Tekil İleti gösterimi
Alt 27.02.2008, 12:01   #1 (İleti Bağlantısı)
ALTAR
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 28.03.2007
Yaş: 25
İletiler: 791
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Türban:Türk kimliğine indirilen darbe

Çetin Yetkin'in kaleminden çoğuna katıldığım bir türban anlizi.

EMPERYALİZMİN karşısına dikilen en büyük engel, sömürgeleştirdikleri ülke halklarının ulusal bilince kavuşarak direnmeleridir. Şu halde, emperyalistler hedef ülkedeki insanların ulusal kimliklerini ve bilinçlerini körletip yok etmek zorundadırlar. Ne yazık ki, çoğu kez bunda başarıya da ulaşmışlardır ve ulaşmaktadırlar da.
Türk Milliyetçiliği
antiemperyalisttir
ŞU asla unutulmamalıdır ki, ulusal kimliğe ve bilince sahip olmayan hiçbir halk emperyalizme karşı direnemez ve hele bir ulusal kurtuluş savaşı veremez. Ülkeleri işgal altında iken elbirliği ile düşmana karşı koyacakları yerde, Irak halkının Şii ve Sünni diye birbirini boğazlaması bu gerçeğin en yeni kanıtıdır. O nedenle, emperyalistler ele geçirdikleri ya da geçirmek istedikleri ülkelerde ulusalcılığı / milliyetçiliği boğmak için ellerinden geleni yaptıkları gibi, işbirlikçi iktidarlar da her zaman ulusalcı / milliyetçi kişi ve çevrelere savaş açarlar. Tıpkı Damat Ferit Hükümeti’nin Mustafa Kemal Paşa’yı ve arkadaşlarını idama mahkum ettiği, milliyetçileri Kürt Nemrut Mustafa Divanı’nında yargıladıkları, Hilafet Ordusu’nu Kuva-yı Milliye’nin üzerine saldırttığı gibi!... Tıpkı, bu işbirlikçi mahkemede Ziya Gökalp’in Türk milliyetçiliği yapmakla suçlanarak yargılandığı gibi!.. (Bu yargılamanın ayrıntısı ve tutanakları için bkz. Celal Bayar: Ben de Yazdım-Milli Mücadeleye Gidiş; 2.basım, İstanbul, 1967, C.II, s.440-443).
Ülkemizde bu oyun Tanzimat’tan bu yana hep sahneye konmuştur. Ancak Atatürk’ün Türk halkını ulusal kimliğe ve bilince kavuşturduğu dönemde, emperyalizmin bu planı bozulmuş, ama ne yazık ki onun aramızdan ayrılışından sonra artan bir ivme ile Türkiye aynı çizgiye yeniden çekilmiştir. Atatürk’ün antiemperyalist ulusalcılığı, bağımsızlığımızın güvencesi iken, ulusalcılıktan uzaklaşıldıkça Türkiye yeniden sömürgeleştirme sürecinin kıskacına kapılmış bulunmaktadır.
Türk Kimliğini yok etmek için
GÜNÜMÜZ Türkiyesi’nde dış güçler ve onların işbirlikçilerinin ya da kimi aymaz ve cahillerin, Türk ulusal kimliğini yıpratıp yok etmek için bir yandan emperyalist Avrupa Birliği dayatmalarının arkasına gizlenerek, bir yandan İslam’ın en başta Suudi Araplar’ca saptırılmış ve sapkınlaştırılmış algılanışını yüce İslam dininin kendisiymiş gibi göstererek büyük bir çaba içinde olduklarına, bu nedenle de ulusalcılara / milliyetçilere saldırdıklarına tanık olmaktayız. Burada bu çaba ve saldırıları tek tek sıralamaya olanak yok ama, bunlardan son günlerde en göze çarpanı, kuşkusuz bu arada çoğu çevrelerin iyi bir iş yaptıkları sanısıyla, Türk kızlarının başına türban geçirmeye kalkışmalarında, Türk vatanı uğruna canlarını veren şehitlerin ailelerine bir de tekbir getirerek saldırmalarında görmekteyiz. Öyle olmasaydı Amerika neden “türban”a destek versindi ki!
Türk, her zaman kadını yüceltmiştir. Bu, bizim ulusal kimliğimizin gereğidir. Türk için kadın, her zaman erkekle aynı statüde olmuştur. Ancak, İslam’ın kabulü ile birlikte, o da yalnızca belli yerlerde ve dinin yanlış yorumu ile kadın aşağı bir yaratık gibi görülmeye başlanmıştır. Örneğin, Müslüman cariyelerin örtünmemeleri gerektiğini, buna karşılık özgür kadınların örtünmeleri gerektiğini yazdıktan sonra, “türban”ın ateşli savunucularından ve adının başında akademik unvan da bulunan birinin kaleminden çıkan şu satırları, Türk olmayı bir yana bırakın, hangi “insan” içine sindirebilir:
“Çamaşır yıkatacaksan, evi temizleteceksen bunların hepsi cariye ile karşılanmış. Bugün cemiyetimizde cariye yok. O zamanlarda cariye bu hizmetleri karşıladığı için hür kadınlar bu gibi işlerde çalışmamışlar. Çamaşır yıkamamış, ev işleri yapmamışlar. Başkasına hizmet etmek durumunda olmamışlar. Ama bugün cariye diye bir şey yok. Cariyelerin olmaması, bekarları ve tek evlileri de [tek eşlileri] ilgilendiriyor. Bekarlar bugün cariyesizlik yüzünden, tek evliler de tatminsizlik yüzünden zinaya düşebiliyor. Bunu geçiyor hizmetlilere geliyorum. Hizmetliler açısından bugün, hür mümin kadınları kullanıyoruz. Evimize geliyor, camımızı siliyor, ev işlerini görüyor, temizlik yapıyor. Camımızı silerken bunu çarşafla yapamaz. Kolu da açılıyor. Ötesi berisi açılıyor. Şüpheli söylüyorum. Acaba diyorum, bu müctehidler olsaydı -bugün cariyenin de tamamı ortadan kalkınca- burada ihtiyaç bulunduğundan dolayı, açmaya müptela olduklarından dolayı... diyerek -çalışan kadınlara ve çalışması zaruri olan kadınlara- cevaz getirirler miydi?” (Hayrettin Kahraman: Giyim Kuşam İle İlgili Sorular Ve Cevaplar - İslam’da Kılık Kıyafet Ve Örtünme; Ensar yyn., İstanbul, 2005, s.166).
Yine örneğin, türbancı bir başka “Prof.Dr.” da, PKK terörünün ortaya çıkmasının nedeninin, “Ne mutlu Türk’üm diyene” dememiz olduğunu söyleyebilmiştir. (Ahmet Akgündüz: Güneydoğu Meselesi Ve Çözüm Yolları; Osmanlı Araştırmaları Vakfı yyn., İstanbul, 1994, s.44)
Şunu çok iyi bellemeliyiz: Türban, hiçbir zaman Müslüman Türk kadının giysisi olmamıştır. Türban sorunu ABD’nin kuklası ve işbirlikçisi Suudiler’in İslam’ı çağdışı yorumlayışlarına ve dinimizde sapkınlık yaratmalarına özenmekten kaynaklanmaktadır. Bu özenti, emperyalizmin işbirlikçilerinde bilinçli olmasına karşın, gerçeği kavrayamamışlar için iyi niyetten kaynaklanan ama yine de Türk’ün düşmanlarının işine yarayan bir tutumdur.
Ama ne olursa olsun, Türk kimliğine indirilen bir darbedir.
Kendisini “Türk” olarak gören herkesin, başka bir gerekçeye gerek kalmaksızın salt bu nedenle buna karşı çıkması gerekir.
Hem de öyle bir darbedir ki, kendilerini cümle aleme “milliyetçi” olarak tanıtanların bile, türbanı protesto eden şehit ailelerine tekbir getirerek saldırmalarına neden olabilmektedir.
ALTAR Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla