Tekil İleti gösterimi
Alt 14.01.2008, 23:37   #321 (İleti Bağlantısı)
Şadılı Oymağı
Türkçü
 
Şadılı Oymağı adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 09.09.2007
Bulunduğu yer: TÜRKİYE(KOCAELİ)
Yaş: 20
İletiler: 55
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
Altar Alp adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Kür-Şad ın şad ını aldık.
Ne kadar saçma bir söz Şad ın anlamını öğren.
BEN ZATEN BİLİYORUM ŞADIN NE ANLAMA GELDİĞİNİ ALTAR KANDAŞIM

AZERBAYCAN KAYNAKLARINA GÖRE ŞADILLILAR

Kadim Türk boylarından olan Şadıllı’lardan bahseden tarihi kaynaklar hem mekan, hem də zaman bakımından oldukca genişdir. Şöyle ki, ilk defa Şad sözü, Asur ve Urartu kaynaklarında gördügümüz Şad, Şadılı sözleri mekan bakımından Urmu gölü havzası ve İrevan (İran) bölgesinde, sonraki tarihi dönemlerde Şad sözüne Orhon Anitlarinda ve Çin kaynaklarında rast gelinmektedir. Moğol hükümdarının 1221’de Yantszı (müasir Pekin) karargahına gelen Çiao Xun adlı çin elçisinin "Moğol-Tatarlarının bütün tasviri" (Men-da Bey-lu) adlı eseri bu cümlelerle başlanır:
"Tatarlar ilk defa Kidan torpaklarının kuzey-batısında yerleşen arazilerde yükseldiler. Tatarlar şato budun konfederasyonundan kopan değişik bir boylarıdır. Bu sepeble onlar hakkinda pek fazla malumat yok idi.
Onlar üç koldur: Kara, Ak və Kaba Tatarlar". (Milattan önce 60-45)
Çin de Demirci (Temuçin) lakabı ile tanınılan Cengiz Hanın da kara-tatar soyundan olduğu gösterilir. Ak tatarlar ise Azerbaycanın diğer bölgelerinde olduğu gibi, İran mahalinde şad, ak hun ve başka boylarla ilgili iz bırakmışlardır.
Milattan sonra VII. asırda Fergana’da eski Usunların arazisinde yaşayan Şato tayfaları bir asır sonra artık Yanmin eyaletini tutarak Barkul gölü etrafında yerleşmiş, daha sonraları Şensi, Kansu və Şansi eyaletlerine göçmüşler, sonraki asırlarda ise Kuzey Çini zabt etmişlerdir (M.Ö. 60, 49). Vaktiyle Azerbaycan torpaklarından Türküstana göç eden şad (şato) tayfalarının X. asirda Çinin kuzeyində müstakil bir beylikleri olmuştur.
Orta Çağda Kuzey ve Güney Kafkaslarda şadılı və şatırlı tayfalarının varlığı ve Osmanlı döneminde şatırlı aşiretinin Karaman və Aydın sancağında da yaşadığı malumdur. Vedibasar (Yedibasar) bölgesinde şadılı boyunun tarihi çok eski çağlara aittir. Urmu havzasında ise şatırlı tayfalarının tarihi milattan önce VIII. asıra aittir. Şöyle ki, Şatir-araka (Şatiraraya da okunur) ve Şatiru adlı bölgelerde M,Ö. 777. ve 780. yıllara ait urartu dilində yazılmış tarihi kaynaklar vardır. Şattera adlı bölgede aynı asıra ait asur kaynağı da tasdik edilir (13, 240-241).
Şadılı, Şatırlı tayfalarının adı, şadlı boyu ile bağlıdır, şadlı sözünü ise türk dilində ünvan bildirən şad sözündən yaratilmıştır. Bu ünvani o çağlardaki türk devletinde bölgenin, aşiretin başı olan, hükümdar oğlu taşırdı. Bu oğul bölge ve ordu başı tayin edilirdi, onun adına şad ünvanı koşulurdu. Orhon anıtlarinda şöyle cümleler vardır:
1) İki oğluma yabğu (ve) şad adlarını verdim.
2) Yedi yüz kişi ile (döğüşçü) payın büyüğü Şad’da idi.
3) Arkasında şadapit beyler (DTS, 519).
Tarihte böyle ad vermeyi İran mahalinde görüyoruz. Milattan önce VIII.-VII. asırlarda bütün İran mahalini de sınırları içine alan kuzey və güney Azerbaycan torpaklarında at oynatan ve İranın yakınındaki Kemerlide izi kalan kadim saka-kamer tayfalarının hücumundan korkan Asur kralı Aşşurbanapalın, VII. asrın ortalarında Marduk tanrıya armağan ettiği metinde de görülür:
Ben (Tukdammenin) gücünü dağıtacağım, öz soyundan gelen ve varisi olan oğlu Sandakşatrunu yeneceğim (35, №78).
Görüldügü gibi, Kamer ilbeyi Tuğdamlı varisi olan oğlunu şad unvanı ile görevlendirmiş, asur tarihçisi de onu Sandak-Şat (ru) olarak kaleme almıştır. Sandak sözü ise bize Selçuk Sultanı Alp Arslanın Türkmen atlı kuvvetlerine 1068’de kumanda eden Sandak beyin adını animsatır. Bu asur olayından bin yıl sonra Hazar Kağanlarının Ermeniler üzerine gönderdiği orduların başında, biz yine Şad ünvanlı Kağan oğullarını görürüz.
Milattan önce XIII. asırda Dicle havzasında Urraxhinaş (Urratinaş) ülkesi kralının oğlu da (Şadi-Teşub) adını taşıyordu (35, j10). Türklere bağlı şad ünvanı sümer metinlerinde de vardır. Sümer elçisinin sarayda Aratta Elbeyi (ilbeyi) Şat-ammu ile görüşütüğünde verdiği malumatb III. yüzyılın son dönemine ait olduğu içinb şad sözünün geçerliliği hesap edilebilinir. Asur-urartu metinlerinde ise I.yüzyılda kayda aldıkları şad ünvanı ve şad, şadlı tayfalarından bahsedilir. Bu kaynaklarda adı geçen Pirişati, m.ö. 820’də Kızıl tayfalarının yaşadığı Kızılbund bölgesinin beyidir. "Mucmil at - tavarih" eserinde onun adaşı Pirşad ise Feridun’un veziridir. Bendeniz Feridun da, Kızılanlı boyunun şadılı soyundandır. Saka-Kamer boylarının m.ö. VI.–I. asırlarda Azak yakasında kurdukları Sakat ilinde, özellikle Bosfor krallığında (beyligində) krallardan 5’i Perişad adını taşımışlardır.
Orta Çağ kaynaklarında, Sasani devrine ait mühürdə Bakaşat, aynı devirde farslar ve iberler arasında işlenen Şadman, sonraki devirlerde özünü gösteren Berguşad, Elşad adları ve 576’da Bizans elçisi Valentinosu karşılayan Gök-Türk devletinin prensi Türk-Şad, 704’de Türkeş’lerle vuruşan Börü-Şad, Alp Arslanın yanında genç elçi Şadi, Altun Ordu hükümdarı Şadi-bey (1401-1407), nihayət İran mahalinin milli Kahramanı Abaskulu bey, Şadlinki gibi tarihi şahsiyetler ve Şadılı, Şatırlı, Şato etnik grupları şunu gösterir ki, türk tarihinde şad sözü ve şad sözüne dayanan etnonimler geniş yayılmışdır. Büyük Hazar halkının küçük bir kolu olan şadılı boyu İran mahalinde son 1500 yılda Aslan Sultan, Şadılı və Abaskulu beylere kadar bir sürü tarihi simalar yetiştirmiştir.
Kaynak:http://history.azerall.info


Şad'ın ve Şadılılar'ın ne olduğunu buradan görebilirsin.KANDAŞ.
__________________
Kür Şad'ın narasıyla indik Tanrı Dağı'ndan,
Ruhumuzu doldurduk Orhun kaynağından...
Bu kaynaktan içenin yüreği tunç olur,
Türk'e kefen biçenin ölümü korkunç olur!
Şadılı Oymağı Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla