|
Castro'nun hayatı incelenirse, aslında bir komünist olmadığı, komünizme hiçbir zaman inanmadığı fakat fikirlerine ve stratejilerine çok değer verdiği Şilili lider Salvador Allende'nin etkisinde kalarak "Küba'yı Amerikan emparyalizmine karşı koruyabilme" düşüncesiyle sosyalist rejim tesis ettiği anlaşılır. Nitekim, 6 yıllık Küba devrimi sürecinin ilk 5 yılında komünizmin adı bile geçmezken, Amerikan baskısının arttığı son 1 yıl içerisinde komünizm gündeme gelmeye başlıyor ve Batista'nın devrilip iktidarın ele geçirilmesinden 2 yıl sonra sosyalizm adı altında yürürlüğe giriyor.
Sanılanın aksine, devrim sürecine herhangi bir katkısı olmayan Arjantinli Che ise o dönemde Castro'nun yanına bile yaklaşamayacak kadar düşük rütbeli bir askerden ibarettir ama zeki bir adam olan Castro sonraki yıllarda suni bir efsane yaratarak, Che'yi kapitalist dünyanın başına bela olmuş bir idol hâline getiriyor.
Castro'yu diğer komünist liderlerden ayıran önemli bir özelliği, sadece anti-Amerikancılık ile sınırlı kalmayıp, gerektiği zaman Sovyetler Birliği'nin ve Çin'in politikalarını da sertçe eleştirebilmiş olmasıdır.
Castro 1991 yılında bir İspanyol gazetesine verdiği röportajda şu sözleri söylüyor:
"Türkiye'deki hareketleri yakından izliyorum. Kürtler gelecek yıllarda sorun çıkarmaya başlayacak ve en sonunda Yankee'nin petrol bekçisi olacaktır. Türklerin bunlardan kurtulmaları lâzım."
Castro'nun bu sözleri söylediği tarihte, Türkiye'de kaç kişi kürt sorununun bilincindeydi?.. Bugün Amerika'nın petrol bekçisi olan Barzani ve Talabani o tarihte Türkiye Cumhuriyeti'nin kırmızı pasaportunu kullanıyorlardı... Adam büyük bir başarıyla geleceği görmüş.
|