|
Herhangi bir arama motorundan rahatça ulaşılacak bir bilgi. Site yetkili ve yöneticilerimiz yine "Armut piş ağzıma düş yapmayalım" diyecek ama ben bulduğum bir bağlantıyı paylaşayım.
Türklerde yuğ törenleri ve cenazeler!
Şehit cenazelerini izlerken halkın gösterdiği tepkinin eski Türk geleneklerinin genler vasıtasıyla taşınmış olabileceğini düşünmüşümdür.
Bilindiği gibi eski inanışlar ve kültür öğeleri İslamiyet'le birlikte biçim değiştirerek ve yeni dine uymayan yönleri terk edilerek günümüze kadar yaşamaktadır.
İşte bunlardan biride cenazeye dair biçimler, davranış kodları ve ritüellerdir. Şehit cenazelerine katılanları suçlayanların da bilgisine sunmak isterim.
Eski Türklerin yaygın bir töresi olan "Yuğ" töreni bulunmaktadır.
Bilindiği gibi eski Türk geleneğinde, ölen yiğitler hemen gömülmez; ölü, bir çadıra konur, yakınları, savaşçı arkadaşları önce çadırın önünde at ya da koyun kurban ederlerdi.
Sonra atlarına binip çadırın çevresinde yedi defa dönerlerdi. Dönerken ağlayıp çığrışırlar, "sagu"lar söylerler; bir yandan da yüzlerini bıçakla çizerek kanatırlardı. Yuğ törenlerinde yiğidin özelliklerine uygun sağular söylenirdi. Bunlara örnek olarak aşağıdaki dörtlüğü verebiliriz.
"Erler kurt gibi hıçkırdı
Yaka bağır yırtıp durdu
Acı ağıtlar çığırdı
Yaş akar gözler kurur."
Ne dersiniz, bunlar kısmen tanıdık geliyor mu?
Şimdi anladınız mı Türk halkının neden şehit cenazesinin ardından tepki gösterdiğini!..
Yiğidi gömme zamanı ölünün ününe göre başka ülkelerden de dostları ve yakınları toplanırdı.
Bu gelenlere "yuğcu" denirdi.
Ölüm töreni veya YUĞ bu kez de gelen yuğcuların katılımıyla yinelenirdi. Ayrıca "yuğ"a özel olarak ağlayıcılar gelir ya da getirilirdi. Bunlara "sığıtçı" denirdi. Yuğ törenlerinde ve ondan sonra ozanların söyledikleri "sagu"lar söylenirdi.
Ansiklopedi ve başka kaynaklardan derlediğim bilgiler şöyle;
AĞIT; Alm. Lobgedicht (n), Trauerode (f), Fr. Ode Funéhre, İng. Dirge. Ölünün arkasından, ölünün iyiliklerini, ölümünden duyulan acıları manzum olarak, belli bir makamla söylemek. Daha ziyade meşhur kimselerin ölümünden sonra veya toplu felaketlerden sonra daha çok kadınlar tarafından söylenir. Erkekler daha ziyade ağlayarak değil de, yazarak söylerler.
Alp Er Tunga destanı aynı zamanda bir "Sagu" veya "ağıt"tır.
Türklerde Orhun abidelerinde Bilge Kağan'ın ağzından kardeşi Kültigin'in ölümü ele alınır.
Ayrıca eski Türklerde yuğ merasimlerinde kamlar veya bahşılar ölünün defni sırasında münasib bir zamanı gözleyerek kopuzları ile yas şiirleri terennüm ederlerdi. Divanu Lugat-it Türk'te "yug veya sagu" diye ağıttan bahsedilir.
__________________
Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü,
Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
H.N.Atsız
Düşmana merhamet acz ve zaaftır. Bu insaniyet göstermek değil, insanlık niteliklerinin sonunu ilan etmektir.
K.Atatürk
|