Alıntı:
|
DELİ [B adlı üyeden Alıntı
|
Ben o haberi ve o bayanın konuşmasını seyrettim. Bayanın "alkollüyüm" demesinin sebebini de kendisi, doktor herhangi bir müdahalede bulunmadan/ilaç vermeden önce daha başka sorunlara sebep vermemesi veya durumun daha da kötüleşmemesi için doktoru aydınlatmak maksadıyla verdiği şeklinde açıkladı.
Bu soysuzlar hipokrat yemini edip yeminlerine sadık kalmazlar. TSK yaraladığı PKK 'lıları bile muayene edip, hayata döndürüyor, savaşta düşman askeri dahi olsa tedavi ediyor fakat aynı yemine bağlı bu ümmetçi, yobaz, beyinsiz dinciler yeminine sadık kalmıyorlar. Onlar sadece kulluk, köpeklik yaptıkları salya sümük fettoşa veya araplara yaltaklık ve yalaklık yaparlar. Yoksa insan hayatı, hak hukuk diye bir kavram yoktur onlar için.
Aynı arapların ve İslamiyetin ilk zamanlarında kendi emevi, arap toplumuna "başarıya ulaşmak için (İslamiyeti hükümdar kılmak için) kafirlere yerine getiremeyeceğiniz sözler verebilirsiniz, bundan dolayı günaha girmezsiniz" dedikleri gibi günümüzde de aynı hasta beyinli yaratıklar konumlarını güçlendirmek ve şeriatı geri getirip, ülkemizi karanlığa çekmek maksadı ile her türlü yalanı söyleyebilmekte, her türlü yemini edebilmekte, bukalemun misali her renge bürünebilmektedirler. Açıkça görüleceği gibi bunların din ile de hiç bir ilişkileri yoktur, din onlar için sadece bir araçtır.
Yazımı Mahmut Esat Bozkurt atamızın yazısı ile sonlandırıyorum:
"...Denilebilir ki: Bu Kanunun günümüzün ihtiyaçlarına uyan ancak 300 maddesidir. Geriye kalanı ülkemizin ihtiyaçlarını ifade edemeyecek kadar ilkel bir takım kurallardan oluştuğundan uygulanamamaktadır. Mecelle'nin kuralı ve ana çizgileri dindir. Halbuki insanlık yaşamı, her gün hatta her an esaslı değişikliklerle karşı karşıyadır. Bunun değişikliklerini, yürüyüşünü hiçbir zaman bir nota çevresinde saptamak ve doldurmak mümkün değildir. Kanunları dine dayalı olan devletler kısa bir zaman sonra ülkenin ve ulusun ihtiyaç ve isteklerini karşılayamazlar. Çünkü dinler değişmez hükümler belirtirler. Yaşam yürür; ihtiyaçlar hızla değişir, din kanunları, kesinlikle ilerleyen yaşamın önünde biçimden ve ölü sözcüklerden fazla bir değer, bir anlam ifade edemezler. Değişmemek dinler için bir zorunluluktur. Bu bakımdan dinlerin sadece bir vicdan işi olarak kalması günümüz uygarlığının esaslarından ve eski uygarlıkla yeni uygarlığın en önemli ayırt edici özelliklerinden birisidir. Esaslarını dinlerden alan kanunlar uygulanmakta oldukları toplumları indikleri ilkel dönemlere bağlarlar ve ilerlemeye engel belli başlı etken ve nedenler arasında bulunurlar. Türk ulusunun kaderini yüzyılımız içinde bile ortaçağ hükümleri ve kanunlarına bağlamakta, dinin değişmez hükümlerinden esinlenilen ve tanrısallıkla sürekli ilişki içinde bulunan kanunlarımızın en güçlü etken olduklarından şüphe edilmemelidir."
Sağlıcakla kalınız..