|
Dövüşün bir usulü, adabı vardır. Dövüşün adil olması için tarafların eşit şartlar altında vuruşması gerekir. Hele ki bir erkeğin bir kıza saldırması, alçakça ve sefilce bir acziyetin ifadesidir. Bileğine güvenen yürekli delikanlı, gidip kendine denk birinin karşısına erkekçe çıkıp "sen Türk'sün ve ben seninle bu yüzden savaşmak istiyorum" diyerek dövüşür. Bu durumda sonucun ne olacağı görülür. Ama üç dört kişi toplanıp, üstelik bir kıza saldırmanın şerefli ve erkekçe bir tarafı yoktur.
Orta Asya'da atalarımız, bir meseleyi dövüşle halletmek istediklerinde, taraflar teke tek, eşit şartlar altında vuruşurdu. Taraflardan birinin bütün sülalesi orada olsa da olaya müdahale etmezler, kendi arkadaşları dövülse bile ses çıkarmazlardı. Çünkü bu işin de bir raconu vardır.
Damarlı yiğit, gidip kendi dengiyle teke tek vuruşur, öyle şerefsizce toplanıp korumasız kızlara saldırmaz.
|