Çerkes ismi etrafında tanımlanan toplulukları, 1864'te yenilgiye uğratan Ruslar, bu toplulukları Osmanlı topraklarına sürmüştür. Çerkes olarak nitelenen topluluk kendi başına bir ırk değildir. Çerkesçe diye bir dilde yoktur. Çerkes tanımlaması üst kimlik olarak algılanırsa bu üst kimliği oluşturan çeşitli alt kimlikler vardır.
Çerkes tanımlamasına giren etnik gruplar Adigeler, Abazalar, Ubıklar, Asetinler (Osset), Dağıstanlılar, Çeçen-İnguşlar, Balkarlar ve Karaçaylardır. Bunlardan son iki topluluk olan Balkarlar ve Karaçaylar Türktür. Nihâl Atsız'ın vasiyetini bilen biri konu başlığı olan “Çeçenler Türk müdür?” gibi bir soruyu zaten sormazdı. Vasiyetin içeriğinden açıkça anlaşılacağı gibi Çeçenler iç düşmanlarımızdır.
Osmanlı Çerkes topluluklarını, Balkanlara, Suriye'ye, Filistin'e, Mısır'a, Ürdün'e ve Anadolu'ya dağıtmıştır. Osmanlının sahiplendiği ve Balkanlara sürdüğü Çerkesler Avrupalılar tarafından istenmez. 1878 Berlin anlaşmasından sonra Çerkesler tekrar Anadolu'ya ve diğer Osmanlı topraklarına dağıtılır. 1864'te Ruslar tarafından sürgüne zorlanan 1-1.5 milyon Çerkes'in 200.000-400.000 gibi bir bölümü Anadolu'ya ulaşır. Anadolu'ya ulaşanların bir kısmı Sinop-Adana, Reyhanlı hattı üzerine yerleştirilmiştir.
Nihâl Atsız'ın Vasiyeti
