|
Sultan Galiyev'in düşünce yapısı "Milliyetçi Sosyalist" eksenlidir. Turan ülküsüne ulaşmak için sosyalizmi bir yöntem ya da geçerli yol olarak görmüştür. Fakat burada ki asıl sorun Milliyetçilik ve Sosyalizmin bir arada nasıl yürütüleceği sorunudur. Sosyalizm temel argümanları ile milliyetçiliği, ırktaşlığı vs. dışlayan bir düşüncedir. Galiyev'in, Türkçü/Turancı olması Türkçülerin ona sempati ile yaklaşmasını sağlayabilir. Fakat Türkçülüğün temel hedefi olan Turan ülküsüne ulaşmak için bu ülküye ve Türkçülüğe karşı olan bir ideoloji ile bunu gerçekleştirmek açıkçası hayalciliktir.
Galiyev “Milliyetçi Sosyalist” stratejik yaklaşımı ile Turan ülküsünü hedeflemiş olsa da bunda başarılı olamamıştır. Bu yaklaşım o dönem denenmiş ve geçerliliği olmadığı anlaşılmıştır. "Halkların Kardeşliği" tamamen kültür emperyalizmini tetikleyen sinsi bir yaklaşımdır. Bunun en çarpıcı örneğini Bolşevik Diktatörlüğü dönemini yaşamış Orta Asya Türk dünyasına bakarak görebiliriz. Burada ki Türk kardeşlerimiz ne yazık ki feci bir özümlemeye maruz kalmışlardır. Bu sebeple milli değerlerinden, Türklük Törel yaklaşımından uzaklaşmak zorunda kalmışlardır.
Sosyalim temel bir kültür emperyalizmini doğrudan ya da dolaylı olarak fikri temelleri dolayısıyla dayatan bir ideolojidir. Sosyalist bir ülke ve onun vatandaşı doğal olarak milli bilince sahip olmadığı için ya da bu bilincin örselenmesi sebebiyle kendi Töresinden uzaklaşmaya başlar. Zaten Bolşeviklerin uydusu olmak zorunda kalan devletler bunun elem verici tecrübesini yaşamışlardır.
“Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.”
Atatürk'ün bu çıkarımı yerinde ve her zaman geçerli olacak gerçekçi bir yaklaşımdır. Görmekteyiz ki memleketimizde milli benliğini ortaya koymak, bu tip istemlerde bulunmak; ayıp, yasal olmayan, faşist, bir yaklaşım olarak kötülenmektedir. Türk kendi toprağında esir hayatı sürmekte ve Türkün her fikri ve pratiği saldırıya uğramaktadır! Bu yaklaşımlar milli benliğin ne kadar yıpratıldığının çok açık göstergeleridir. Ki bugün başka milletlere yem olduğumuz gerçeği de Atatürk'ün gerçekçi çıkarımını gözler önüne sermektedir!
Atsızdan alıntı ile bitirmek istiyorum!
Komünist rejimdeki Rusya'da Troçki ile Yahudiler'in, Stalin'le Gürcüler'in tasfiyesinde Rus milliyetçiliğinin şuuralti hamlesini görmemek için kör olmak lazımdır. Komünizm miliyetçiliği reddediyor idiyse Kızıl Çin neden Rusya'dan toprak istiyor? Neden tarihi miras diye, bir zamanlar kısa bir süre elegeçirmiş olduğu topraklarda hak iddia ediyor?
Tarihi mirasın sözümü olur? Bu bir milliyetçilik terimi değil mi? Nüfus fazlaysa onları neden Rusya'ya yolluyarak sovyet vatandaşlığına kabul ettirmiyor? Çin veya Sovyet vatandaşı olmak arasında ne fark var?
Komünist nazariyatına göre fark olmamak gerek ama oluyor işte....Çünkü milliyetçilik ana sosyal kanundur. İnsanlar var oldukça milletler ve bunun sonucu milliyetçilikler de var olacak ve milletler, zaman zaman, milli çıkarlar yüzünden çatışacaktır.
|