Alıntı:
Eyüp adlı Üyeden Alıntı
İSLAMİYET e Bu kadar yanlış bakmayın
|
İlmî açıdan mı bakalım? İmkânı yok. Çünkü meteorlar atmosfere çarparlar ve ufalanırlar. Dünyâdan baktığımız zaman ise sanki yanarak aşağı düşen bir yıldız gibi görürüz bu gök taşlarını. Halk arasında bu olaya "yıldız kayması" derler. Hâlbuki yıldızın kaydığı falan yoktur. Şâyet yıldızlar kaysaydı ve biz bu olayı gözlemleyebilseydik tahmînimce gözlemlememizden birkaç sâniye sonra yok olurduk. Zirâ yıldızların bize doğru kayması demek, bizim ebedîyen piyasadan arâzi olmamız demektir. Peki İslâmiyet bu konu hakkında ne diyor sence? Dur, sen yorma kendini, Kur'an'ın Türkçesini okuma sakın, biz sana anlatırız.
Saffat Sûresi'nin 6. âyetinden 10. âyetine kadar olan sözleri aynen aktaralım; "Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık. Ve her türlü inatçı-âsi şeytandan koruduk. Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar; kovulurlar. Ve onlar için yakalarını bırakmayan bir azap vardır. Yüce konseyden bir söz çalıp çarpan olabilirse de onun peşine hemen delici, alevli bir yıldız takılır."
Yukarıdaki âyette de gördüğümüz gibi Muhammed düşünmüş, taşınmış ve gökyüzündeki olayları şeytanlarla ve meleklerin toplantısıyla açıklamaya çalışmış. Demek ki ilmî olarak saygı duyamayız Kur'an'a...
Ahlâkî açıdan mı yaklaşalım? İmkânı yok. Ahzab Sûresi'nin 37. ayetini aynen aktarıyorum; "Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye; "Eşini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı bir şeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha lâyıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki evlâtları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir."
Yukarıdaki âyette de görüldüğü gibi Muhammed evlâtlık edindiği Zeyd'in, Zeynep adındaki karısına göz dikiyor ve böyle bir âyet uyduruyor. Demek ki ahlâkî açıdan saygı duyamayız Kur'an'a...
Vicdânî açıdan mı yaklaşalım? İmkânı yok. Abese Sûres'inin 1. ve 2. âyetlerini aynen aktarıyorum; "Yüzünü ekşitti ve öteye döndü, yanına kör adam geldi diye..."
Yukarıdaki âyetin açıklaması şudur; Bir gün Muhammed'in yanında kör bir insan geliyor. "Bana İslâm'ı öğretir misin?" diye soruyor adam. Fakat Muhammed kör adamı görünce yüzünü ekşitiyor, sinirleniyor ve arkasını dönüp uzaklaşıyor oradan.
Bir örnek daha verelim; Nahl Sûresi'nin 76. ayetini aynen aktarıyorum; "Allah şu iki adamı da misâl verdi; Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sâdece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adâletle emreden ve doğru yol üzerinden olan kimse ile eşit olur mu?"
Yukarıdaki âyette de görüldüğü gibi Arap'ın tanrısı, dilsiz insanları aşağılıyor, onları bir yük olarak görüyor.
Şimdi sana soruyorum Eyüp, söylesene bize, hangi açıdan bakalım İslâmiyete?