|
Câhillere lâf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Anlattıklarınızı anlamazlar, anlasalar da yanlış anlarlar. Keşke problem sâdece "Şalom Alekum" olsaydı. Aydınlatılmaları gereken bir sürü insan ziyanlığı, aydınlanması gereken bir sürü mevzû var. Velhâsılıkelâm işimiz zor.
Geçen gün hasbelkader bulunduğum bir ortamda mevzû inançlardan açıldı. Herkes fikirlerini söyledi, ben de söyledim. Masadaki bir kişi bana hitâp ederek, "Sen sırat köprüsünden geçemezsin" dedi. Ben de, "hayrola, yeni mi yapıldı o köprü? Boğaziçi köprüsünden ve Fatih Sultan Mehmet köprüsünden rahatlıkla geçiyorum, oradan da geçeriz elbet" dedikten sonra başladım anlatmaya... Sırat köprüsü, İslamiyet ile başlamış bir inanç değildir. Îran'ın eski dini Zerdüştlükte "Cinvat" diye bir köprü vardır. Günahkâr kişi öldükten sonra bu köprüden geçemez ve cehennemi boylar. Dindarlar ise rahatça geçerler ve cennete giderler. Cinvat köprüsünün orta kısmı çok keskindir. Yâni aynı İslâm inancındaki gibi kıldan ince, kılıçtan keskindir.
Ben bunu anlattıktan sonra ortamda derin bir sessizlik oldu, aval aval baktılar yüzüme. Zâten bu konuları kime anlatsam herkes aval aval yüzüme bakıyor. Ortamdaki mâlum vatandaş, "cehennemde yanarken anlatabilecek misin bakalım bunları?" dedi. Ben de, "güneş kremimi yanıma alırım" dedikten sonra başladım anlatmaya... Kenâniler Tanrı'ya kurbanlar sunarlardı. Bu kurbanları çocuklardan seçerlerdi. Kenânilerin Tanrı'ya kurban olarak sundukları çocukları yaktıkları yere "Gehenna" denirdi. İslam inancındaki cehennem, aslında Kenâni inancıdır, ritüelidir. Ayrıca cehennem kelimesinin kökeni İbrânice "Gehinnom" sözcüğünden gelir.
Daha buraya yazmadığım bir sürü şey anlattım. İçlerinden bir tânesinin kafası anlattıklarıma yatmış olacak ki, ortamı terk ederken "en yakın zamanda tekrar görüşelim, irtibâtı koparmayalım" dedi. Ben de, "Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır. Ben de bunları okuyarak, araştırarak öğrendim. Elbette görüşürüz" dedim.
Bu olayı şunun için anlattım; Irkımız yıllardır afyonlanıyor. Afyonlamanın değişik şekilleri vardır. Televizyon kanallarındaki eğlence programları da bir afyonlamadır. Çünkü kendisini eğlenceye adayan bir insan, millî menfaatlerine ters düşen olaylarla ilgilenmez, sorgulamaz, düşünmez. Bu durum da kötü niyetli bâzı kişilerin işine gelir. Zîrâ sorgulayan ve araştıran insanları yönlendirmek imkânsızdır. Futbol da bir afyondur. Kafasını futbola takmış, futboldan başka hiçbir şey düşünemez hâle gelmiş bir insan, millî dâvâlara karşı duyarsızlaşır. Çünkü onun en büyük derdi, taraftârı olduğu takımın hakem tarafından haksızlığa uğramış olmasıdır. Tabiî ki hem futbolla ilgilenen, hem de millî menfaatlerini düşünen insanlar da mevcuttur. Böyle insanlara diyecek lâfım yok. Benim kızdıklarım, futboldan başka bir şey düşünmeyen insanlardır. Din de bir afyondur. Câhil kitleleri yönlendirmenin en kolay yolu dindir. Uyuşturucu da bir afyondur. Şâyet bir milleti imhâ etmek istiyorsanız, ilk önce o milletin gençlerini etkisiz hâle getirmeniz gerekmektedir. Çünkü uyuşan bir gençlik, millî dâvâlara karşı duyarsızdır. Onun tek amacı uyuşmak, sonra biraz daha uyuşmak, sona biraz daha uyuşmaktır. Ve bu uyuşuk genç en sonunda bir geri zekâlı olur. Kafası durur, metabolizması bozulur, dengesizleşir, âilesine maddî mânevî zararlar verir. Bunlarla meşgûl olurken de vatanı ve milleti düşünemez hâle gelir.
Ey Türk gençliği, sana sesleniyoruz; Atatürk'ü düşün. Senin için nelere katlandığını, seni güzel ve onurlu bir istikbâle kavuşturmak için ne zorluklara göğüs gerdiğini düşün. Sende hiç ahde vefâ duygusu yok mu? Atatürk'e olan minnet borcunu Arap'a, Yahudi'ye, Avrupa'ya özenerek mi ödeyeceksin? Düşmanların propagandalarına aldandın, yabancı kültürlerin elinde heder oldun, mahvoldun. Yoksa seni harekete geçirecek bir kudret kaynağı mı arıyorsun? O hâlde damarlarında dolaşan kanın farkına var. Muhtâç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Tanrı Türk'ü Korusun!
|