|
Otağ Yöneticisi
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
İletiler: 600
|
Kütüphanemdeki kitaplardan bulabildiklerimi yazıyorum . Başka bulursam yine eklerim. Sadece mektupları değil Türk kağanlarının ağzından çıkmış sözleri de ekledim. Kaynaklardan bazı çevirilerde Osmanlıca sözcükler çok. Bunlar eski çeviri oldukları içindir.
Mo-tun (Mete ) Han
M.Ö. 178 de bir mektubu : (Yazar kendi anlattığı konulara göre çeşitli cümleleri seçmiş . Mektubun hepsini vermemiş kitabında )
“Gök tarafından tahta çıkarılmış Hunların bü yük Hakanı, Çin İmparatorundan sağlık ve esenlik içinde olup, olmadıklarını sorar”.
“Tanrının yardım ve şefaati; Subay ve askerlerinin yüksek savaş yeteneği atlarımın gücü ve kuvvetli ile bütün Yüeçiler’i ezdi. Başlarını kesti, ölenler öldü; teslim olanlar teslim oldu; böylece göğün altında , (yani dünyada ) asayiş ve dirlik kurulmuş oldu”.
İdaresi altına aldığı memleketleri ve dolayısıyla Doğu Türkistan’ı almasını bu mektubun aşağıdaki kısmında değiniyor:
“Bunların hepsi Hun oldular; yay çekebilen (okçuların ) bir tek aile haline gelip, birleştiler “
“Şimdi kuzeydeki bütün ülkelerde, dirlik ve düzeni kurdum. Şimdi silahları bir tarafa koymak, subay ve birliklerimi dinlendirmek, atlarımı beslemek istiyorum… Çocuklarımız ve gençlerimiz büyüsünler, yaşlılarımız ise huzur içinde yaşasınlar !”
M.Ö. 176 ‘da yine Çin imparatoruna yazdığı bir mektup :
“Gök tarafından tahta çıkarılmış, Büyük Hun İmparatoru, Çin İmparatoru’nun iyi olup olmadıklarını saygı ile sorar:
“Daha önce majesteleri, benimle barış ve dostluk üzerinde görüşürlerdi. Yazdığınız mektupta, duyduğunuzu da bana bildirdiniz. Böylece sizinle anlaşır ve mutlu olurdum!
“Fakat sınırlarımızdaki memurlarınız, benim Sağ Bilge Prensime hücum etmişler ve kötü davranmışlar. Sağ Bilge Prensim de , benim iznimi almadan …,Hun komutanlarına , sınırdaki Çin subaylarına karşı dostça olmayan hareketler yapmak için , taktik kullanmalarına izin vermiş. Böylece iki Hakan arasındaki anlaşmayı bozmuş ve aramızdaki kardeşçe ilişkiyi kesmiştir.
“Anlaşmamız, yalnızca küçük memurlar ile subaylar yüzünden bozulmuştur. Bunun için Sağ Bilge Presimi cezalandırdım. Yüeçiler’i arayıp , onlara baskın yapması için , Batı’ya gönderdim !.”
“Tanrı’nın (veya Göğün ) , lütuf ve inayeti ile!
“Subay ve askerlerimin, üstün yetenek ve erdemleri ile!
Atlarımın, dayanaklığı ve üstün gücü ile! Sağ bilge Prensim, Yüeçileri, ezip ve yendi! Hepsinin başını kesip, öldürdü! Bize bağlı kıldı ve oturttu!
M.Ö. 53 ‘te yapılan kurultayla Hun beylerinin görüşleri:
Hakan olmak isteyen iki kardeş, birbirlerine düşmüş ve aralarıda, çeşitli savaşlar yapılmıştır. Yenilen kardeş, Çin’e başlanmak istemiş ve bunun için de, bir kurultay yapmak istemiş ve Hun beylerini, toplamıştı. Beyler, kurultayda şöyle konuşmuşlardı:
Böyle bir şeyi , (yani Çin’e bağlanmayı ) , nasıl düşünebiliyoruz? Hunlar’ın adet ve an’anelerinin temelini , - en yüksek bir değer olarak kabul edilen - , güç ve cesaret meydana getirir!
“Başkalarına bağlanmak ve onlara hizmet etmek , bir alçaklıktır ! Bizim ünümüz , bütün Dünya’da ,(bu anlayışımız ve tutumlarımız ile) yayılmıştır.
“Savaşmak ve ölmek, ancak cesur yiğitler ile savaşçılara göre iş ve vazifedir! Şimdi ise , nasıl böyle yapabiliriz ? Ortada, devleti ele geçirmek isteyen kardeşlerini yaptıkları, kavgalardan başka ne var ki?
“Devlet ,( bu kavgalar sonunda) , ya büyük ya da küçük kardeşin olabilir!
“Devleti elde edemeyen, ölür , (bu kavgalar sonunda ) devleti ele geçirenin çocuklarına, onun yapacağı hizmetler ile bırakacağı ün kalır! ( Önemli olan, devletin devamıdır !)”
“(Yeni ) Hakanın, çocukları ile torunları ise, yine onun izinden giderler. Böylece Dünyadaki bütün milletleri, hâkimiyetleri altında bulundurmaya devam ederler!
“ Gerçi Çin, şimdi çok kuvvetlidir: Ancak Hunların tümünü hâkimiyet altına almaları ve hunlar‘ı kendilerine katmaları mümkün değildir. Buna rağmen siz, atalarımızın eski devlet ve idare prensiplerini unutarak ve Çin’ e bağlanarak onlara hizmet edelim diyorsunuz!
Böyle bir istek, eski Hun Hakanlarının şan ve şöhretine, leke sürmek demektir. Ayrıca böyle bir şey yapacak olursak, bütün Dünya kavimlerine gülünç oluruz.
Törelerimiz ile ( devlet içindeki ) asayiş ve sükûneti, yeniden kurmaya çalışalım. Yoksa başka yollarla, Dünyadaki bütün kavimleri, kendi hâkimiyetimiz altında tutmamız nasıl mümkün olabilir?
Başbuğ Attila
Bizans İmparatoru Theodosios‘un Attila‘ya yapmak istediği suikast başarılı olmayınca Attila ‘nın Theodosios’a gönderdiği mesaj :
“Theodosios ,Attila gibi , asil bir babanın oğludur . Attila , babası Muncuk’tan aslığı asaleti muhafaza etmiş fakat Theodosios Attila ‘nın haraç-güzarı olmakla köle durumuna düşmüştür. Theodosios kölelik haysiyetini de koruyamamıştır, çünkü efendisi olan Attila ‘nın canına kıymak istemiştir.”
451 yılında Galya ‘ya doğru yürürken Doğu ve Batı Roma imparatorlarına birer elçi gönderiyor . Elçiler imparatorlara şu mesajı iletiyorlar :
“Hem benim hem de senin hakimin olan Attila, hiç vakit kaybetmeden bir saray yaptırmanı ve oraya kendisini kabul etmeni emir buyurdu .”
Ordusunun moralini arttırmak için yaptığı bir konuşmada :
“Bu kadar çok kavim üzerine kazandığınız zaferlerden sonra , şimdi Dünyayı istila etmek üzere olduğunuz sırada sizi gayrete getirmeyi uygun bulmam . Çünkü bu ancak acemi komutanlara , tecrübesiz orduya karşı söylenir. Zaten savaştan başka bir şey tanır mısınız ki siz . Bir erkek için , elinde silahı ile intikamını almak kadar güzel bir şey var mıdır ? Tabiatın , kalbi intikam hırsıyla doldurması en büyük bir lütuftur. Bunun için her halükarda düşmana hücum edelim. Çünkü daima ilk hücum eden daha cesurdur. Bu birleşmiş çeşitli kavimleri önemsemeyiniz. Zaten müdafaa için birleşme de korku alametidir. Görüyor musunuz ? daha hücumdan evvel onları korku sardı . Tepelere çıkmak istiyorlar. Fakat buraları da onları kurtaramayacak . Düz yerlerde sığınacak yer arayacaklar. Bunu da başaramayacaklar. Romalıların pek beceriksiz silah kullandıklarını biliyoruz. Bunun onlar için başarısızlık belirtisi olduğunu söyleyemem. Fakat toz tabakası onların aleyhinedir. Disiplinsiz bir surette birleşerek kalkanlarıyla savunma yapmak istiyorlar. Bunlara asla önem vermeyerek Alanlar ve Vizigotların üzerine hücum ediniz. Burası savaşın en çetin olacağı yöndür. Sinirler kesilince, uzuvlar düşer ve kemikler çökerse vücut kendini tutamaz. Kalpleriniz heyecanlansın , adetiniz üzere heyecanla hücum ediniz. Silahlarınızın kuvvetini , Hunların azametini gösteriniz. Eceli gelen rahat yatağında da ölür. Savaş olmamış olda idi bu kadar kavim üzerinde Hunlar hâkim olarak kalabilir miydi? Maeotis kapalı , gizli yollarını asırlardan beri atalarımıza niçin açtı ? Başarıdan eminim. Bu savaş meydanı Hunlara iyi gelecek , talih vadetmektedir. Düşmana ilk oku ben atıyorum ki , okumun değdiği adam ölmüş insan demektir. Zira Attila savaş yapmaktadır.
Roma Seferi sırasında Aquileia şehri Hunlara üç ay kadar dayanmıştı . Bir leyleğin yavruları ile birlikte Aquileia şehrini terk ettiğini gören Attila bundan faydalanarak askerlerinin cesaretini arttırmak isteyerek şunları söylemiştir :
“Üstün bir önseziyle yaratılmış olan bu kuş , bu şehrin korunamayacağını , orada emniyette olamayacağına kanaat getirerek yuvasını bırakıp gitmektedir. Bu , kaleyi koruyanların artık şehri müdafaa ederek güç ve imkandan mahrum olduklarının katı işaretidir. Demek oluyor ki , artık muhasaramıza uzun süre dayanamayacaklar.
Işbara Kağan
Işbara Kağan ‘ın Çin ‘in üstünlüğünü kabul ettiği yıllarda Çinlilerin Çin kültürünü benimsemesi yönünde baskılarından dolayı Çin İmparatoruna gönderdiği mektupta şöyle diyor :
“Size bağlı kalacak, haraç verecek , kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem, dalgalanan saçlarımızı sizinkine benzetemem, halkıma Çinli elbisesi giydiremem, Çin adetlerini alamam. İmkan yoktur , çünkü bu bakımdan milletin fevkalade hassastır , adeta çarpan tek bir kalp gibidir.
__________________
"Boyun eğmeyeceğiz. Çünkü öteden beri Hunlar kuvveti takdir eder, bağımlı olmayı aşağı görürler. Savaşçı süvari hayatımızla adı yabancıları titreten bir ulus olduk. Çünkü bilirler ki ,savaşta savaşanların yazgısı ölümdür. Biz ölsek de , kahramanlığımızın ünü kalacak, çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır."
Çİ-Çİ YABGU
|