E.A çakalının yazısını inceleyelim! Ne diyor; almış olmak gerek. Evet Türkiye oraya çıkartma yapmıştır. Bunu orada ki vatandaşlarımızın geleceği ve milli çıkarlar doğrultusunda yapmıştır. EOKA'nın yaptığı kıyımları engellemek için yapmıştır. Bu harekat sayesinde Enosis'in gerçekleşmesi ve devamında Megalo İdea'nın ilk adımı sayılabilecek bir gidişat engellenmiştir. Batının şımarık veledi Yunanlılar karşımızda tekrar bir tokat yemiştir!
Bu yazar müsveddesinin dediği gibi oraya barış ve demokrasi götürmek için gittik fakat bunun yanında evvelinde bizim olan bu toprakları alma ülkümüzün olmaması gerektiğini kim neye dayanarak iddia edebilir ki?!
Kıbrıs'ı kambur diye gören ahmağa bakın neler yumurtlamış; Kıbrıs otuz beş senedir sırtımıza yapışmış bir kamburmuş!
Şimdi bu kamburu attığımızı düşünelim;
- Kıbrıslı kandaşlarımız sistemli olarak hak mahrumiyeti ile dışlanacaktır. Bu yetmediği zaman Kıbrıs harekatından önceki vahşet tekrarlanacaktır!
- Adaların oluşturmuş olduğu stratejik tehlikenin yanına birde güneyden bir tehlike eklenecektir.
Görüldüğü gibi manzara hiçte yararımıza olmayacaktır. Hem Türkiye hem Kıbrıslı Türkler bu sebeple büyük maddi ve manevi kayba uğrayacaktır.
Bu insancıl, demokrat, insan hakları hastalığına yakalanmış insanlar şunu çok iyi anlamalıdırlar; Kıbrıs bu ülkenin uzun süreli ulusal çıkarları açısından önemli bir kazanımdır. Kıbrıs konusunda verilen mücadelede asıl amaç tarihi bir karşılaşmanın ilk aşamasıdır. Burada rakip olan taraflar Türkiye ve Yunanistandır. Tabi Yunanistan doğrudan muhatabımız olmasa da böyle olduğu söylenebilir. Batının şımartılıp her defasında üzerimize salınan piyonunun ve onu yönlendirenlerin asıl amacı Megalo İdedır. Bu Yunan ülküsünün tarihi Fatih Sultan Mehmet'e kadar dayanır. Amaç Bizans topraklarını tekrar ele geçirerek, İstanbul'u (Konstantinopolis) başkent yaparak hayal ettikleri Helen İmparatorluğunu kurmaktır.
Hatay sorunu zamanında çözüldü ve bunun üzerinde epey zaman geçti bu andavallar bu konulara neden değinir onu anlamak çok zor değil! Fakat işin bir başka yönü Musul ve Kerkük'ü Türkiye sınırlarına dahil edemedik ve bu teşebbüsümüzün başarılı olamayışı ile dalga geçmiş aydıncığımız. Halbuki soylu bir Türk yazarı bu satırları yazmaz. Aksine Musul ve Kerkük'ün neden kaybedildiği üzerine kafa yorardı. Tabi kanı bozuk, eblehlerden bu ülkenin çıkarını güdecek bir yazı beklemiyoruz! Musul ve Kerkük sorununun baş mimari kürt kardeşlerimizdir(!) Tarih boyunca birilerinin aleti olmaktan öteye gidememiş bu kırolar o zamanda üstün hünerlerini ortaya koymuştur. Şeyh Said, Said Kürdi o zamanın baş mimarları idi bugün bunların torunları, şakirtleri o yolun yolcusudur. Nursi'nin elini öpen Menderes'le başlayan ve bugüne gelen bir akımlan karşı karşıyayız. Bu kansızlardan Türkçü bir politika beklemek işin doğasına ters olduğu gibi gazete köşelerine yapışmış çaşıt kenelerinde, bu milletin kanını emmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu eblehler için Said, Nursi, Fethullah, Apo ve diğer itler sorun değildir. Sorun Atatürk ve onun bıraktığı mirastır. Sorun Türkün varlığıdır!
1939 ve 1974'de neyi çiğnemişiz. Kıbrıslılara neyi soracağız. Kıbrıslılar öyle bir hale getirildi ki Rumların yaptıkları katliamları unutur hale geldiler! Geçmişini unutan insanlara soracağınız her sorunun karşılığında yanlış ve kanmış cevaplar alırsınız. Tabi bu akıllı geçinen yazarda bunu bildiği için Kıbrıslılara adada ki Türk ordusundan rahatsız olup olmayacağını sormamızı istiyor!!!
Nihal Atsız'dan bu konu ile alakalı kısa bir alıntı;
“...Kıbrıs davası er geç bir çözüm yoluna girecektir. Nasıl gireceğini bilemiyoruz. Çünkü bizim için Kıbrıs davasının çözümü ancak Kıbrıs’ın Türkiye’ye katılmasıyla mümkündür. Bugün bu kadarı olamayacaktır ama Türklük ülküsüyle yetişen bir gençlik var ki onlar yarın bu ülküyü gerçekleştirirler...”
Evet çözüm Nihal Atsız'ın dediği şekilde çözülecektir. Yazarımız korkmasın çünkü böyle bir durumda kendisi ve tüm işbirlikçi, çakal takımı bu mücadelede karşı tarafta olacaktır!
Son olarak Nihal Atsızın bir makalesinden kısa bir alıntı;
“...Kıbrıs asırlarca Türk ülkesi olarak kalmış, bize mal olmuş bir adadır. Hatay nasıl geri alındıysa Kıbrıs da geri alınacaktır. Bugünkü durumda Türk nüfusunun az olması tarihî hakkımızı asla elimizden alamaz. İsrail devleti kurulduğu zaman bugünkü İsrail topraklarındaki Yahudiler yüzde kaç tutuyordu? Bir millet millî inancı kuvvetli olduktan sonra haklarını geri almasını bilir ve o toprakları yine yüzde yüz kendi milletiyle doldurur...”
EOKA'nın yaptığı katliamları normalleştirmek gibi bir çabası olan bu yazarın karalamalarını bu otağa eklemenin yararlı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü yazının tamamı tarihi saptırma, aşağılama üzerine kurulu. Kinimizi bilemek için eklediyseniz, diyeceğim şudur; kinimiz bileneceği kadar bilenmiştir.