Genç bozkurt forumu aratmadan beni eleştirmeni üzüntüyle karşılıyorum. Asıl eleştirilmesi gereken biri varsa o da sizsiniz. Fakat size kızgın değilim. Sonuç olarak kuramsal ve uygulamalı yanlışlarımızı, eksiklerimizi vs. göstermeliyiz. Sizde bu çaba içerisinde beni eleştirmişsiniz. Bunu doğal karşılıyorum. Rıza Nur hakkın da forum yöneticilerinin yazılarını ekleyerek size ışık tutmak isterim.
Otağ Yöneticisi Gök Yeleli Bozkurttan alıntı;
Rıza Nur, “Hayat ve Hatıratım” adlı 4 ciltlik kitabında Atatürk’e iftiralar atmamış olsaydı, bugün tüm Türkçülerin gözünde Türkçülük ilahı olurdu. Ülkemize “Türkiye” adının verilmesini Atatürk’e öneren ve saltanatın kaldırılması için önerge veren kişi Rıza Nur’dur. Türklük sevgisi ve Irkçılığı tartışılmaz.
Başbuğumuza malum iftiraları atan Rıza Nur’un, söz konusu hatıratını yazdığı yıllar, ruhsal dengesini yitirdiği zamanlara denk gelir. Böyle olmamış olsaydı, zeki ve sağlam bir kişiliğe sahip olan Rıza Nur’un, bu kitabında kendisi ve eşi hakkında, kendisinin de lekelenmesine neden olan kötü şeyleri yazmaması gerekirdi.
Gelgelelim, “Hayat ve Hatıratım” adlı 4 ciltlik kitabının üçüncü cildinde Başbuğumuz Atatürk’e atmış olduğu iftiralar, bugün biz Türkçülerin O’nun adını anmamasına neden olmuştur. Rıza Nur, Başbuğ Atatürk’e atmış olduğu iftiralarla ne yazık ki, Atatürk ve Atsız düşmanlarının ağzına sakız vermiş, kusursuz iki insan olan Atatürk ve Atsız’a saldırmak isteyen soysuzlar, Rıza Nur’un söz konusu iftiralarına sarılır olmuşlardır. Kendi peygamberlerinin kusurlarına kılıf arayan şeriatçılar, Atatürk’e atılmış olan bu iftiralara mal bulmuş mağribi gibi sarılarak, Atatürk’e saldırmak için bu iftiraları her fırsatta temcit pilavı gibi Atatürkçülerin önüne sürmektedirler.
Benzer şekilde Komünistler de, Atsız Ata’nın Rıza Nur’un manevi çocuğu olmasını bahane ederek, Atsız Ata düşmanlığı yapmakta ve biz Türkçülere: “Sizin Atsız Ata’nız ve O’nun manevi babası olan Rıza Nur Atatürk düşmanıydı, oysa siz Atatürk’e Başbuğ diyerek çelişkiye düşüyorsunuz” gibilerinden cehaletlerinin ve soysuzluklarının bir ifadesi ve göstergesi olan cümleler kurarak sözüm ona saldırmaktadırlar. Oysa ki, Atsız Ata, manevi babası olmasına rağmen, Rıza Nur’un Atatürk’e attığı iftiraları öğrendiği andan itibaren de, “Rıza Nur” adını bir daha anmamıştır. Bunun böyle olduğunu biraz bilgi sahibi olan ve art niyetli olmayan herkes bilir.
Komünistler bir de, Atsız Ata’nın, “Kemalizm”in, dolayısıyla da Atatürk’ün aleyhinde yazılar yazdığı iftirasını atarlar. Halbuki, Atatürk’ü yazılarında defalarca öven Atsız, Atatürk’e ve O’nun ülkülemine değil, yalnızca Atatürk’ü istismar ederek “Kemalist” kisvesine bürünmüş olan Türklük düşmanı ve Rus emperyalizminin yerel piyonları olan İnönücü Komünistlere, dönmelere ve masonlara saldırmıştır.
İlgili başlığın devamı;
Nihâl Atsız ve Rıza Nur İlişkisi
Yardımcı olmak adına Nutuk'ta Rıza Nur ile alakalı bölüm;
Maliye Bakanı, Mustafa Abdülhâlik Bey, konuşmasına başlamadan önce, Rıza Nur Bey'den, zabıttaki sözlerinden bazılarının açıklanmasını istedi. Rıza Nur Bey, Yanyalı'ların Türklüğünü şüpheli gösterecek şekilde sözler söylemişti. Abdülhâlik Bey, Rıza Nur Bey'in düşüncesindeki yanlışlığı şöyle düzeltti : Doktor Bey altı yüz yıl önce, Arnavutluğun bir parçası olan Yanya'ya giden atalarımın orada bıraktıkları torunlarını başka bir soydanmış gibi göstererek onları itham ediyor. Hem de kim? Maalesef öyle savgıdeğer bir arkadaşım ki, altı yıldan beri mutaassıp bir milliyetçi olmuştur. Daha önce öyle değildi. Kendisi daha iyi bilirler. Ben, o Yanyalı dedikleri adam, Türklük için silâhla savaşırken kendileri tam tersine, Arnavutları "Türklüğe karşı" ayaklansınlar diye kışkırtmıştır.
Gerçekten de Rıza Nur Bey'in siyasî hayatında birçok mücadelelere katıldığı biliniyordu. Bu durumu, milliyetçi olarak Millet Meclisi devrinde, ona hizmet ve çalışma alanları gösterilmesine engel sayılmamıştı. Fakat, Türklerin Rumeli'den çıkarılması gibi, her Türk'ün kalbinde sonsuz ve unutulmaz bir acı yaratan büyük felâket olayında aşırı milliyetçi Rıza Nur Bey'in, Arnavut âsıleriyle birlikte Türklere karşı çalıştığını bilmiyorduk. Bu durum anlaşılınca Büyük Millet Meclisi'ni hayret ve dehşet kapladı.