Alıntı:
karayazı adlı üyeden Alıntı
Irkdaşlarım bakın alevi gelenek ve göreneklerinin içinde yetiştim adına alevilik deniyorsa tamam aleviyim ama benim için kardeşim ne ise benle aynı kanı taşıyan sünni bir Irkdaşım da odur alevilik sadece teferruattır yeterki TÜRK Kanına sahip çıksın ha şunuda belirteyim aleviliği ben ali ve onun tayfasına kesinlikle bağlamıyorum ve kesinlikle ne yolu nede davası hiçbir alevi TÜRK'ü ilgilendirmez ha kendine alevi diyen kro köpekleri ve arap soysuzları ne halt yerlerse yesinler görüldükleri yerde başlarının ezilmesi şart çünki bu geri zekalılar yüzünden sünni TÜRK alevi TÜRK birbirine düşürülmeye çalışılıyor ama artık bu oyunları tutmaz çünki TÜRK Kandan kardeş dinden mezhepten değil. Tekrar söylüyorum bedevi çölündeki arap ali'nin alevilikle uzaktan yakından bağlantısı yoktur hatta ve hatta sırf o ve onun gibi halife olan o dört bedevi yüzünden bu gün bu hallerdeyiz lütfen bu arap davası saydığım alevi sünni tartışmalarını bir kenara bırakalım yolumuz TÜRK yolu hedefimiz TURAN ezen bolsın Irkdaşlarım. 'NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!'
|
Karayazı kandaşım öznel Alevilik tanımlamana saygı duyarım. Fakat yazının belirli bir kısmında Aleviliğin, Ali ile alakasının olmadığını söylemişsin. Bu noktadan sonra kendi değer yargılarından çıkıp topluma mal olacak ve Alevileri zan altında bırakacak bir yazıya imza atmış oluyorsun.
Aleviliği Ali'den, Ali'yi de Alevilikten koparamazsın. Aleviliğin özü Ali ile düğümlenir. Ali'nin Alevilikte bazı unvanları vardır. Örneğin; Şah-ı Merdan, Şah-ı Necef, şah-ı Velayet gibi...
Alevilik inancı, Ali'nin deyimiyle Kur'an-ı Natık çerçevesinde şekil alır. Yani insan konuşan Kuran'dır. Tabi birde yazılı kuran (Kur'an-ı Samet) vardır. Kur'an-Natık, otorite derecesine erişmiş En'el hak diyebilen İnsan-ı Kamil'dir. Pir Sultan Abdal'ın deyimiyle, “insan secde edilecek makamdır, mihraptır.” Yani dediğiniz gibi Ali dışlanmamakta aksine Ali'nin, ben konuşan Kur'an'ım düsturundan hareket edilmektedir.
Alevilikte Tanrı inancını daha açarak anlaşılır kılmak istiyorum. Alevilerde Allah korkusu yoktur. İnancın sebebi Allah'ın yapacağı kötülükler sebebiyle oluşmaz. Cennet, cehennem, din korkusu yoktur. Her şeyde insanı baz alırlar. Kur'an'ın Bakara suresinde bahsi olan "Size şahdamarından daha yakınım" mantığından hareketle her şey insandadır derler.
Ulu ozanların hepsinde Ali vurgusu derin tasavvufi boyutuyla vardır.
"Allah birdir, Hak Muhammet Ali'dir
Anın ismi cümle alem doludur.
Bu yol Hak Muhammet Ali yoludur
Gel Muhammet Ali dergahına gel"
Pir Sultan Abdal
Hak Muhammet Ali üçü de nurdur
Birini alma sen üçüde birdir.
Onların koyduğu bir doğru yoldur
Danıştı Muhammet böyle der Ali
Şah Hatayi
"Gel Dilber Ağlatma Beni Şah-I Merdan Aşkına
Dü Cihanın Ranimasi Şii Yezdan Aşkına
Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin
Lütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına"
Virani
Bu üç örnek alıntı Ali'nin, Alevilikte nasıl önemsendiğini göstermektedir. Allah- Muhammet-Ali üçlemesinden kastın ne olduğunu, Şah Hatayinin dizelerinde net olarak görebiliriz. Zaten Alevi cemleride Allah, Muhammed, Ali ve Ehlibeyt aşkı ile iç içedir.
Özetle Ali'yi Muhammed'ten üstün görmezler. Aksine Muhammed'in velisi olarak görürler. Allah-Muhammed-Ali zincirini bir birinden ayırmaz bir bütün olarak görürüler!
Karayazı kandaşım şamanizmin Alevilik içinde ki yerinden dolayı, Ali ile alakası yoktur demiş olabilirsin. En azından böyle düşündüğünü sanıyorum. Fakat Ali'yi, Ehlibeyt sevgisini ayrı tutamazsın. Evet şamanizm öğeleride taşınmıştır. Bunun yanında Türk töresi varlığını canlı bir şekilde sürdürüyor. İslam'ın Türklere kattığı tek şey Araplaşmaktır. Aleviler töre olarak kendini korumaya çalışmış olsalarda inanç boyutunda kamcılıktan kopmuşlardır. Din değişiminin doğal sonucudur! Fakat şunu söyleyebilirizki İslam dinini benimseyen Türkler içinde eski inanç ritüellerini ve törelerini en çok koruyan Aleviler olmuştur.
Gördüğüm bir yanlışı elimden geldiğince düzeltmek istedim. Daha fazla uzatmaya gerek duymuyorum. Zaten Arapların kendi iç meseleleri bizi bağlamamalıdır. Fakat Aleviliğin tarihsel yürüyüşünden bahsederken elbette bazı konulara değinmek zorunda kalıyoruz. Sadece Alevilik değil genel olarak İslam konusunda da durum böyledir. Çünkü toplumumuz Tengri'ye değil Allah'a inanıyor. Kur'an'da doğal olarak Arap ümmetçiliğini dayattığı için ister istemez milli değerlerden kopmalar olabiliyor.
Türkçüler olarak yobazlara, Arap yalakalarına bazı şeyleri anlatabilmek için Türk tarihi öncelikli olmakla beraber Arap tarihini, dinin vesaire bilmeliyiz. Çünkü bugünün şartlarında aklını ve kalbini Arap töresine ve dinine kaptırmış insanlara bir şeyler anlatmak istiyorsak dediğim gibi Arap tarihi, töresi, dini vesaire üzerine donanımlı olmak zorundayız! Nihâl Atsız bu konuda örnek alınmalıdır. Çünkü kendisi Türklükle ilgili her konuda derin bilgiye sahipken “Nurculuk Denen Sayıklama”, “Yobazlık Bir Fikir Müstahesesidir” başlıklı makaleleri ile yobazlara, siyasal ümmetçilere vesaire ders verebilmekteydi!