Tekil İleti gösterimi
Alt 03.05.2008, 01:34   #1 (İleti Bağlantısı)
osman batur
Çapulcu ülkücü olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 14.04.2008
Yaş: 33
İletiler: 21
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
ORGENERAL ABDÜLRESIT DOSTUM

Orgeneral Abdülresit DOSTUM 1954'inci yilda Sibirgan / Suburgan kentinin Hoca Dükkü adlı ilçesinde yasayan bir Özbeg ailesinde doğmuş, en az yüzyıllardan beri sömürülmüş ve türlü baskılar altında kalmiş Afganistan Türkleri'nin bir ulusal (kahramani) olarak taninan kisidir.

Hiçbir ordu lisesi yada yüksek okulda okumayan, ancak 80'inci yıllarda Sibirgan kentinde sadece bir isçi olarak çalisan DOSTUM, bu yılların siyasal ve toplumsal durumu yüzünden kendi is sahasını devlet karşıtlarının saldırısından korumasi için, ona verilen görevlerde kendinden gösterdiği nitelikleri üstünlükleri yüzünden Orgeneral rütbesine kadar yükselen bir subaydir. DOSTUM'u gerçekten tanımak istersek, onu yetistiren sartlarla onun bağlı olduğu budunu tanımamız gerekir.

Ilk kez ondokuzuncu yüzyılda Ingilizler arkali Avganistan [=Afganistan, demek Afgan, Petan yada Pestun sözçügü ile anglamdas olan Avganlar yurtu] adı verilen topraklar, Türk varliği ile kentleşme ve uygarlıklarının ilk beşiklerinden biridir.

Böylece bu ülkenin adım attığınız her bir bölgesinde, ister batisinda dogusunda yada ister kuzeyinde güneyinde, binlerce yil önce Türk uygarlıkları arkada bırakmış izlerini görebilirsiniz. Bugüne kadar Farslar onlara Saka dediği Iskit-Türkler'nin adını tasıyan ''Siyistan'' ilçesinin varlığı, eskiden beri Türk'çe adını tasıyan yüzlerce kentler, ilçelerle köylerden bir küçük örnektir.

Islam'dan önceki dönemlerde büyük uygarliklar yaratan Hunlar, Ak-Hunlar [=Abdalli, Aftalitlar, Yaftallilar], Toharlar, Yüciler, Küsanlar, . . . bu topraklarda yasayib, yine bu topraklarda öz uygarlık izlerini bırakan Ön-Türkler'den örnekdirler. Bu gibi, geçmişte ''Talib''lara karsi gösterdigi direnmesi ile dillere düşen KUNDUZ kenti de kendi çağında GÖK-TÜRK'lerin bölgesel baskenti olduğunu kimse inkar edemez.

Islam'dan sonraki dönemlerde de, bugünki Avganistan'nin güney-dogusunda olan GAZNI [= GAZ, GEZ, OGUZ yada KAZ ile kökdes olan bir Türkçe sözcüktür] kentini kendine baskent eden, Sübektigin oğlu GAZNALI MAHMUD'un (971-30.04.1030) kurduğu GAZNALI'lar devleti, OGUZ'larin KINIK boyundan olan SELCUK BEY tarafından temelleri atılan ve 11. yüzyilda ogulları tarafından kurulan SELCUKLU Türk devleti, GORLI'lar, HARAZIM sahlar, TEMÜRLI'ler, BABUR sah ile AFSARLI'lar gibi büyük Türk devletleri, yine su topraklarda kurulumustur.

NADIR AFSAR'nın (22.10.1688-20.06.1747) öldürülmesinden sonra, ABDALLI Türkler'den olan, ancak Pestunlarla birlikte göçmençe yasayıp, onlarla yakinlaşarak kendi kimliğini unutan AHMED sah, kendine yeni takmis DURANI adıyla, bugünki Avganistan'nın KANDAHAR kentinde kurdugu devletle, yavaş yavaş bölgede Türk yıldızı batmaya baslar. AHMED sah'nin oglu TEMÜR sah'nin ölümünden sonra Pestunlarla Abdallilar arasinda kiralık kavgasi başlıyor, bu kavgalar ülkeyi yüz yıllarca arkaya sürüklemiş bu ülke bugüne kadar onun etkisiden kurtulmamaktadir.

Ancak, ABDUL RAHMAN (1844-01.10.1901) arkali, Ingiliz ile Rus sümürgeci devletler tarafindan bugünki Avganistan bu iki sümürgeci devletin sümürge bölgelerinin (Bati-Türkistan Ruslar'nin Hindustan ise Ingilizler'nin sümürgesi olan çaglarda) arasinda bir duvar olarak kabullendiğinin arkasından, onbinlerce Türk ile Türk-Mogul olan Hazaralar'i diri diri top ağızında vurarak havaya uçuran, yüzbinlercesininde başını kestikten sonra, oların kesilmiş başlarından ''Kelleminare''ler [kesilmiş başlardan minare yapmış] yaptıktan sonra 1880'inci yılda Ingiliz'ler yordamı ile kurduğu devletle, Güney Türkistanli Türkler'nin talihsizliği gerçekten başlanmış oldu.

Böylece 20. yüzyılın başlarından 80. yıllara kadar Türkler'in Pestunlarla Farslar elinden çekmediği acılar görmediği kara günler kalmamıştır. Türkler'in binlerce yıldan beri üzerinde islediği topraklarla çalıştığı tarlalar ellerinden alınip, ya Pakistan topraklarından götürülen Pestunlara yada Pestun devletine çalışan Farslara emekli adına verildi. Bu yoldan onbinlerce Türk olmayan yatlarla tatlar Türk toprağına ve Türkler'in arasına yerleştirildiler. Güney Türkistanlılar aralarında yerleştirilmiş Pestunlarla Tatlar'ın oynadığı kötü rolu türlü dönemlerde, ayrica ''Talib''ların hakimiyet döneminde, kendilerinin verdikleri canları ve dökülen kanları ile ağladılar.

Bunun gibi onlar çok türlü behaneler yüzünden Türkler yağmalanıp, tüm varlıkları talan edildi. Kentleri, ilçeleri ve köylerinin binlerce yıllık tasıdığı Türkçe adların çoğu değiştirilip yerine Pestuça yada Farsça adlar verildi. Türk kültürü ile dilini yoketmek amaciyla yalnızca Türkçe sıkıstırmakla kalmadi, belki de Türkçe'e yazılmış yüzlerce essiz elyazma eserleri de devlet yöneticileri tarafından yaktırıldığı acı gerçeklerden biridir, . . .

Türkler'nin çektiği bütün bu acıların arkasından, yıllarca ülkedeki uluslara eşit hak ile kardeşlik düzenini kurma sözünü veren Rus yanlısı solcu ''Avganistan Demokratik Halk Partisi'' 27.04.1978'inçi yilda bir askeri darbe ile ülke yönetimini ele almis oldu. Ancak, bu yeni yönetim esit hak ve kardeşlik düzen yerine, ülkeyi Ruslara satti.Rus askerlerinin ülkeye gelişi ile birlikte ülke yönetimi de tam şekilde Ruslar'ın eline geçti. Pakistan ve Iran ile sinirlari olanlar çoğunlukta o ülkelere gittiler. Türkler ise yalnizca eski Sovetlerle (Türkmenistan, Özbegistan ve Tacikistan) sınırdaş olduklari için, baskalara göre çok az dışarı ülkelere çıkabildiler. Pakistan'da toplanan Avganistanlılar arasında başta ABD olarak Bati Avrupali devletler türlü siyasi amaçlarını göz önüne alarak iste ''rehber''ler yaratip, ''partiler'' kurdurup onları her zaman desteklediler. Pakistan ve Iran'a gitmiş olan Türkler de kendilerini kurulmuş o partilere yerleştirip, Sovyet isgaline karsi kendi yurtdaşlık borçlarını ödemeye çalıştılar. Onbinlerce sehitlerin bu yola dökülen kani ile gözü ya eli yada ayağını kayıp eden onbinlerce Türk gazilerinin varliği bunun ispatıdır. Bu ülkede yasayan başka uluslar gibi Türkler'den de bir bölümü kendini devlet silahı ile silahlandırdı. Yillar boyu subaylıkla silahdan uzak saklandırılan Türkler, kendilerini silahlandırmak için, bu bir tarihi fırsat olanak geldi.



Görüyürüzki, DOSTUM - geçmişi olan Türk ulusunun oğlu ve önderidir. DOSTUM Güney Türkistan Türkleri'nin, onlara yapılan büyük haksızlıklar, yağma, talan ve soykırımının karşısında çıkarılmış kaygilar dolu yüksek ve bir acılı sesidir. Bu yüzden onu bir ferd olarak değil, belki bir öksüz bırakılan kaygılı ulusun kahiri olarak görmek gerekir.
----------------------------------------------------------------
Basta söylediğimiz gibi, DOSTUM 80.'inci yılların başlarında aşağı yukarı 20 kisiden ulastırılmış kendi yerinden savunma sivil birliği yönetmeye başlarken, kendi niteliği ile bu alandaki dahisi arkalı, 90.'inci yıllara kadar onu 20.000 kişiyi askın bir askeri güce çevirebildi. O zamandan sonra, DOSTUM Kabil'e hakim yönetimin değil, belki yıllar boyu her bakimdan sömürülmüş Avganistan Türkleri'nin kendinden savunma gücü olarak bakılmaya basladı. 1992'da DOSTUM ve ona baglı güçlerdiki, Moskova'ya bağlı Necibbulla hakimiyetine son verib, Kabil'e girisine imkansagladi. Böyleçe, Avganistan uluslarinin kaygılar dolu dıramının yeni perdesi başladı. Bu acılar dolu dıramın ana oyuncusu DOSTUM değil, belki B. Rebani, A. Mesud, G. Hikmetyar, Seyyaf, Mevlevi Y. Halis, Nebi . . .'ler ediler. Kabil'nin tam bir herabeye çevrilmesi onlarin eseridir. Sulardilerki, DOSTUM ve kendi aralarında imzalanan anlasmalarnı bozarak, kudret ve menmenlik sevdasına uğradılar. Kabil'de binlerce suçsuz Hazara'lara soykırımı yaptılar. Ilk sıralerde DOSTUM'a ''Büyük Mucahid'' adini veren B.Rebani koltuğa oturduktan sonra yine ona karsi ''Cihad'', çağrısı yaptı. Bu karmaşalar içinden kendini korumak için DOSTUM kendine baglı birliklerle Güney Türkistan'a çekildi. Kabil'i onlara birakti.

Her kimse biliyorki, DOSTUM idaresinin merkezi olan Mezar-i-Serif ,''Talib''lar tarafindan isgal edilmesine kadar, Kabil yönetiminin ve sonralarda ''Talib''larning zülmünden çesitli vilayetlerden kaçip gelen yüzbinlerce mülteciler için göğüs açan sıgınak olmustu.

Avganistan'da geçen bu yaşlı geçmişin arkasinda olan güçlerle ülkelerin kara amaçları yaptiklari cinayetlerin geniş incelenip, araştırılması Türkler için geleceğin vazgeçilmez işlerindendir.

Gördükki, yine de DOSTUM ile Güney Türkistanlı Türkler ilk darbeyi ''Talib''larin cinayetler ve insanlık dışı terörler ve barbarlıklarla dolu tenine vurdular.

Avganistan'da geçen ve geçmişte olan gerçekler gösteriyorki, ayrımcı çevrelerin çesitli nedenler yüzünden Türkler'in sayısını ülke nüfusunun yüzde altisi olarak gösterseler de, gerçekte ayrımcı çevrelerin hosuna gitmesede- Avganistan nüfusunun en az üçte biri Türktür. Türkler'nin Avganistan'daki rolleri ve gerçekte var olan sayılarına rağmen, bu ülkenin içinde ve dışındaki çevreler-türlü nedenlerden dolayi kendilerine var olan Türk düşmanlığı yüzündan-Avganistan Türklerinin bu ülke politikasından uzak durmasını istiyorlar. Bir ülke nüfusunun en az üçte birini teşkil eden bir ulusu uzun zaman o ülke politikasından uzaklaştırmak imkansızdır. Türkler ve onların bugünki askeri önderi olan DOSTUM Avganistan'nın bir bölümü ve onun vazgeçilmez gerçeğidirler.
osman batur Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla