği tohumların filiz verdiğini ve bu filizlerin büyüyüp, yükselmesinin yakın olduğunu görmekteyiz.
Bengü Bozkurt Atsız Atamız,
Bu umutla yaşayan yavru bozkurtların senin yolbaşçılığını yaptığın çetin ve kutlu yolda; emin adımlarla ve kararlılıkla ilerlemeye devam etmektedirler. Yaşımız gereği, seni Acun gözüyle göremedik fakat seni yapıtlarınla gördük, tanıdık ve çok sevdik. Seni son nefesimize kadar da seveceğiz. Yeni kuşaklar seni tanıyıp sevdikçe Türkçülük bayrağı hep dalgalanacak ve Türklük eskisi gibi tekrar şaha kalkacaktır.
Atsız Atam,
Seni saygıyla ve özlemle anıyoruz. Her gün seni yaşıyor, yaşatıyor ve hissediyoruz. Sen hiç ölmedin.
Zaten BOZKURTLAR ölmezler çünkü onlar BENGÜDÜR!
Kutlu tinin şad, mekânın Türk uçmağı olsun!
__________________
Türk, Tanrı'nın; Atsızcılar da Türk'ün öfkesinden yaratılmıştır.
Gök Yeleli Bozkurt Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla