|
Şu Mersin'de bayrak yakma olayıyla patlak veren Türk - kürt arasındaki soğuk savaşın iyice kızıştığı dönemi hepiniz hatırlıyorsundur. Devlet BAHÇELİ o dönemde sürekli olarak ülkücülere "provokasyonlara gelmeyin" diye uyarılarda bulunuyor, MHP ve Ülkü Ocakları şubelerine genelge üstüne genelge gönderiyordu. Sürekli olarak ülkücülerin, içlerine çekilmek istendikleri(!) olaylardan uzak durmalarını istiyordu.
Devlet BAHÇELİ'nin bu rızası harfiyyen uygulanıyordu ve ülkücüler kürtçülerin yaptığı hiç bir taşkınlığa cevap vermiyordu. Oluyor ki bazen kürtlerin yoğunlukta bulunduğu bölgelerde eylemler bütün gece sürüyordu. Devletin polisi bu olayları bastırmak için sabaha kadar bilfiil görev yaparken ülkücüler ağzını açıp bu teröristleri kınamıyorlardı bile. Diyarbakır'da MHP'nin binasını az taşlamadılar ama ülkücüler ağzını açmadı. Ne de olsa provokasyonlara ve tahriklere kapılmamak gerekiyordu.
Peki şimdi ne oldu?
Sokakta görseniz adam yerine koyup selam dahi vermeye tenezzül etmeyeceğiniz hanzolara gıkını çıkaramayan ülkücüler, son derece saygın ve seviyeli bir şekilde protesto eylemi gerçekleştiren emekli komutanlarımıza hücum etti. Bu ne aymazlıktır, bu ne pervasızklıktır, bu ne nankörlüktür ve bu ne yüzsüzlüktür yahu. Böyle şey olur mu?
O emekli subaylarımız ki hayatları, canlarını vatana feda etmek için fırsat beklemekle geçmiştir. Onların düşünceleri "ilerde şöyle şöyle yapacağım" değil, "yarınki operasyondan sonra da yaşarsak şöyle şöyle yapacağım" şeklinde olmuştur. Peki utanmadan onlara saldıran kansızlar ve şerefsizler ne yapmışlardır bu vatan için? Milli konularda dut yemiş bülbüller gibi ağzını açmayanlar, konu türban oldu mu bu vatanın askerlerine saldıracak kadar vahşileşebiliyorlar da hâlâ nasıl kendilerine milliyetçi diyorlar.
Türk Milleti senin bu yaptığını unutmayacak MHP.
|