Tekil İleti gösterimi
Alt 29.06.2008, 01:54   #1 (İleti Bağlantısı)
kemalpaşa
 
kemalpaşa adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 11.01.2008
Yaş: 22
İletiler: 91
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
İslam ülkelerinde kadın

Taliban dönemindeki Afganistan
Afganistan' da kökten dinci hükümetin iktidara gelmesiyle birlikte Eylül 1992' de başkentin büyük parkında "İslam'a uygun davranışlarda bulunmadıkları için" toplu idamlar gerçekleştirildi. Bu tarihlerde Afganistan kadını da bütün haklarını kaybetti. Oy kullanma, devlet dairelerinde ve televizyon/radyolarda çalışma hakları ellerinden alındı. 1960' lı yıllarda mini etek giyen Afgan kadını tepeden tırnağa örtünmek zorunda bırakıldı. Hizb-i İslami örgütü militanları batılı gibi giyinen kadınların üzerine asit atıyordu.
Afganistan bebek ölümlerinde birinci, kadın ölümlerinde ise ikinci sıradadır. Kadın ölümlerinin en büyük nedeni, kızların çocuk yaşta, daha hamileliğin yükünü kaldırabilecek kadar gelişmeden hamile kalmalarıdır. Regl olmaya başlayan kızlar hemen evlendirilmekte ve daha çocuk yaşta hamile kalmaktadırlar.

Afgan evlerinde erkeklerin bulunacağı odalarda el işi, dantel gibi kadın varlığını anımsatacak eşyalar bulundurulmaz. Afgan erkeği karısına evden çıkarken hoşçakal demez, nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini söylemez.

İslamcı “Taleban” rejimi altındaki Afganistan' da tam anlamı ile “İslam Şeriatı” uygulanıyor. Bu uygulamanın Afgan kadınları üzerindeki etkisi ise, onları toplumda “tümüyle görünmez” kılmak. Afgan kadınlar, “burka” ile baştan aşağı örtünmeden evden dışarı adım atamıyorlar. Sokağa çıkabilmeleri için, “burka” bile yeterli değil tek başına. Yiyecek, ilaç ve diğer güncel ihtiyaçlarını bile almak üzere sokağa çıkmaları gerektiğinde yanlarında mutlaka aileden bir erkeği “refakatçi” olarak almak zorunluluğu var.

“Burka” da kadınları tam koruyamıyor, İslam şeriatının zulmünden. Nitekim bir su birikintisinden geçerken ıslanmamak için eteğini hafifçe kaldıran bir kadının “bacaklarını gösterdiği” gerekçesi ile iki Taleban tarafından dövülerek öldürülmesi dünya basınında yer almıştı.
Afganistan' da köktendinci İslamcıların iktidarı ile tüm eğitim kurumları kadınlar için yasaklanmıştır.

Uzun yıllar savaş gören bir ülke olan Afganistan' da “dul kalan” kadınların durumu bir diğer felakettir. Çalışmaları yasak olan kadınlar, hayatlarını idame ettirecek gelirden yoksundur.

Taleban, yüzde 70' i kadın olan öğretmenlerin evden çıkıp çalışmalarına da izin vermediğinden, çocukların eğitimi aksamaktadır. Halbuki, İslamcılar iktidara gelmeden önce, Kabil' de 150 bin kayıtlı öğrencinin yüzde 40' ı kız öğrencilerdi.

İslamcı yönetim, erkek doktorların, kadın hastalara; kadın doktorların erkek hastalara bakmasını da yasaklamıştır. Kadın sağlık elemanları da çalışırken “burka” giydiklerinden, işlerini yapmalarını çok zor olmaktadır.
İslam yönetimi, müzik dinlemeyi, şarkı söylemeyi, dansı, her türden oyun ve eğlenceyi yasaklamıştır. Çocuk oyunları, onları “Kuran eğitiminden” uzak tutacağı varsayımı ile yasaklanmıştır.

Erkeklere “sakal bırakmak” mecburiyeti getirilmiştir.
Hırsızlık yapanların el ve ayakları kesilmiş, zina yapanlar taşlanarak öldürülmüştür.

Fotoğraf çekmek de “şeytan işi” gerekçesi ile yasaklanmıştır. Diğer yasaklar da şunlardır: Oyuncaklar, terzilerdeki moda dergileri, kadınların makyaj yapması, kaş almak, saçlarını kısa kestirmek, renkli veya beyaz elbise giymek, mücevher takmak, ince çorap ve topuklu ayakkabı, ayak sesinin duyulması, yüksek sesle konuşmak ve gülmek.

Türkiye Cumhuriyeti' nde kadınlarımız, 76 yıl önce şeriattan laikliğe geçilmesi ile neler kazandıklarının bilincindedirler. Bangladeş, Cezayir, Afganistan, Sudan, Yemen, İran ve diğer İslam şeriatı ülkelerinde her gün görülen olaylar ve yönetim tarzı, laik devletin önemini anlatmaktadır.
(Prof. Dr. Necla Arat' ın, Cumhuriyet' te, 25.05.99 tarihinde yayınlanan makalesinden ve Faik Bulut' un kitabından yararlanılmıştır.)

Bangladeş
Bangladeş' li kadınlara uygulanan baskı nedeniyle, kadınlar erkeklere uygun görülen işlerin haricindeki işlere yöneltilir. Yerel mollaların fetvaları ile hırsızların elleri kesilir, zina yapan kadınlar taşlanır, kırsal kesimde erkekler doğum kontrolü yapan karılarını boşarlar. Kendi küçük işleri için banka kredisi alan kadınlara da iyi gözle bakılmaz, çünkü “kadınların ekonomik özgürlük kazanmaları, erkeklerden daha üstün bir yer sağlayacağı için” istenmez. “Tanrı' nın planında bu yoktur” denir. Medrese öğrencileri, kız okullarını “kızların batılılaşmasına neden oldukları için” yakmakta, geçerli kılınmaya çalışılan kurallara karşı çıkmaya cesaret eden kadınlar, şiddet ve ahlaki sansür ile karşılaşmaktadırlar.

Cezayir
Bu ülkede olanlar, uluslararası basında “uyanıkken kabus görmek” olarak tanımlanıyor. Her gün kadınlar kaçırılıyor, işkence görüyor, tecavüze uğruyor, sakatlanıyor ve köktendinci silahlı grup tarafından öldürülüyor.

Kadınlar salt “kadın” oldukları için hedef alınıyor ve tıpkı ortaçağda olduğu gibi, “kötülüğü” simgeledikleri düşünülüyor. (Bilinen silahlı gruplar arasında siviller içinde en tehlikelisi Silahlı İslamcı Grup. Diğer gruplar ise Silahlı İslamcı Hareket ve İslami Kurtuluş Ordusu).

Cezayir' de kadınlar örtünmeye zorlanıyor. Silahlı İslamcı Grup, örtünmeden dolaşan bütün kadınları potansiyel askeri hedef olarak tanımlamaktadır. Bu tehdidi daha etkili kılmak için köktendinciler, 17 ve 18 yaşındaki iki liseli kızı otobüs beklerken öldürmüşlerdir. Tesettürlü bir kız arkadaşı ile sokakta yürüyen bir başka liseli kızda, yerel köktendincilerce “örtünmesi” için uyarılmış, ama örtünmeyi reddedince öldürülmüştür.

Üniversitelerdeki kadın öğretim üyeleri, can güvenliği nedeniyle görevlerinden ayrılmışlar, ve Cezayir dışına çıktıktan sonra, Cezayir' in her yerinde duvar yazılarında su sloganın işlediğini söylemişlerdir: “Cilbab (tepeden tırnağa kapalı elbise) giyen kadınlar; Tanrı sizi kutsasın, hicap (başörtüsü) takan kadınlar; Tanrı size doğru yolu göstersin. Ve siz, kendilerini teşhir eden kadınlar; kurşunlar sizin için...”

Cezayir' de bu baskı nedeniyle çok sayıda kız ve kadın örtünmeye başlamışlardır. Bu konuda 22 yaşındaki bir kız duygularını açıklarken şunları demiştir: “Hiçbirimiz örtünmeyi istemiyoruz. Ama korku, düşüncelerimizden ve özgür olma isteğimizden daha güçlü, korku bizi her taraftan kuşatıyor. Anne babamız, erkek kardeşlerimiz hep bir ağızdan, Yaşamak istiyorsan örtün diyorlar.”
(Kaynak: Cumhuriyet, 20.05.1999, Prof. Dr. Necla Arat' ın makalesi)

İran
İran' da hicap-çarşaf giymek zorunludur. Örtünmemiş kadına esnafın satış yapması yasaktır. Caddelerde “Hicap giymeyen kadın ??????dir” ya da “Karısı hicap giymeyen erkek, erkek değildir” türünden ibareler yazılıdır. Hicap ya da çarşafsız gezmenin cezası 12 ay hapis veya kırbaçlanmaktır. Eğer kırbaç cezası para cezasına çevrilmek istenirse karşılığı 10.000 tümendir. Ortalama 80 kırbaç cezasının karşılığı bir çalışanın 6 aylık kazancına eşittir.

Kadını cezalandırmak için birçok neden vardır. Mantodaki iri bir düğme, mantonun altın ya da gümüş renginde olması, yırtmaç boyu, çıplak ayak veya ince çorap, oje sürmek v.b. birçok nedenden ötürü kadın cezalandırılabilir. Bunlar yazıya dökülmemiş olduğu için de kadının cezalandırılmasında büyük bir keyfilik hakimdir.

Kadınlar kocasından izin almadan sokağa çıkamaz, babalarının cenazesine bile gidemez. Yolda veya araba içinde bir arada görülen çiftler baba kız, karı koca, abla kardeş olduklarını kanıtlayamazlarsa zina yapmaktan tutuklanırlar. Erkek ve kızlar bir parti/ev toplantısında bir arada yakalanırlarsa hemen evlendirilirler. Erkekler şort giydiği için kadınların futbol gibi spor karşılaşmalarını izlemeleri yasaktır. İran' da üst düzey hiçbir yönetim kadrosunda kadın yoktur.

Kadınların çarşaf giymek zorundalar. Bu ülkede, “muta nikahı” denilen bir imam nikahı ile erkekler ile kadınlar para karşılığında "saatlik" sürelerle evlenebiliyorlar.

Sabah Gazetesinin 22.05.2000 tarihli nüshasında İran’ lı kadınlarla ilgili şu haber yayınlandı:

"Hayvan kadar değerimiz yok"
ABC televizyonu İran’ lı kadınların feryadını yayınladı: İnsan hayvanını bile kırbaçlamaz. Ama bizi kırbaçlıyorlar.

İranlı bir grup kadın Amerikan ABC televizyonunun programına katılarak İran' da kadının ve gençliğin durumunu anlattı. Bu program yüzünden mollalar tarafından soruşturmaya uğrayacaklarını, belki işkence görecek ve kırbaç cezasına çarptırılacaklarını bile bile ABC' ye konuşmayı kabul ettiler. Mollaların zulmünün artık onları korkutmadığını söylüyorlar. Yakında ülkede yeni bir devrim olacağına inanıyor ve “Artık susmayacağız” diyorlar.

Nightline (Gecehattı) programı muhabiri Ted Koppel ile sokak röportajı yapan 4 İranlı kadın, sokakta, okulda, erkeklerle ilişkilerinde ve işte hep saklanmak zorunda kaldıklarını belirttiler. İçlerinden biri sokakta bir erkekle görüldüğünde başına gelenleri şöyle anlattı: "Bir erkekle görülürsem bana ve ona ayrı ayrı kim olduğunu sorarlar. Cevaplar birbirini tutmazsa ve kardeşim ya da kocam değilse ikimizi de alıp götürürler..."

En kötüsü ise gizli ev partilerinde yakalanmak. Erkeklerin ve kadınların birlikte olabildiği bu partiler Devrim Muhafızları tarafından sık sık baskına uğruyor. Katılanlar mahkemeye sevk ediliyorlar. Partilerde yakalanmanın cezası 30 kırbaç.

Ortaçağ gelenekleri:
Kadınlar kırbaç cezasına büyük tepki gösteriyor. “İnsan bunu hayvanına bile yapmaz. Değerimiz hayvandan bile düşük” diyorlar. Partide yakalananlar bekaret kontrolünden geçiriliyor. Bakire olmayanlar birlikte oldukları erkekle zorla evlendiriliyor. Genç İran kadınlarına göre tüm bu uygulamalar İran'ın hâlâ Ortaçağ gelenekleriyle yönetildiğini gösteriyor. İran dışındaki hayatı gördükleri zaman oradaki kadınlar gibi yaşama heveslerini “Başka ülkelerdeki kadınların yaşamlarını konuşmalarını, giyinişlerini görüyorum. Ben de aynı şeyleri yapmayı istiyorum. Ama yapamıyorum ve utanç duyuyorum” diye dile getiriyorlar.

Bir öpücüğe 74 kırbaç
Hürriyet gazetesinde 25.04.2003 günü yayınlanan habere göre, İran' ın önde gelen aktrislerinden Gevher Hayrandiş, bir ödül töreninde genç bir yönetmeni alnından öptüğü gerekçesiyle 74 kırbaç cezasına çarptırıldı, ancak halktan özür dilediği için cezası tecil edildi.

İran Daily gazetesinin haberine göre, 50' li yaşlardaki saygın film ve televizyon aktrisi Gevher Hayrandiş, geçen eylül ayında Yezd kentinde bir festivalde 20 yaşlarındaki Ali Zamani' ye en iyi yönetmen ödülünü verirken elini sıktı ve alnından öptü. Ali Zamani, ünlü aktrisin geçen yıl ölen aktör kocasının öğrencisiydi ve bir anne şefkatiyle başarısının tebrik edildiğini duyurdu.

Kadın-erkek yakınlığının ve toplum içinde öpüşmenin tabu olduğu İran' da bu öpücükle yer yerinden oynadı ve Yezd kentindeki dini liderler sokaklara dökülüp aktrise lanetler yağdırdılar. Protestolarla yetinmeyenler ünlü aktrisi mahkemeye verdiler. Mahkeme, Hayrandiş' e 74 kırbaç cezası verdi. Gevher Hayrandiş, “Herhangi bir suç işlediysem özür dilerim. Ben anne şevkatiyle öptüm” dedi ve bu özrü sayesinde “şimdilik” kaydıyla kırbaç cezasından kurtuldu. Mahkeme, benzer bir suçu ikinci kez işlemesi halinde Gevher Hayrandiş' i derhal 74 kırbaç atılmasını onaylayacak.

Hayrandiş mahkemenin kararını protesto edip etmeyeceğini açıklamadı. Ancak sanat çevreleri böyle bir kararın İran' ın uluslararası alandaki pozitif imajına darbe vuracağı uyarısında bulundular. Film yapımcısı Kioumars Pourahmad, “Saçma ve iğrenç. Hayrandiş hala yas tutuyor ve ölen eşinin öğrencisi Ali Zamani oğlu gibidir. Bu tür kararlar sadece nefret yaratır” yorumunu getirdi.

Yemen
Kadınlar erkeklerle yüz yüze gelse bile el sıkışmaları yasak. Çarşaf giyip, peçe takıyorlar.

Katar
Kadınlar seçimde aday olsalar bile, erkeklerin bulunduğu ortamda bulunmaları yasak. Miting ve TV' de yüzlerini göstermeleri yasak, sadece telefonla oy isteyebiliyorlar.

Suudi Arabistan
Çarşafsız sokağa çıkmak yasak. Nüfus cüzdanları yoktur, isimleri babaları veya kocalarının kimliklerinde yazılıdır.
Peçe takmamak, sokakta tek başına yürümek, üniversiteye gitmek, koşmak, sıçramak, araba sürmek kadınlara yasak, hatta arabanın ön koltuğunda bile oturamazlar.

1990' da kadınların araba kullanma hakkı için yaptığı gösteriler ülkede büyük yankı yaptı. Kadın göstericiler tutuklandı ve kocalarından "bir daha böyle bir gösteri yapmayacaklarına" dair teminat alındıktan sonra serbest bırakıldılar.

Kadın, kocasının refakati olmadan yurt dışına çıkamaz. Halka açık yerlerde yüzemez, hiçbir toplulukta erkeklerle bir arada bulunamaz. Kadınlar bilinçli olarak cahil yetiştirilirler. Tek yaptıkları alışveriş ve evde oturmaktır.

Bayan öğretim görevlilerinin sayısı çok azdır. Erkek profesörler üniversitedeki kız öğrencilere monitör aracılığıyla ders verir.

Hürriyet gazetesinde 17 Mart 2002 tarihinde yayınlanan haberde, yanan ortaokul binasından kaçan 15 kız öğrenci, Suudi din polisi tarafından “Kıyafetiniz sokağa çıkmaya uygun değil” gerekçesiyle engellendi. Pazartesi yaşanan olayda başörtüsüz olduğu için kızlar, diri diri yanarak can verdi.

Suudi Arabistan' ın Mekke kentinde geçen pazartesi sabahı, bir okulda çıkan yangından kaçmaya çalışan 15 kız öğrenci ‘Namahrem Vahşeti’ne kurban gitti. Din polisi (mutavva), türbanları ve çarşafları olmayan genç kızların alevler içindeki binadan çıkışına izin vermedi.
Elektrik kontağından çıktığı sanılan alevler bir anda üç katlı ortaokul binasını sardı.
Öğrenciler, can havliyle kendilerini dışarı atmak istedi. Ancak genç kızlar kapıya koştuklarında din polisleriyle burun buruna geldi. Din polisleri, İslami kurallara göre giyinmedikleri, türban ve çarşafları olmadığı için kızların çıkmasına izin vermedi.
Din polisleri, yangını söndürmeye çalışan itfaiye ekiplerinin binaya girmelerine de “Namahrem’’ gerekçesiyle, izin vermedi ve ‘‘Onlara yaklaşmak günahtır” diye uyardı. Bir görevli El-İktisadiye Gazetesi' ne yaşananları şöyle anlattı:

“Kızlar dışarı çıkmak istiyor, çarşafları olmadığı için dayak yiyorlardı. Durumun çok kritik olduğunu ve bu tür davranışın yeri olmadığını söyledik. Ama bizlere bağırdılar ve kapıdan ayrılmayı reddettiler.”
Acılı bir babada “Bekçi kapıyı açmayı bile reddetti. Polis durdurmasaydı kızlar
kurtarılabilirdi” diye yakındı.

Hürriyet, 07.05.02 - Suudi Arabistan' da kara çarşaf operasyonu.
Suudi Arabistan'da kadınların giymek zorunda olduğu, başlarından ayak parmaklarına kadar örten kara çarşaflardan 82 bini, yetkililer tarafından “çok süslü ya da vücut hatlarını fark ettirebilecek” şekilde bulunduğu için toplatıldı. Ticaret Bakanlığı, başkent Riyad ve Cidde' de yapılan denetimler sonucu, şeriat yasalarına tam uymadığı belirlenen, fabrika ve
dükkanlardaki 82 bin kara çarşafa el koydu. El konulan kara çarşaflar istenildiği kadar sade, ışık geçirmez ve bol değildi.

Birleşik Arap Emirlikleri
Çok kadınla evlilik, haber vermeden kadını boşama, dışarıdan getirilen kadınları metres tutma gibi durumlar yaygındır. İslamcılar çok kadınla evliliği teşvik ediyorlar. Birden fazla kadın alan erkeğe 10.000$ kadar para yardımı yapılıyor. Erkek doktorlara ev yapmaları için 200-300 bin dolar yardım yapılırken kadın doktorlara yardım yapılmıyor.

Kuveyt
Kadın her bakımdan ikinci sınıf muamelesi görüyor. Fakat erkeklerle birlikte çalışabilme özgürlükleri var. İslamcı örgütler kadınları örtünmeleri için zorluyor. Kuveyt’ li kızların %60' ı örtünüyor. Örtünmeyenler üzerinde de büyük baskı var. Tıp fakültesinin bombalanması gibi eylemler yapılıyor.

Ürdün
"Kadını dövmek onun onurunu incitmez, çünkü kadın doğuştan onursuzdur" kuralı benimseniyor. Örtünen her kadına ayda 22 dolar kadar para ödeniyor. Her evde 5-6 kadın olduğu için aylık gelir 130 dolara kadar çıkıyor. 1990' lı yıllarda karma eğitim kaldırıldı. Kız öğrencilerin şort giymeleri ve gösteri yapmaları yasaklandı. Görücü usulünü eleştiren bir film gösterilirken sis bombası atıldı, kadın sığınma kampı bombalandı. Ülkede bekaret çok önemlidir. Bekaret zarının tamir masrafı yaklaşık 300$. Bu durum ülke genelinde oldukça yaygındır.

Mısır
"Kadının cenneti, kocasının ayakları altındadır" düşüncesi hakim. Kökten dinciler kadının eve kapanması için yoğun çaba sarf ediyor. Devlet çok yoksul olduğu için Müslüman Kardeşler Örgütü büyük bir etkinliğe sahip. Evsizlere ev bulmaktan hastalara doktor temin etmeye kadar birçok yardım kampanyasıyla halkı İslam' a ve kadınları örtünmeye teşvik ediyor. Bütün sinema ve ses sanatçıları büyük rüşvetler karşılığında örtündü. Böylece "Sanatçılar İslam' a döndü" kampanyası yapıldı. Bu kadınların örtülü fotoğrafları sokaklara asılarak kadınlar örtünmeye teşvik edildi. 1950' li yıllarda üniversitelerde tek bir kız bile türbanlı/peçeli değilken bu rakam 1970' lerde %30'a çıktı ve hala yükseliyor. Örtünmeyen kızlar tecavüze uğruyor ya da tehdit ediliyor.

Erkeğin kuma getirmesi durumunda kadın bu ikinci evliliğin kendisine zarar verdiğini kanıtlamak zorundadır. Kocası tarafından boşanan kadın hem evini hem de çocuklarını kaybeder. Kadına "boşama" hakkı, 2000 yılının Mart ayında tanınmıştır.

Mısırlı İslamcılar kadın otobüste koltuğundan kalktığı zaman 10 dakika kadar o koltuğa oturmuyorlardı. Kadının bıraktığı sıcaklık bile şeytani olarak nitelendiriliyordu. Kadın hakları savunucusu Dr. Neval el Saadawi 1992 yılkında saldırıya uğradı. Hala korumalar eşliğinde geziyor.

Nijerya
Hürriyet, 08.05.02 - Nişanlısıyla birlikte olan kadına 100 kırbaç Nijerya'
da nişanlısıyla girdiği ilişki sonrasında hamile kalan bir genç kadın, evlilik dışı ilişki yüzünden 100 kırbaç cezasına çarptırıldı. 4 aylık hamile Adama Yunusa' nın (19) cezası doğum yaptıktan 4 ay sonra infaz edilecek.

Nişanlısı İsa Katagüm ile birlikte olan Adama Yunusa' nın cezasını temyiz etmesi bekleniyor. Nijerya'da şeriat yasaları uygulanıyor. Safiye Hüseyni isimli 33 yaşındaki bir kadın, zina yüzünden recm cezasına çarptırılmıştı. Uluslararası baskının ardından Safiye Hüseyni idamdan kurtulmuştu.

Bir recm cezası daha:
AFP muhabirinin resmi makamlardan aldığı bilgiye göre, kuzeydeki Katsina eyaletinde Emine Laval adlı kadın, boşandıktan sonra çocuk dünyaya getirdiğini itiraf edince taşlanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Recm cezası, Bakori kentindeki şer'i mahkeme tarafından geçen cuma verildi. Tüm dünya bu insanlıkdışı islami uygulamaya karşı tepkilerini dile getiriyor. (Kaynak: Gazeteler, 23.03.2002)

Pakistan
Pakistan, İslam şeriatının ezmekte olduğu ülkelerden birisidir. Bu ülkede 15-40 yaş arasında ölen kadınların oranı %75'dir. Ölümlerin büyük kısmı doğum sırasında gerçekleşir. Çünkü Pakistan’ lı kadınların %97'si kansızlık hastalığına sahiptir.

Pakistan' da tecavüze uğrayan kadın zina yapmış sayılır. Şikayet için karakola giderse "kötü ahlaklı kadın" damgası yer. Ayrıca polisler tarafından da tecavüze uğrama riski vardır. Dava mahkemeye giderse ya erkek haklı bulunur, ya da dava sürüncemede bırakılır. Üstelik kadının "??????lik" suçlamasıyla cezaevine konulması da mümkündür. Pakistan'da hapishanelerdeki kadın mahkumların %75'i "zina" ile suçlanmaktadır.

1980' lerde Ziya Ül Hakk' ın şeriat yasalarını ilan etmesinden sonra tecavüz suçunda büyük bir artış meydana gelmiştir. Ziya Ül Hakk' ın danışmanı Dr. İsrar Ahmet, bir televizyon konuşmasında "İslam toplumu yaratılana kadar hiç kimse tecavüz suçundan hüküm giyemez" şeklinde bir açıklama yaparak bu suçların artmasında etken oldu.

Eve kapatılan Pakistanlı kadınlarda güneş yüzü görmemekten kaynaklanan "osteomalasya" adı verilen bir çeşit kemik erimesi hastalığı çok sık görülür. Bu hastalık tüm Müslüman ülkelerde görülmüştür. 1980'de bir mollanın kışkırttığı kalabalık, babası belli olmayan bir bebeği taşlayarak öldürmüştür.

1991' de Benazir Butto' nun mollalara verdiği tavizler kadının durumunu daha da kötü hale getirmiştir. Peçeli bir kadınla erkeğin karşılıklı çay içtiği bir reklam bile dine aykırı olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır. Aynı şekilde "İslam'da dans etmek haramdır" gerekçesiyle şekerlerin dans ettiği bir şeker reklamı yasaklanmıştır.

Pakistan' da Kuran' la evlendirilen kadınlar vardır. Mülkiyetin bölünmemesi için yapılan bu uygulama ile Kuran' la evlenen kadın bir daha erkek yüzü göremez, evden bile çıkamaz.

Hürriyet Gazetesinde 23.05.2000 tarihinde yayınlanan bir haber:
Pakistan’da kadınlara gülmek yasak, tecavüz caiz. Müşerref’ ten dincilere taviz.
Askeri yönetimin göz yumduğu aşırı dinciler, Pakistan' ı da Afganistan' a çevirme yolunda. Son olarak İslamabat polisi genç kız ve kadınların sokakta gülmesine yasak getirdi. Emniyet müdürüne göre, kadınlar böylece suça neden olmayacak. Pakistan'da tecavüze uğrayan kadınlar, ‘gönül rızasıyla birlikte oldu’ diye suçlanıp hapsediliyor.

Yakın tarihe kadar Türkiye' yi örnek alan Pakistan, her geçen gün biraz daha aşırı dincilerin hakimiyetine giriyor. Afganistan' da Taliban hareketinin doğmasını sağlayan Pakistan, şimdi aynı hareketin ülke içindeki etkisine seyirci. En son olarak başkent İslamabat' ın Emniyet Müdürü, genç kız ve kadınların evleri dışında yüksek sesle gülmesine yasak getirdi.
Emniyet Müdürü Nasır Durrani, kadınların tamamen örtünmesini, yüzlerini erkeklerden saklamasını ve evlerinin dışında yüksek sesle gülmemesini istedi. Nasır Durani, böylece kadınların suçlulardan korunacağını savundu.

Kadınların bu kuralların dışındaki davranışlarının tahrik nedeni olduğunu öne süren Emniyet Müdürü, kadınların özellikle market, park ya da kamuya açık yerlerde kapanmasını istedi. Kadınların giyim kuşamlarına daha dikkat etmesi gerektiğini belirten Emniyet Müdürü, kadın silüetinin tahrik ettiğini de sözlerine ekledi.

Bu arada, özellikle ülkenin Afganistan' la sınır kuzey ve batı bölgelerinde Taliban felsefesinin hakim olduğu belirtiliyor.

Namus Katliamı
General Pervez Müşerref liderliğindeki askeri yönetimin aşırı dinci etkinliğine göz yumduğu da gelen haberler arasında.

Pakistan' da tecavüz olaylarıda çok yaygın. İnsan hakları kuruluşları tecavüze uğrayan binlerce kadının hapiste olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü, tecavüz sanığı erkekler, kurbanlarının kendileriyle gönül rızasıyla birlikte olduğunu savunuyor.

Pakistan yasalarına göre, evlilik dışı ilişki suç kabul ediliyor ve sadece kadın hapsediliyor. Bu nedenle tecavüze uğrayıp da şikayette bulunan kadınların çoğu hapiste. Böylece binlerce tecavüz suçlusu da kadınlar şikayet edemediği için cezasız kalıyor.

Yine insan hakları kuruluşlarının hazırladığı raporlara göre, her yıl ortalama bin kadın ‘namus cinayetine’ kurban gidiyor. Bırakın tecavüze uğramayı ya da evlilik dışı ilişkiye girmeyi, sokakta yabancı bir erkekle dolaşan kadınlar bile aile yakınları tarafından ‘namuslarını kirlettiği’ iddiasıyla öldürülüyor. Pakistan yasaları, cinayetin ‘namus’ nedeniyle işlenmesi halinde ceza indirimi yapıyor.

İslam'ın anavatanı bu ülkelerde kadın bu kadar hor görülüp, cinsel eşya konumuna sokuluyorsa, buradan hareketle bu dinin ne kadar ilkel, çağdışı ve safsatalarla dolu olduğu sonucuna ulaşabiliriz...
kemalpaşa Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla