|
Üniversiteli soytarılıktan kendini arındırmalı!
Geleceğimizin teminatı bilhassa beyin olarak nitelendireceğimiz üniversite gençliğinin zibidiliği ve soytarılığını bir kenara bırakırsak; siyasi arenanın efendileri deyyus kancıkların, ideolojileri doğrultusunda gündem oluşturup bunları sofraya sunmalarının ve iki kitap okuyup kendini nimetten sayan üniversitelinin, kendin de yapılanacak şekillenmenin irdelenmesi daha yerli yerinde olacaktır.
Son 60 yıl için de dışa bağımlı kendine yabancı akımların siyasi dalkavukları, polemikler yaratıp adeta çıkış deliği arama hezeyanına düşerken, bunun yankısının üniversitelere düşmesi nedeniyle ülkemizin gelişmesi sekteye uğramaktadır… Farkındalar mıdır, bilinmez. Çıkış deliği dedik ya, bir örnek verilmesi daha yerli yerinde olacaktır. Geçtiğimiz günler de yıl dönümü olarak basın organların da yeniden gündeme gelen, kamu oyunda 28 şubat süreci olarak bilinen olayın aktörlerinin taktik değiştirip Amerika’ya düşmanken birden Amerika ile sıcak ilişkiler kurup siyasi arenada hedefe ulaştıkları bir gerçektir. Asıl mesleği anarşistlik olan komünist/devrimci diye tabir edilen grubun daha düne kadar İslamcılarla, Filistin ve türban meselelerinde ortak eylemlere giriştikleri, şimdi de türbanın kabulü ile türban karşıtı bir havaya girmelerinin lüzumu, bize her şeyi özetleyecek bir durumdur. 1960’lar da sosyalist moda estirildi, 80’den sonra ise gene dış orjinli modanın neticesin de üniversitelinin beyni olması gereken ilim yerine dogma, Türk’ün kimliğini yok etmeye sebep afyonlarla serpiştirildi. Bunun yanında umursamaz, benci, batı kültürünün özentisi zübbelerinin de bilhare çoğalmasının nedeni gene ülkemizin önde gelenleri değimlidir? Bugün ABD neden güçlüdür? Gene bir belgesel de izlemiştim; kolorado üniversitesinden bir prof. bunu ülkenin kendi içine kapanıp 20yy ‘ın ortalarına kadar ilime yönelerek gerçekleştirdikleri büyük bir sanayi hamlesine bağlıyor. Bunun neticesin de dünyanın bugünkü polisi konumundadır. Bünyesinde yaşayan ülkelerin, bugün geri kalmış ve kaos ortamından bir türlü yok olmadığı bir din için kimse söyleyemez ki bilimde ilerleyebiliriz. Nevşehir ilinin bir köyün de başı kapalı bir kadının örtünme niyeti dini dogmalardır, üniversiteye giren türbanlı bir genç kızın niyeti ise şu süreçte meydan okumak ve gösteriştir. Kurucu önder Başbuğ Atatürk, Türklüğü bu kadar önemsemesi bir rastlantı yada birilerinin öngörmesi değil yaşamış olduğu sürecin, savaş ortamının ve zaferin neticesidir. Önümüz de büyük bir örnek dururken hala başka yerlerde bir şeyler arıyorsak bir değil beş üniversite de okusak adam olamamışız demektir.
Günümüz de, kalem kılıçtan daha keskindir. Üniversitelinin, soytarılığı bir kenara bırakıp, siyasi arenada ki ve devlet yönetimin de bulunan ağabeylerinin kuklası olmayı bir kenara itip; özüne bağlı, milletinin uygarlık seviyesinin en tepesinde, teknoloji alan değil, teknoloji satan bir konumu hedeflemelidir. Türk milletinin, refahı ve dejenere etkisinde ki asaleti bu şekilde sağlanır. Başka milletlerden kimi akademisyen ve devlet yöneticilerinin bile hayranlık duyduğu bir kahraman önlerinde dururken, gösterdiği yolu anlamamak, doğrusuyla onu tanımamak en büyük tembelliktir. Tarihini öğrenip, kazanacağın büyük bir özgüvenle, yapılmayacak şey yoktur.
Bugün bize söylenen ‘’Türkleri, İslam ehlileştirdi, İslam’dan önce barbar bir kavim idi’’ safsatasını söyleyen arap afyonlu beyinlerin, üniversiteleri kargaşa ortamına itmeleri dün olduğu gibi bugün de hıyanet tutumudur. Hatırlatalım ki; vahşi, barbar olarak nitelendirdikleri dönem de, sebepsiz yere Türklerde bir saldırganlık tutumu yoktur. Bunu bizim değil yabancı tarihçiler bile yazar. Kan emici olarak nitelendirdikleri Cengiz Kağan dahi batılı tarihçilerin anlatımıyla, sebepsiz yere savaşmaktan kaçınan biri olarak nitelendirilir. Bir üniversiteli, gelecek yılların beyni ise bunları kavraması gerekir, kavrayamıyorsa istediği kadar kendini yırtsın adam olmamış demektir. Matematiği, kimyayı sular seller gibi öğrenmek üniversitelinin tek bir hedefi olmamalı; ana-baba ya duyulan sevgi ve saygıyla başlayan atalara bağlılık, her daim beynin önemli bir köşesinde yer tutmalıdır. Soyuna hakaret edenlerin, ideolojilerinin bekçisi olman, kuklalıktan ötesine gidememendir.
|