|
Günümüz İslam coğrafyasına şöyle bir göz attığımızda; savaş, açlık, cahillik ve bunların sonucu olan geri kalmışlık kendisini çok net bir şekilde göstermektedir. Avrupa nın 15. ve 16. yüzyılda reform hareketi ile aştığı ve tüm dini hurafeleri tarihe gömerek aydınlanma çağını yaşadığı dönemlerde, tüm bu yaşananları kapı komşusu olan Osmanlı sadece bir seyirci edasıyla izlemekteydi. Özellikle bilim ve teknoloji alanında hızla ilerleyen avrupa kıtasına nazaran Osmanlı Devleri git gide araplaşaraktan hızla gerilemekteydi. Mucize din İslamın şemsiye altında yönetilen Osmanlı, yanı başında olan gelişmeleri; yoldan çıkmak, haşa Allahın kuralları çiğnemek olarak yorumlamaktaydı.
Sadece birkaç yüzyıl sonra yoldan çıkan ve Allahın kurallarını çiğneyen avrupalılar tarafından hasta adam olan anılıp, işgale uğrayıp yokoluşa doğru sürüklenmeye başladı. Araplaşmanın diğer bir tabirle İslami çevçeveden bakmanın faturasını hızla yok olarak ödemeye başladılar. 1900 lü yılların başında ise Osmanlı dünya üzerinden silindi. Vakti zamanında bilim ve teknolojiye yani gelişime ayıracağı zamanı arap hurafelerine ayırmanın bedelini böylelikle ödemiş oldular. Böylece araplar, Osmanlıyı tıpkı kendilerine benzeterek yıkılmasını sağladılar. İlerleyen sürelerde bunun yanında Osmanlı bir tekmede din kardeşi olan araplar tarafından yedi. İslamı yok oluştan kurtamanın onun bu derece büyük bir çoğrafyaya yayılmasının mükafatını, araplar tarafından kahpece arkadan vurularak almış oldular.
Geçmişte günümüze uzanan zaman zarfında avrupalılar, doğu milletlerini öldüren ve onları karanlığa hapseden o müthiş formülü sonunda buldular. Yüzyıllar boyunca çoğunlukla Türklerin üzerlerinde oluşturduğu baskıyı artık kıracak olan bu formülün adı İslamdı.
İslam dinini bu dünyadaki süreçte ele alırsak önümüze anında karanlık bir tablo gelmektedir. İslam dini her ne kadar kendi alimleri açısında yeniliklere açık bir din olarak yansıtılmak istenildeyse işin aslı hiçte öyle değildir. Çünkü tüm İslam coğrafyasında geri kalmışlık hüküm sürmektedir. Bunun nedeni İslamın kuralları mı yoksa onu algılayan kişilerin zayıflığı mı artık orası tartışılır. Fakat tartışılamayan bir gerçek var ise oda tüm İslam toplumlarının geri kalmış olduğu gerçeğidir.
Bu noktadan yola çıkan avrupa tüm düşmanlarını eğer ki müslüman iseler kendi silahları ile vurarak yok etmeye çalışmaktadır. Çünkü çok iyi biliyorlar ki İslamı hükümlerin tek gerçek kabul edildiği bir yerde geri kalmışlık, cahillik hüküm sürer. Ülkemizde de tablo aynıdır. Amaç, İslami çevrelere verdikleri destek ile Türk budununu İslamın karanlık kucağına bırakarak yol oluşunu sağlamaktır. Avrupa nın 15. yüzyılda yani bundan tam 500 yıl önce aştığı konuları bizler hala tartışıyoruz. Tıpkı türban denen arap bezini tartıştığımız gibi... Sonuç olarak her geçen gün büyüme hızını kaybeden ve her gününü kaos havasında yaşayan bir topluma doğru sürüklenmekteyiz. Fetoş denilen sapıkları kullarak ülkeyi iyice İslami kıskaçlara alma yönünde hızlı adımlar atan batı ülkemizde de Akp iktidarı sayesinde bu zehri olağanca hızıyla beyinlerimize yaymaktadır. Türklüğü silerekten arap benzeri toplum oluşturma amacıyla her türlü mücadeleyi vermektedir.
İslamı tam oalrak yaşayan bir toplum eşittir sömürgeye açık, savunmasız bir çoğrafya demektir. Çünkü her türlü ganimetini kolaylıkla elde edebilecekleri bir ortam sadece bu kaynak doğrultusunda hazırlabilir.
Neticede, Türklüğün aleyhine her kim mücadele veriyor ya da bu mücadeleyi destekliyor ise, bilin ki o avrupanın en has köpeğidir. Din , iman vs. hepsi hikayedir.
__________________
ATASININ İZİNDE!...
|