Artık bazı şeylerden ciddi şüphe duyuyorum..
Şu andaki duruma bakılırsa,muhalefet partilerinin bazıları ile TSK birbirine karşı ve iktidar partisi de TSK ile elele gibi bir görüntü verildi

Ama mesele durumun gerçekten böyle olup olmadığıdır.
Seçimlerden hemen önce muhtıra diye tanımlanan bildiri,mahkeme kararının hemen evvelinde (kararın ne olacağı neredeyse belli gibi olmasına rağmen) yayınlanmıştı ve hem bugünkü iktidarın oylarının artmasına,hem de dolayısıyla o dönemde elde edmedikleri Çankaya'yı elde etmelerine büyük katkı yapmıştı.
Uzun zamandır bazı şeylerden şüphe ediyordum ve maalesef bugün bu şüphelerim daha da artmış durumda.

Umarım ki,ben yanılıyorumdur.
Bugün için benim düşüncelerime de tercüman olan bir yazıyı alıntı yapmak istiyorum:
Alıntı:
Fazla kimsemiz yok...
SON olaylar-tartışmalar bize bir şey öğretti:
Fazla kimsemiz yok.
Laik Cumhuriyet’i savunmak, ona sahip çıkmak, onu beklemek hiç kimseye bırakılamaz.
Onun tek sahibi var:
Siz...
Çağdaş kadınlar...
Aydınlık yüzlü babalar...
Yetişkinler...
Gençler...
Aklı ve yüreği olan cumhuriyet çocuklarıdır Cumhuriyet’in gerçek bekçileri.
O gözleri buğulu buğulu, boynundaki damarlar patlarcasına bağıran ve çocukları-torunları için "aydınlık Türkiye"yi isteyen adamdır bizim paşamız...
Her sabah ağzında son lokması ile merdivenlerden koşarak işine giden ve o gün geldiğinde meydanda başına "Atatürk kadınıyım" bandını takan melek yüzlüdür; devrimlerimizin bekçisi...
*
Fazla kimsemiz yok...
Görüyorsunuz; bizim sadece ve sadece "çağdaşlık" gibi masum bir ısrarımız var. Çok can vererek, çok yanarak, çok ağlayarak koyulduğumuz uygarlık yolundan dönmek istemiyoruz.
Bunun için; demokrasi, laiklik, bağımsızlık gibi yüce kavramları içinde barındıran "cumhuriyetimize" sarılıyoruz.
O bizim kara sevdamızdır.
Bu kadar...
Ama sorun çıktı...
Atatürk cumhuriyetini yıkıp yerine dinci rejim kurmak isteyenler dört bir yanı sardılar.
Tepeden tırnağa ele geçirdiler Türkiye’yi.
*
İşte bu noktada kendimizden başka kimseye güvenemeyeceğimizi öğrendik, canımız sıkıla sıkıla, içimiz yana yana.
Olsun...
Zaten demokrasi sivillerin işi değil midir?
Eğer cumhuriyet sevdaysa, sevda yüreğe düşer, devredilemez.
O kadın, o erkek, o genç, babasının omzunda minik bayrağını sallayan o çocuktur cumhuriyeti savunacak olan.
Görüyorsunuz:
Fazla kimsemiz yok...
KAYNAK
|