|
Ben lise yıllarımda sayısalda çok başarısızdım. O zaman hayat herşeyiyle sadece bana ait gibi geldiğinden, derslerimin üstüne olup düzeltme gereği de duymuyordum. Sanki o zaman hayat bizim için, okulun içinden ibaretti. Hiç bir şeyi umursamamız gerekmiyordu, çünkü biz aslında herşeyden büyük ve güçlüydük. Kimse bizi deviremezdi. Şu anne ve babalarımız da hiç bir şeyi bilmiyorlardı. Ders çalışmak bizim değil, süt çocuklarının işiydi. Anne babalarımıza kalsa bizim süt çocuğu olmamızı istiyorlardı. Hiç olur muydu öyle şey? O zaman okuldakiler bize gülmez miydi?
Bu düşünce sadece bizim değil, aklı başında olmayan her lise öğrencisinin aklında yer alır. Fakat sonra ilerde bir bakarsınız, o sizin zamanınızda ders çalışmayı süt çocukluğu, dersten kaçıp bilardo oynamayı delikanlılık olarak gösterenler, şimdi ya minibüsçü olmuştur, ya da seyyar satıcı. Oysa şimdi siz okumuşsunuzdur ve sizin önünüze, önünü iliklemeden gelemezler.
İşte okul ve eğitim denen şey böyledir. Yokluğunda insanı yok eder. Bu yüzden Türkçü kardeşlerimden özellikle istirham ederim; herşeyi bir kenara atıp okusunlar.
|