Tekil İleti gösterimi
Alt 03.01.2008, 16:33   #47 (İleti Bağlantısı)
KARAORKUN
Türkçü
 
KARAORKUN adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 15.12.2007
Bulunduğu yer: BÜYÜK TÜRKELiNiN ARTViN iLi
İletiler: 265
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
Gök Yeleli Bozkurt adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
KARAORKUN,

Demek, sen bizden daha ırkçısın ki, belge ararken bile, o belgenin kaynağı olan kişinin ırkını göz önünde bulunduruyorsun! Alıklar da senin asıl derdinin Turan Dursun’un kürt olması olduğunu yoksa İslamiyet hakkında verdiği yapıtları onaylayacağını düşünebilir. Bilinenin aksine Turan Dursun kürt falan değildir ama bunu kabul etmek senin işine gelmeyeceğini bildiğimiz için, biz de sana Türklüğü tartışılamayacak bir kişi olan İhlal Arsel’in yapıtlarını belge olarak sunalım.

www.ilhan-arsel.org adlı sitede İlhan Arsel’in düşüncelerini okuyabilirsiniz. Şimdi sen de: "O da kimmiş, ben o kişiyi ciddiye almam" diyebilirsin; bu yüzden biz de sana reddedemeyeceğin bir kişinin yani Atsız Ata’nın Hasan Bağcı adlı dinci yobaza yanıt verdiği “Yobazlık Bir Fikir Müstehasesidir” adlı makalesinde, İlhan Arsel’den alıntı yaptığı bölümü örnek olarak gösterelim.

“Hasan Bağcı, makale serisinin sonuna Türkçüleri ilzam etmek için üstadları Necip Fazıl Kısakürek'in bir parçasını almıştır. Biz o üstadı tanırız, 1945'te meşhur Irkçılar-Turancılar davasından beraat ettiğimiz zaman biz Türkçüleri evine davet ederek mükellef bir rakı ziyafeti çekmiş ve kurucusu olduğu Büyük Doğu Derneğiyle birleşmemizi teklif etmişti.

Necip Fazıl iyi bir nesircidir. Fakat hiçbir yüksek okuldan mezun olmadığı için bir fikir tartışmasında ondan parçalar alıp tanık diye kullanmak doğru olmasa gerektir. Dışardan delil göstermek hususunda ben de kendisine bir profesörün, Prof. Dr. İlhan Arsel’in yazısıyla mukabele edersem herhalde daha kuvvetli bir tanık göstermiş olurum. 18 Ağustos 1970 tarihli Cumhuriyette Prof. İlhan Arsel "Viyana Kapıları" başlıklı yazısında şöyle diyor:

'Türk'ün bütün yenilgilerini, bütün gerilemelerini, dertlerini bizim gericimiz imansızlığa veya şeriattan uzaklaşmaya hamleder; zanneder ki, Türk, sorulaştıkça, yani İslam’ın dondurulmuş esaslarına gözü kapalı uydukça, yani fanatikleştikçe gelişir, zaferlere erişir hidayete yetişir. Bunlar Türk'ü başarıya kavuşturan tılsım. Şeriata yaklaştıkça, dinin kat'i kalıplarına saplandıkça, yani hür iradesini terk ettikçe, yani çöl şartlarına büründükçe, yani ilkelleştikçe Türk, ona göre, şan ve şerefe kavuşmuştur, büyümüştür, fetihler yapmıştır ve taa Viyana kapılarına gitmiştir. Ağzından eksik etmediği slogan budur. ''Viyana kapılarına nasıl gittik? Neyle gittik? Çarşaflı anaların evlatlarıyla değil mi?" Kendi kara cehaleti içerisinde bu milletin gerçek felaketlerinin nedenlerini anlayacak ve kavrayacak yeterlikten yoksundur ve yoksun olduğu içindir ki başka soru sormaz kendi kendisine… Türk yavrusunun beynini körletici medrese eğitimi kurmak, kişileri hür irade verilerine değil de hiç değişmez ilahi emirlere göre robot misali yaşatmak, kadını çarşafa ve çuvala tıkmak ve toplumdan atmak ve buna benzer daha nice ilkel usullerle şeriat düzenini ihya edip bu güzel ülkeyi Yemen örneği Arap ülkelerine benzetmek... Budur gericinin istediği... Budur onun gayesi... Ve bunda başarı sağlamak için uydurduğu masallar da hep imansızlık bahanesi ile oturtulmuştur.

Viyana kapılarına iman sayesinde, şeriat düzeni sayesinde gittik diyenlerin bir hatası var ki o da şu: Osmanlı devletinin yükseliş ve çöküş nedenlerini araştırmamak. Eğer biraz zahmete katlanıp okusalar, araştırma yapsalar ilmi esaslara göre derinlemesine inebilseler ve yükselişin ve bu alçalışın temellerinde gericinin zannettiği ve zannettirmeye çalıştığı gibi şeriata bağlılık nedenlerinin yatmadığını göreceklerdir. Şeriata bağlılık değil, aksine, şeriata bağlı olmamak, yani akılcı olmak nedenlerinin yattığını anlayacaklardır. Kanuni Süleyman'a gelinceye kadar ilk on padişahın hayatını ve icraatını tetkik etsinler kâfi. Eğer Birinci Muradlar, Fatihler ve Süleymanlar şeriatın bütün gereklerini yerine getirmeye kalksalardı imparatorluk kurmak şöyle dursun, fakat Uç Beği olmaktan ve aşiret halinde yaşamaktan kurtulamazlardı. İlk padişahlar her ne kadar insan varlığına fazla değer veren kimseler olmamışlarsa da (ki bu onların affedilmez kusurudur), şeriatın akla ve hele çıkarlarına aykırı yasaklarına aldırış etmekten kaçınmışlar ve kendi hür iradelerini ilahi emirlerin üzerine çıkarabilmişlerdir. Şeriatın kaçamaklarından yararlanmakla kalmamışlar, fakat şeriatın kat'i ve değişmez kabul edilen hükümlerine karşı açıkça cephe almışlardır. Daha açıkçası Kur'anın emirlerine karşı gelmişler ve ancak bu suretle o muazzam başarılarına kavuşabilmişlerdir. Nitekim Yeniçeri teşkilatı, yani devşirme sistemi (Hıristiyan çocukların zorla Müslüman yapılarak yetiştirilmesi) Kur'anda yazılı hükümlere rağmen, yani bu emirlerin bertaraf edilmesi suretiyle kurulabilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, dindar bir padişah olmakla beraber ''her ilim Kur’anda mevcuttur” başka kitaba hacet yoktur" diye müspet aklı, ilmi ve fenni bir kenara bırakmış değildi. Kur'an ve şeriatın diğer kaynakları, onun indinde, gerçeklerin tek kaynağı değildi. Bilakis çoğu zaman şeriat hükümlerini yetersiz görerek aklın ve mantığın icaplarına göre hareket etmesini bilmişti. Şeriat esaslarına göre zina fiilinin cezası ya falaka veya ölüm olduğu halde, o kendi yayınladığı kadar kanunnamelerle, erkeğin zina fiili için para cezası ihdas etmiştir. Gerçi din adamları ona Kur'anın ve şeriatın "Resim yasakları" ile ilgili hükümlerini gösterirlerken ve bu hükümlerin softaca savunmasını yaparken o, İtalya'dan ressam getirerek (Bellini'yi) kendi portresini ve resimlerini yaptırmıştır...“

Bakalım, İlhan Arsel'i sen de onaylayacak mısın?

Ayrıca şu yazdığımı kabul edersen otağda kalırsın yoksa üyeliğin iptal edilecektir.

“Komünizm’i savunanlar da, hurafeleri kutsal sayanlar da aptaldır.”

Evet vereceğin yanıtı bekliyorum.
"Komünizmi savununlar da, hurafeleri kutsal sayanlar da aptaldir"
Bu söz yerinde söylenmis uygun bir söz.Bu durumda T.D. aptaldi.
T.D. Komünist olmasa bir önceki iletimde adlarini yazdigim eli kanli Kizil Komünist dergilerinde neden yazilarini yazma geregini duymus, yapitlarini yayinlayacak özge dergiler yokmuydu?

Cesitli sitelerde arastirdim Turan Dursunun Babasi Türk Annesi kürtmüs.
Dogu Perincek denilen bukalemun kilikli kisi ile pek yakin olan T.D. Komunist olmasa yani Türk düsmani, Türkcülük düsmani olmasa belki ciddiye alirdim.

1.
Bilge kisi Atsiz Atanin her sözüne harfiyen katilmasam bir kimse dünya görüsümü sordugunda Türkcü adayiyim demez, bu otaga da üye olmayi istemezdim.

2.Hurafelere karsi tutumumu merak ediyorsaniz size sadece su örnegi verecegim. Ben A-Z ye Basbug Mustafa Kemal Atatürk`ün ilkelerine bagli olarak yetistirilmis bilimi kilavuz sayan icten Müslümanim.
Özge iletilerimde de yobaz takimina, disaridan bakanlara haci, hoca icten müslüman görünen ancak aslinda yobazin önde gideni olanlara karsi besledigim kinimi kanitlarini bulabilirsiniz.

Islamci bir Yobaz oldugumu düsünen Hülagü Irkdasim,
ön yargili olmamanizda yarar var. T.D. Komünist olmasa Nazim Hikmetovun
Ben yanmasam,
Sen yanmasan,
Biz yanmasak,
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.
dizelerine neden yer versin?
bir de kendi adini tasiyan sitenin tartisma alanina bakin üyelerin cogu kizil kürtcü ya da kara kizilcilar.


Esenlikler dilerim
__________________

TÜRK; ÖVÜN, CALIS, GÜVEN !
KARAORKUN Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla