Tekil İleti gösterimi
Alt 04.05.2008, 18:10   #8 (İleti Bağlantısı)
Aydın Çeri
Otağ Yöneticisi
 
Aydın Çeri adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
İletiler: 603
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Tarihçilik hakikaten zevkli bir meslektir. Ancak bunu sadece atalarımızın tarihi biliyorum, öğreniyorum. Bu yüzden çok zevkli , diyerek geçiştiremeyiz. Elbette atalarımızın geçmişte ne yaptıklarını öğrenmek , araştırmak zevklidir. Tarihi ezbercilik olarak görüp yanlış düşünenlere inat , araştırıcı, yorumlayıcı , sorgulayıcı yani insanı tamamen bilimsel yönden tatmin eden bir bilimdir tarih. Tarihçilik mesleğiyle beraber insan birçok dil öğrenme ve birçok ülke görme avantajına sahiptir. Yani kısacası tarihçi biri arkasına yaslandığında" Ben bilim adamıyım kardeşim , bilim yapıyorum. Ne mutlu bana" diyerek mutlu olabilir.

Tarihçiliğin ezber olmadığınuı söylemiştim. Şimdi biraz tarih metoduna değilenelim :

Çalışılacak konu seçildikten sonra o konuyla ilgili ana kaynakları tararız. Bu ana kaynaklar mesela; Uygur tarihinde Uygur katiplerin Uygur Alfabesi'yle yazmış oldukları metinler , Uygur Yazıtları ( Moyen-çor yazıtı , Şine-usu yazıtı vs. ), Uygur ülkesine ziyarette bulunmuş Arap elçiler , seyyahlar ya da Uygur ülkesi hakkında bilgi veren çoğrafyacılar, Çinli tarihçilerin yazdığı tarih ansiklopedilerinde Uygurlarla ilgili bölümler, Çin elçilerinin yazdığı raporlar vs. dir.

Şimdi bu kaynakların çok azı Türkçe'ye çevrilmiştir. Bu yüzden Uygur tarihiyle çalışan biri ana kaynaklara inebilmek için en az Çince, Uygurca, Arapça bilmeli.

Ana kaynakların hepsini taradıktan sonra okunur ve gerekli yerler not alınır. Tabiki ordaki yazılar aynen aktarılmaz makaleye. Kaynaklar birbiriyle karşılaştırılır ve ona göre bilgiler yorumlanır. Ana kaynaklarla işimiz bitince bu defa o konuyla ilgili yazılmış daha önceki makaleler ve kitaplar okunur. Bundan önceki tarih adamları hangi yorumlar yapmış, bizim bulamadığımız bilgileri vermişler mi diye bakılır. Bu işlemden çıkardığımız sonuçlarla , ana kaynakları birleştiririz ve makaleyi buna göre yazarız. Makalenin ya da kitabın hangi düzenle yazılacağı da ayrı bir konudur onu sonra anlatırım.

Tarih metodu aşağı yukarı budur. Şimdi Almıla kardeşimin dediklerine gelelim. Liselerin durumu malum. Gençlerimiz çalışkan , terbiyeli , düzgün karakterli insanlara özendirilmediği için bugünkü gençlik ne yazık ki tembeldir. Bu sadece liselerle de sınırlı değildir. Birkaç üniversite dışında üniversitelerde böyledir. Orta Asya Türk tarihi Çin kaynaklarının toplandığı bir kitabı Amerika'da Orta Asya tarihi veren bir üniversitedeki öğrenci hocaların okuması tavsiyesiyle mutlaka okur . Ancak Türkiye 'deki bir tarih öğrencisi kendi tarihiyle ilgili bir kitabı okumadığı gibi belki de adını dahi duymamıştır.

Gerek liselerde gerek üniversitelerde ortam çok önemli . Belki meraklı , çalışkan bir topluluk olsa kişi tembel olsa dahi ona çalışma isteği gelir. Tam tersinde ise ne yazık ki insanın içinden çalışmak gelmiyor. Ama tembel bir ortama rağmen insan yine başarılı oluyorsa da onun önü açıktır. Konfüçyüs ' ün yumurta hikayesini bilirsiniz. Bu yüzden bilgili insanlar aasında bulunmak kişinin bilgilerine bilgi katıyor. Toplamak gerekirse tarihçi kendi göbeğini kendi kesmelidir. İnanın bana 4 yıllık tarih okuyupta birkez olsun tarih sohbeti yapmayan , ezbercilikle sınıf birincisi olup kafasında tarihle ilgili tek bir soru bile belirmeyen insanlar var. İnsanın içinde olacak herşey. "Efendim ben edebiyat yazdım da işte sonlara da tarih yazdım . Ne me lazım tutturamazsam tarih okurum. Kapağı atarım bir yere " diyenlerle zaten bilim olmaz.

Almıla kardeşim, ortamın ne olursa olsun sen yine doğru bildiğin yoldan şaşma. Önüne bir hedef koy ve sadece onun gereklerini yap. Çevrendeki insanlar seni yolundan alıkoymasın ya da güçsüz bırakmasın . Boşver elalemin tembelliğinden, tarihe kayıtsızlığından . Son olarak tarih sohbetleri için sesli sohbet odamıza gelebilirsin.
__________________
"Boyun eğmeyeceğiz. Çünkü öteden beri Hunlar kuvveti takdir eder, bağımlı olmayı aşağı görürler. Savaşçı süvari hayatımızla adı yabancıları titreten bir ulus olduk. Çünkü bilirler ki ,savaşta savaşanların yazgısı ölümdür. Biz ölsek de , kahramanlığımızın ünü kalacak, çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır."

Çİ-Çİ YABGU
Aydın Çeri Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla