TURKES'DE CIA ILE BIRLIKTEYDI! CIA LE BERABER HUMEYNIYI DEVIRIP SAH'IN OGLUNU GETIRECEKLERDI!
12 Eylül'ün 20. yıldönümünde Türkeş'le ilgili iddialar gündemi kaplarken, Abdurrahim Karakoç'un Akit'te yazdığı bir yazı gözlerden kaçtı. Karakoç'a göre, Türkeş 1987'de bir grup emekli subayı üç milyon dolar vererek İran'a göndermek ve Humeyni'yi devirip yerine Şah'ın oğlunu getirmek istemişti. Aktüel dergisinin 5 Ekim 2000 tarihli nüshasında Türkeş'e yakınlığıyla bilinen Abdürrahim Karakoç'la bu konuya ilişkin bir röportaj yayınlandı.
İlginç bir iddia attınız ortaya? Humeyni rejimini, üstelik ülkücü subaylar vasıtasıyla yıkma hikâyesinin aslı - astarı nedir?
-Bana 1990 yılında anlatıldı. Ben bugüne kadar kimseye bir şey söylemedim. Çünkü lüzumu yoktu. Zaten 1990 yılında da partiden ayrılmıştım. Ama bu işler birdenbire medyaya düştü. Rıza Müftüoğlu bir kitap yazdı. Onun üzerine birisi çıkıp kaçırma olaylarından, diğeri karşı darbeden söz etti. Bazı şeyleri kendi istedikleri yöne çekmek gibi hadiseler cereyan etmeye başlayınca, ben de müdahil olup yazdım.
Alparslan Türkeş'e bir hayli yakındınız galiba?
- Evet, ben rahmetli Türkeş'in yakınında bulunan birisiydim. Şu anda yanında bulunduğunu söyleyenlerin hepsinden yakındım. Zaten partiye Devlet Bahçeli ile aynı gün girmiştik. Hiç kimse Türkeş'le konuşamazdı, ben konuşup herşeyi sorardım.
Peki İran'daki rejimi yıkıp yerine Şah'ın oğlunu getirme meselesini 1990 yılında mı duydunuz siz?
- Evet, 90'da duydum.
Kimden duydunuz?
- İsmini vermeyeyim çünkü hâlâ partide görev yapıyor.
Peki bu kişi ne anlattı?
- Biz Almanya'da, Frankfurt'taydık. Türk Federasyonu Başkanı Kadir Boran'ın evindeydik. Ben, bu konuşmayı yapan arkadaş, iki kişi daha. Dedim ki o arkadaşa, "Yahu sen asker kökenlisin, Türkeş'e de yakınsın. Bizim bilmediğimiz bazı şeylere vakıf olmuşsundur. Anlat hele biraz." Türkeş kendi de asker olduğu için askerleri severdi. "Çok enteresan bir hatıran varsa anlat" dedim. O da, "Anlatacak çok şey var ama kalsın" dedi. "Hiç değilse bir tanesini anlat" diye ısrar edince, "öyleyse hiç kimseye anlatmayacağınıza söz verin" dedi ve anlatmaya başladı. "İran'a gidin ve..."
Ne anlattı tam olarak?
- Bu arkadaşımız, 1984 yılında yüzbaşılıktan tasfiye edilenlerden birisidir. Bir gün Türkeş bunu çağırıyor ve "Seninle birlikte ordudan atılan güvendiğin subaylardan ne kadar bulursan topla getir, onlarla bir konu konuşacağım" diyor. Subaylar, Türkeş gibi bir insanın davetini cana minnet biliyorlar ve toplanıp Başbuğ'un huzuruna gidiyorlar. Türkeş bunlara, "Siz emekli de olsanız, muvazzaf da olsanız şerefli Türk subaylarısınız. Türk subayları emre itaat edip vatanı için gerekeni yapar" dedikten sonra, "Size bir görev vereceğim yaparsınız değil mi" diyor. Onlar da, "Başüstüne!" diyorlar. Arkasından Türkeş, "Size üç milyon dolar avans verip İran'a göndereceğim, ayrıca herbiriniz için 15'er milyon aylık maaş bir banka hesabına yatacak" diyor. Sonra da görevi açıklıyor: "İran'a gideceksiniz, Humeyni rejimini devirip yerine Şah'ın oğlunu getireceksiniz." Türkeş, "Yaparsınız değil mi" diye sorunca, düşünmek için vakit istiyorlar. Türkeş de, "Düşünün, karar verip gelin" diyor.
Dışarıya çıkınca bu arkadaşın yakasına yapışıyorlar, "Bu nasıl teklif? Bizi bunun için mi getirdin buraya" diye. "Biz kendi memleketimizi seviyoruz ama İran'la ne ilgimiz var? Ha Humeyni olmuş, ha Şah'ın oğlu olmuş, bizi ne ilgilendirir? Biz bunda bir pislik kokusu alıyoruz, CIA'nın oyunu bu" diye öfkeleniyorlar adamakıllı.
Bunu kendi aralarında konuşuyorlar...
- Bunu bizim o arkadaşa söylüyorlar. "Bize CIA'nın taşeronluğunu mu yaptıracaksın" diye yükleniyorlar. Bu dediğim kişi, halen MHP'dedir, il başkanlığı yaptı, sonra da milletvekili adayı oldu ama kazanamadı.
Neden ismini açıklamıyorsunuz?
- İnkâr ederlerse açıklarım. Şahitlerim var çünkü. Ben öyle havadan konuşmuyorum.
Sonra ne oluyor?
- "Bir daha bizi çağırma, çağırırsan seninle çok kötü kapışırız" diyorlar ve gidiyorlar. Bizim arkadaş, "Ben de böyle bir teklifin geleceğini bilmiyordum" diyor. Türkeş, beş - on gün sonra yeniden çağırıyor bunu yanına. "Ne oldu" diye soruyor. Bu da, "Efendim korktular, görevi kabul etmediler" diyor. Türkeş bozuluyor, "Tamam, kalsın o zaman, sen de kimseye bir şey söyleme" diyor. Hadise de böyle kapanıyor. * Peki hiçbiri, "Bu paranın kaynağı ne? Bu işin arkasında CIA mı var" diye sormamış mı? - Sormamışlar ve zaten de soramazlardı. Benim haberim olsaydı, sorardım.
Siz bunu duyduktan sonra mı istifa ettiniz partiden?
- Başka sebepler de vardı. Ama bu da işin içine girince, iş bitti. Bu konuşmadan iki gün sonra istifa ettim.
Peki ama milliyetçi olduğu söylenen bir siyasi hareket, nasıl böyle pervasızca CIA'nın dümen suyuna girebiliyor?
- Ben doğrudan CIA demiyorum ama subaylar, böyle bir teklifin arkasında CIA'dan başka bir gücün bulunamayacağını düşündükleri için dile getiriyorlar bunu. Peki senin mantığına uygun düşüyor mu dersen, düşüyor. Alparslan Türkeş üç milyon doları avans olarak niye versin? İran rejimini yıkmak için vereceğine, Türkiye'nin daha iyi bir rejime kavuşması için harcasa ya burada...
3 MİLYON DOLARLIK TEKLİF
Türkeş üç milyon doları olan bir insan mıydı?
- Olması mümkün değil. Bu teklif olduysa, bu CIA'dan başka kimsenin işi olamaz. Şah'ın oğlu Amerika'daydı ve Amerika, Humeyni rejimine karşıydı, yıkılmasını istiyordu. Belki de bunlar üçüncü, dördüncü taşeron olacaklardı.
Şayet bu iddia doğruysa, MHP'nin çeşitli eylemlerinde de CIA'nın parmağı olduğunu iddia edenler çıkacaktır. O kadar insan öldü çatışmalarda...
- O çocuklar samimiydi. Ülkücüler olsun, solcular olsun samimiydi. Ama yöneticileri bilemem. Bazı meseleler, on sene, yirmi sene sonra açığa çıkıyor. Çatışmaların arkasında CIA olabilir. Bu hadise dışında kesin bir bilgi yok elimizde. Ama ben gençleri yönlendirenlerin samimiyetine çok fazla inanmıyorum. İsrail'le görüşmek ülkücülüğe aykırı
Geçmişe baktığımızda, bu iddianın ışığında bazı şeyler yerli yerine oturuyor. Türkeş'in İsrail'le görüşmesi de bunlardan biri...
- İsrail'le görüşmesi, Ermenistan Devlet Başkanı Petrosyan'la görüşmesi... Bunlar zahiren baktığınızda MHP'nin prensiplerine aykırı politikalar. Apo'ya "Ermeni uşağı" diye hakaret ediyor, sonra Ermeniler'in lideriyle görüşüyor. Bir başka açıklaması daha vardı Türkeş'in, "Ben Yahudiler'le 30 yıllık dostum" diyordu. İşin garip tarafı, İsrail'e iyi nazarlarla bakmaz ülkücüler.
12 Eylül'den sonra Türkeş bir hayli değişti galiba...
- 12 Eylül öncesiyle, sonrası arasında büyük fark oldu Türkeş'te. Türkeş eskiden savunulan fikirlerin birçoğuna yasak getirdi. 90'lı yıllarda biz bunu gördük.
Siz bu yazıyı yazdıktan sonra MHP'lilerden tepki aldınız mı?
- Arayan bazıları, Türkeş'in yakınında olan insanlardı. "Bizim başka bildiklerimiz de var, gelip size anlatacağız" dediler. Ben de, "Buyrun, gelip anlatın" dedim. Anlattıkları zaman onları da yazacağım.