|
Ben Beşiktaş'lı değilim.
Ama Beşiktaş'lı ırktaşlarıma bende bu yazıyı armağan edeyim.
ATATÜRK VE BEŞİKTAŞ
Ulu Önder ATATÜRK ; altıyüz yıldan fazla üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü döneminde bir olmazı gerçekleştirirken en büyük desteği, başta Beşiktaş olmak üzere spor kulüplerinden sağlamıştır.
İstiklal mücadelesinde öncelikle görevlendirdiği sporcularsa, Beşiktaş Kulübü'nün gözüpek fedakar bireylerinden oluşmuştur. Fuat Balkan ile Mehmet Ali Fetgeri, Batı Trakya'da oluşturdukları Milis Kuvvetleri Yunanlılar'a karşı çete harbi yaparlarken; Mazhar Kazancı, Ahmet Fetgeri, Daniş Karabelen, Hüseyin Bereket, Cami Baykurt, Sırıkçı İzzet gibi Siyah-Beyaz kökenli yüzlerce sporcu da ATATÜRK ve iki yakın arkadaşı Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü'nün bilgileri doğrultusunda Anadolu'ya İstanbul'dan yapılan gizli silah sevkiyatında lokomotif görevleri üstlenmişlerdi.
Beşiktaş'ın sadece ilk futbol takımından sekizinin Çanakkale ve Kafkas cephelerinde şehit düşmesi, hokeyci Refik'in Sakarya Savaşı'nda bir top mermisiyle gövdesinin yarısını kaybetmesi, Mustafa Kemal Paşa'nın Beşiktaş sevgisini pekiştiren yüzlerce olaydan sadece birkaçıdır.
Beşiktaş kurucularından eskirimci Fuat Balkan, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yakınlık duyduğu asker sporculardan biriydi.
Milli mücadele yıllarında Makedonya ve Batı Trakya'daki kahramanlıklarından sonra emrindeki Milis taburunu 17 Eylül 1917 günü Drama'dan hareketle Türkiye'ye getiren Fuat Balkan'ın umumi karargahı paha biçilmez bir hediye şeklinde Türk ordusuna kavuşturduğunda, kendisini nasıl tebrik edeceğini bilememişti.
İşte bu nedenlerdir ki, Beşiktaş Kulübü Ulu Önder ATATÜRK'ün öncelikle sevgi ve ilgi duyduğu, kader birliği ettiği ilk spor cemiyeti olma onurunu taşımaktadır.
1914 ile 1920 yılları arasında Akaretler / Spor Caddesi'nde Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne komşu olan ATATÜRK, görevi gereği sık sık İstanbul dışına çıktığı günlerde, birlikte oturduğu annesiyle kız kardeşinin Siyah-Beyazlı sporcu ve idarecilere emanet ederdi.
Taraftarlar arasında asker kökenli olmanın getirdiği sevgi ve saygıyla pekişen bağlılık, Ulu Önder'in kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaş'lı sporculara verdiği belgelerle sabittir.
ATATÜRK'ün Akaretler Yokuşu üzerinde oturduğu 76 nolu binanın dış kapısı yanındaki Mermer Kitabe'de şu satırlar yer almaktadır:
"ATATÜRK, 1.Dünya Savaşı'ndan düşmana karşı İstanbul'u koruyup kurtaran, Çanakkale Müdafihi Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal Paşa iken bu evde kiracı olarak kalmıştır."
Mustafa Kemal ATATÜRK; Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce 1916'nın ilk günlerinde Akaretler'deki evinin arka kapısından Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına inmiş (şimdiki Plazalar'ın bulunduğu alan), Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan Beyler'i yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapmıştır:
"Efendiler; sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle, dikkatle izliyorum. Spordan yoksun bir gençlik nasıl ki vatan müdafası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni ikişafı noksan ve yetersiz olursa o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz.
Bugün bünyenizde toplayıp, ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafaasında ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk'ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim"...
Ata'ya ait bu söylev, Siyah-Beyazlı camiaya ATATÜRK'ün bir vasiyeti olmuştur.
Atatürk’ün manevi kızı Sabiha GÖKÇEN 10.kasım.1976 yılında TRT ile yaptığı röportajında şunları söylüyordu :
“ …..Atatürk kılık kıyafetine son derece önem veren modern bir insandı. En çok sevdiği renkler Türk bayrağındaki KIRMIZI , BEYAZ ve SİYAH ‘tı…hemen hemen bütün gömlekleri BEYAZDI. Elbiseleri ise genelde hep SİYAH’TI. Törenlerdede BEYAZ eldiven giyerdi….Atatürk’ün hiç sevmediği ve kullanmadığı renkler ise SARI , YEŞİL ve LACİVERT’ti.. nitekim Atatürk’ün kullandığı şasi eşyalarının hiç birinde SARI , LACİVERT ve yeşil renk göremezsiniz….”
Yine aynı söyleşide Atatürk’ün İstanbul’da en çok sevdiği yerler ise Sarıyer, BEŞİKTAŞ , Dolmabahçe dir.
Atatürk istanbulda kadıköye gitmeyi pek istemezdi.. Nitekim İstanbul’da olduğu günlerde Kadıköy’e çok nadiren uğramıştır.
Bütün bunlara rağmen ; Beşiktaş tüm TÜRK Irkına mal olmuş eşsiz ulvi bir şahsiyet olan ATATÜRK'ü Beşiktaş'lı olarak göstermekten kaçınmış , bazı takımların haksız yere yaptıkları yanlışa düşmemiştir.
Ne Beşiktaş , ne Galayasaray ne de TRABZONSPOR ; bu tip yanlışlılara hç bir zaman düşmediler ve kendilerine "cumhuriyet" tanımı yapmadılar.
TRABZONSPOR , Galatasaray ve Beşiktaş spor kulübündeki genel anlayış şudur :
"Atatürk hiç bir takımın malı değildir. ATATÜRK BÜTÜN TÜRK IRKINA MAL OLMUŞ EŞSİZ ULVİ BİR ŞAHSİYETTİR."
|