Tekil İleti gösterimi
Alt 12.05.2008, 02:14   #1 (İleti Bağlantısı)
TUVA HAN
Otağ Yöneticisi
 
TUVA HAN - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.07.2007
İletiler: 321
TUVA HAN Rss Beslemesi
Milliyetçilik, burjuva ideolojisi midir?

Günümüz dünyasının geldiği süreç içerisin de siyasi olguları ve kavramların tanımını önemli ölçüde etkileyen temel mesele ‘’Fransız sanayi devrimi’’ olarak görülür. Yeni ideolojilerin ortaya çıkması(Komünizm, Faşizm)’nı doğurduğu gibi dinsel anlam da büyük kitlelerin mensubu olduğu dinlerde de anlam değişmesine sebebiyet vermiştir.

Ülkelerin dağılması ve yeni ülkelerin doğmasının 20. yy sonların da hızlanması gene bu ihtilal ile başladığı bütün otoriterler tarafından kabul edilir. Çünkü, bu ülkelerin kurulmasın en büyük sebep bu ihtilalin sonuçlarından biri olan ‘’milliyetçilik’’ akımının yükselmesidir. Tarihte o döneme kadar, milliyetçilik olgusu yok mudur? Varsa anlam açısından ne gibi farklılıklar taşımaktadır? Niteliğinin, sorgulanması gerekmektedir.

Dinlerin ortaya çıkması, büyük kitlelere ulaştıktan sonra diğer büyük dinle çatışmasına sebebiyet vermiş olacak ki, orta çağ diye tarif edilen dönemler de savaşların en büyük kaynağı etniksel değil dinsel sebeplerdendir. İslam’ın ortaya çıkışı ile birlikte, M.S. 1000’li yıllarda Türkler içerisinde hızla yer bulmasından kaynaklı olarak, savaşçı bir ruha sahip Türkler en büyük koruyucusu olmuş adeta İslam aleminin bekçiliğine soyunmuştur. Etniksel savaşlar bu tarihten sonra dinsel savaşların gerisin de kalmıştır. Bu durumun Fransız sanayi inkilabına kadar devam ettiğini biliyoruz ki sonraki dönemler de Hristiyan Avrupa tekrar düşman olmuş, sömürge savaşına girmiştir. Birinci ve ikinci cihan harbi patlak verir. Bugün bile Hristiyan Avrupa yüzde doksan oranda etniksel olarak sınırlandırılmış değil midir?

Tarihçiler Türk tarihini iki ana başlık olarak değerlendirirler bunlar: İslam önce ve İslam’dan sonra ki Türkler diye… İslamiyet öncesi Türkler de milliyetçilik şuurunun çok yüksek olduğunu Bozkurt destanlarından, Çin kaynaklarından ve Orkun yazıtlarından göre bilmekteyiz.

Burjuvanın kapitalizmden doyduğunu bilmekteyiz. İhtilale kadar yoğun olarak yaşanan feodalitenin sınıf atlamasıyla, kapitalizme dönüşmesi, burjuva zümresinin daha güçlü bir şekil de ortaya çıkışıyla sonuçlanırken; işçi kesimin dili dini olmayacağını ve asıl düşmanın burjuva olduğunu öne sürer Marks. Ona göre milliyetçilik, burjuva ideolojisidir. Emekçi aşından başka bir şey düşünemez. Olaya Türk milliyetçiliği açısından bakar olursak, Osmanlı devletinin son yıllarında yükselişe geçen Türk milliyetçiliğinin temel kaynağını gene Fransız ihtilali ardından yaşanan milliyetçilik akımının sonucu olarak görmemek yanlış olur. Osmanlı devletin de burjuva sınıfının bulunmaması yoğunluğunca feodalitenin daha büyük yer kapladığını düşünürsek, Büyük çevreli toprak ağalarının kurtuluş savaşında ki tavrını tetkiksel olarak irdelediğimiz de ortaya çıkan sonuç; yoksul Anadolu Türkü, burjuva yada feodal ağaların sayesin de değil onlara rağmen bağımsızlığını kazanmıştır. İslam potası altında eriyemeye terk edilen Türklük, yoğun milliyetçilik şuurunu tekrardan yakalamış, din kardeşlerinin(!), ihanetine rağmen boyun eğmemiştir. Bunun sebebi fakir Anadolu Türkünün milliyetçilik ruhu değil de nedir?

Ortaya çıkan burjuva sınıfının, milliyetçiliği tekrar tanımlarken, birilerinin ırkın önemsizliği ortaya sürmesi olsa olsa Avrupa dilinden, özentiliğinden başka bir şey değildir. Çünkü bu onların sözde karşı olduğu özde oyuncağı olduğu Avrupa burjuvasisine, borazanlığın daniskasıdır.

Türk milliyetçiliği önceden de vardı sonra da var olacaktır. İşçisiyle, köylüsüyle ve işvereniyle. Yoksul Türk kadını savaşta, çocuğunun kursağından kesip, askerine kuru ekmek götürmesini bilir. Bu şuuru kaybettiği gün yok olduğu gündür. Gerçek anlam da düşlediğimiz, Türk milliyetçiliğin de yoksul olmak olanaksızdır. Türk toplumculuğunu, hayatın her dalında yeşertmek, büyük bir Türkçülük görevidir.
TUVA HAN adlı üye şu anda çevrimiçi konumundadır   Alıntı ile Cevapla