|
Çelişki girdâbına kulaç atanlar, dalgalı denizlerin şaşırtıcı dinginliğini bilemezler. Tabiî sükûneti de doğru bir şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Durgunluk, iç meselelerin çözümü için kullanıldığı sürece bir fayda sağlar. Görünmeyen fakat hissedilen sınırları aşmayanlar bu kategoriye dahil değildir elbet. Bir de rejimden yana tavır sergilediğini iddia edip de, çelişki girdâbına kulaç atanlar mevcuttur. Tanrı'ya şükür ki iki gruptan da değiliz. Akıl ve ilim güneşinin doğduğu bir coğrafyaya musallat olan bir yılan var; adı şeriatçı... Öyle bir yılan ki, her renge bürünebilir. Şeriatçıyı yaratan Tanrı, bukalemunu niye yarattın? Aslında hâdise bâriz olmak ve olmamaktır. Bârizleri gördük; Almanya'daki spor salonlarında atıp, tuttular. Humeynî'nin yandan yemişi bir mahlûk vardı, hatırlarsınız… Asıl tehlike bunlar değildir. Zîrâ bunlar kolay tepelenir. Zincirleme olayları tâkip edersek, yahudi krallarına gönülden bağlı olan tayfanın âkıbetinin ne olacağını tahmîn edebiliriz. Biz ki Cumhûriyet çocuğuyuz; adamın sakalını keseriz. Asıl tehlike, "rejime saygılıyız" deyip de, rejime karşı sinsi bir biçimde düşmanlık besleyen kişilerdir. Hiç öyle uzun uzun düşünmeye gerek yok; olay çok basittir. Lâilâheillâllah ne demektir? "Lâ" olumsuzluk mânâsını taşır, "kabûl etmiyorum" demektir. "İlâhe" kelimesinin dört tâne mânâsı vardır; Rızâsı gözetilen, ibâdet edilen, iyiliği beklenen, kânun koyan... "İllâ" istisnâ edatıdır; "ancak onu kabûl ederim" gibi bir mânâsı vardır. Yâni bir kişi, "Lâilâheillâllah" dediği zaman, "Allah'tan başka kânun koyucu yoktur" demiş oluyor. Hâlbuki devletimiz lâik bir devlettir. Yâni devlet yönetiminde herhangi bir dînin referans alınmamasını savunan ilke..."Müslümanım" diyenler, Kur'an'daki her âyeti kabûl etmek zorundadırlar. Zîrâ herhangi bir âyeti inkâr ederler ise kâfir olurlar. "Müslümanım" dediklerine göre, "Lâilâheillâllah" demek zorundalar. Yâni, "ben rejime karşıyım, beşerî sistemleri kabûl etmiyorum" demiş oluyorlar. Bunu diyen kişilerin vatan sevgisinden bahsetmeleri ne kadar inandırıcıdır? Tanrı Türk'ü Korusun!
__________________
"Ey Türk gençliği! Sen Arap Muhammed'in mezarını İngiliz altınları için Türk esirlerini boğazlayan kahpe Araplara bıraktıktan sonra senin kâben Çanakkale, Sakarya ve Dumlupınar değil midir?"
Hüseyin Nihâl Atsız
|