Gerçekten insanın kişiliği, düşünceleri ve kafasının içindekiler yüzüne vuruyor. Bu yüzden gerek ırk, gerekse medeniyet yönünden kişiler ilerledikçe ve üstünleştikçe görünümleri hoşlaşıyor, geriledikçe de çirkinleşiyorlar. İşte şehir hayatında alt sınıf ırklardan veya yobazlardan kimselerin bulunması, huzurun bu şekilde bozulmasına sebebiyet veriyor.
Şöyle bir etrafınıza göz atın; o günah bu günah diye millete ahkâm kesen yobazların yüzünde hep bir tatsızlık ifadesi vardır. İnsan baktığı zaman içi kararır, görünümü bile rahatsız eder. Oysa kafasının içinde taassuplar, tatminsizlik ve çirkeflik olmayan aydın Türk insanlarının görünümleri, yüz ifadeleri ve duruşları sıcakkanlılık örneğidir.
Örneğin şu aşağıdaki yobazın yüz ifadesine bakın;
Bu da geçtiğimiz yıl yapılan cumhuriyet mitinglerinden birine katılan bir hanımefendinin resmi:
Aradaki fark aşikâr değil mi? Çünkü insanın kafasının içi kesinlikle dış görünüşüne vuruyor. Bunu artık kesinlikle anladım. Çağımızda artık geri kalmışlık suçlu olmak için yetmektedir. Hatta bütün suçlar geri kalmışlar tarafından işlenmektedir. Çağın gerisinde kalanlar bir şey yapamadıkları gibi, uygar bireylerin de yaşantılarını zehir ediyorlar.