![]() |
|
|||||||
| Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs.. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Aleviden kürt olmaz kürt ise alevi olamaz
Türkler, İslamiyet’i doğuşundan yaklaşık 300 yıl sonra Türkistan’ı fethe gelen Arap orduları ile tanımışlardır. Bu fethe çok direnmişler, sonuçta da çok kan dökülmüştür. Kabul ettiklerinde ise İslam içindeki Emevi Müslümanlığını değil, Ehlibeyt yandaşlığını seçmişlerdir.
Orta Asya’da, Yusuf Hemedani, Ahmet Yesevi, Lokman Parende ve Hacı Bektaş Veli İslamiyet’i Türk sufiliği ile bütünleştirmişlerdir. İslamiyet’i Türkçe konuşturmuşlardır. Anayurt’tan Anadolu’ya bu maya Yesevi dervişleri ile gelmiştir. Anadolu’da kurulan bir çok beyliğin ve Osmanlı’nın kuruluşunda bu maya vardır. Osmanlı da yönetime dönme-devşirme kuşağının hakim olmasına dek bu durum böyle devam etmiştir. Kürtçe ya da Zazaca konuşan Aleviler’in ortaya çıkması Kürtler’in veya Zazalar’ın Aleviliği benimsemesi sonucu oluşmamıştır. Bu olasılık din sosyolojisi açısından mümkün olmasına karşın Osmanlı tarihinin gelişim seyri açısından mümkün gözükmüyor. Kürtler’in Aleviliği benimsemesini iddia etmek Osmanlı tarihini bilmemektir. Çünkü Osmanlı; Fatih döneminde başlayan Yavuz ve Kanuni döneminde daha yoğunlaşan bir ölçüde Türkmen karşıtıdır. Türkmenler’de Alevi olmaları nedeniyle Alevi karşıtıdır. Kürtler ise o yıllarda Osmanlı tarafından korunan, kollanan adeta Osmanlı’nın vurucu gücüdür. 1516-1517 Çaldıran Savaşı’na dek Erzincan, Erzurum, Diyarbakır valileri Erdebil Dergahı tarafından atanırmış. Yani Türkmen Safevi Devleti bu bölgelerin valilerini atarmış. O yıllarda bugünkü Güney Doğu Anadolu’ya Türkmen egemenmiş. O bölgeyi Osmanlı Kürtleştirmiş. Bakın konu ile ilgili “Türklerin Tarihi” ve “Milli Kurtuluş Tarihi” kitaplarının yazarı değerli araştırmacı Doğan Avcıoğlu ne yazıyor: “Güneydoğu Anadolu, Safeviler’in elinde kalsa idi, Türkçe orada rakipsiz bir dil olurdu. Bölge Türkleşirdi. Osmanlı’da bu ters oldu. Şah İsmail’in peşindeki Kızılbaş Türkmen’e karşı, Osmanlı çoğu Sünni ve Şafi olan Kürt beylerini tutmuştur.” (1) Orta Anadolu’da yaşayan Türkmenler Osmanlı zulmünden canlarını kurtarmak için kuş uçmaz, kervan geçmez dağ başlarına kaçmışlardır. Çünkü Osmanlı’nın gözünde Türkmen potansiyel suçlu idi. Bakın Osmanlı’nın sürgün politikası ile ilgili iktisat tarihçisi Ord. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan nasıl bir tespit yapmış: “Osmanlı İmparatorluğu’nda çeşitli tarihlerde iskan amacı ile v.s. sürgün edilen kitlenin çoğunu adi suçlular teşkil ediyordu. Kızılbaşlık da bu adi suçlar arasında sayılıp sürgün nedeni oluyor.”(2) Osmanlı arşivi Ord. Prof. Dr. Barkan’ın tespitini doğrulayacak binlerce belge ile doludur. Bu yıllarda Türkmen ve Alevi olmak sürgün ve “katli vacip” nedeni oluştururken Kürtler imtiyazlı toplumsal kesimi oluşturuyor. Kürtlerin böyle bir durumda Aleviliği benimsemeleri olasılık dışıdır. Bırakalım Kürtlerin Aleviliği benimsemesini iktidar mezhebi olduğu halde daha ılımlı İslamı temsil eden Hanefiliği bile Kürtler benimsememişlerdir. Kürt olup Hanefi olan azınlık kesim ise, Kürtleşen Türkmenlerdir. Kendinden biraz daha liberal bir İslam yanlısı olan Hanefiliği bile benimsemekte zorlanan Şafii Kürt anlayışın Aleviliği benimsediğini iddia etmek ne denli gerçeği ifade edebilir. İşte Doğan Avcıoğlu’nun tesbiti: “Osmanlı, Kürdistan adını verdiği bölgede devletin temel dayanağı olan TIMARsistemini uygulamaz. Devletin yönetimini bölgede, yönetim babadan oğula geçtiği KÜRTbeylerine bırakır. Bölgede bulunan Türkmenler’in önemli bir bölümü dillerini unutur ve Kürt kabilelerine karışır.”(3) Avcıoğlu’nun tesbit yaptığı yıllar 1550’li yıllardır. Bu yıllarda o bölgede Türkmenler Kürt kabilelerine karışınca birkaç jenerasyon sonra tamamen dillerini unutup Kürtleşebilirler. Nitekim Orta Asya’dan gelen bazı Türkmen aşiretleri uzun yıllar sonra bölgede Kürtleşmişlerdir. Karakeçili Aşireti, Türkan Aşireti v.s. İşte Alevi Türkmenler’in Kürtçe veya Zazaca bilmesinin kaynağı Osmanlı’nın Türkmen politikasında yatmaktadır. Osmanlı’nın sürgünler sonucu Kürt bölgesine sürdüğü Türkmenler süreç içinde Kürtçe öğrenmiş ve Kürtleşmişlerdir. Bugün Kürtçe bilmesine ve konuşmasına karşın Aleviler’in ısrarla biz Türküz demelerinin sebebi budur. Türkiye’de yaşayan Aleviler’in ezici bir çoğunluğu Türkmen’dir. Kürtçe veya Zazaca bilenler bu dili sonradan öğrenmişlerdir. Bunlar aslen Türkmen’dir. İngilizce, Almanca, Arapça, Rusça bilen ama ana dilini az bilen bir Türk’e; İngiliz, Alman v.s. diyemeyeceğimiz gibi, Kürtçe bilen ama kendi dilini az bilen hatta zor konuşan Alevi Türkmen’e de Kürt, Zaza v.s. diyemeyiz. DİPNOTLAR 1. Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, C. 5, s. 2041. 2. Ord. Prof. Ömer Lütfi Barkan, Osmanlı’da Sürgünler, İktisat Fakültesi Mecmuası, 3. Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, C. 5, s. 2041 |
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
aslında kıroda bir b... olmaz ama
|
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Bu da kürtleri Türklüğe yamamaya çalışmanın başka bir yolu.
Niye alevi kürt olmasın ki? Alevilik Türk'e mahsus bir mezhep değil, arap icadıdır. Ali de Türk değil araptır. Dolayısıyla müslümanlığı benimsemiş her etnik topluluğun içinde aleviler vardır. Acaba Nusayrileri ne yapacaksınız merak ettim? Onlar da mı Türk? |
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) | |
|
Alıntı:
Nusayriler Araptir .Alevi degillerdir bektasidir. Bektasilik bir yoldur her etnik kokenden insan olabilir. Alevilik ise irktir . Sadece Kizilbas Turkmenler alevi olabilir. Yani Her Alevi Bektasidir ama her bektasi Alevi degildir.Nusayri ve diger bektasilerle Alevilerin tek ortak noktasi Imam Caferi mezhebinden gelmektir.Irk olarak hicbir ortak noktalari yoktur. |
||
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Yüzü Asık
|
Alevilik bir mezheptir ırkdaşım. Bektaşilik bir Tarikat. Atatürk'ün bir sözüyle Bektaşiler kapılarına kilit vurmuştur zaten. İstihbari açıdan tarikatlar, sızma yapılabilecek en ideal kurumlardır. Bektaşiler dahi olsa, Tarikatları savunmam. Yalnız Hacı Bektaş Veli büyük adamdır. Onu söyliyim.
Mezhepler konusunda genel olarak doğrusun. Anadolu Türkmenlerinin çoğunluğu Alevi idi. Ancak bir kısmı katledildi. Asimile oldu. Kürtleşti, Sünnileşti, Araplaştı. Karakeçili aşireti örneğin. Kırıkkale'deki kolu öz Türkmen. Doğuya sürülen kolunun bir kısmında anadil Kürtçe haline gelmiş. E bu noktada bu kişilerin Türklüğü bence tartışmaya açıktır. Din konusunda genellemelerden kaçınıyorum ben. Neticede Yahudilik dışındaki dinler herkese açıktır. Herkes herşey olabilir. Bu tip tartışmaların, laiklik ilkesinin pek özümsenememesine bağlıyorum. Benim için farketmez. Hristiyan, Yahudi, Müslüman, Şaman ya da dinsiz. Kişi Türk ise, gerisi teferruattır. Çünkü din Allah ve Kul arasındadır. Doğuştan gelmez. Ama Türklüğümüz genetik kodumuza kazılıdır. Türk doğulur. Ama her dinden/mezhepten olunur. Saygılarımla. TTK.
__________________
Varlığım, Türk Varlığına, Armağan Olsun. |
|
|
|
|
|
#6 (İleti Bağlantısı) | |
|
Otağ Yöneticisi
|
Alıntı:
Kara Şaman Kızılbaşlığın kurucusu Araplar değil Horasan'da yaşayan Oğuz Türkleridir. Şiilikle , nusayrilikle ,dürzilikle ne de diğer şii/batini gruplarla bir alakaları yoktur. Kızılbaşlık babadan oğula geçer yani kızılbaş olanların Türk olmama gibi bir durumu olamaz. Bir kesim kürt-zaza dilini benimsemiş ya da bazı kürt zaza gruplar kendi kendilerine gelin güvey olup kendilerinin Alevi olduğu iddasında bulunmuş olabilir . Ama biz zaten bunları Türk kabul etmiyoruz. Dolayısıyla tartışmanın bir anlamı yok.
__________________
Hulâgû'nün Adaleti
|
|
|
|
|
|
|
#7 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
neden alevi kürt olmasın ki? tuncelililer TÜRK demeyin şimdi!!
|
|
|
|
|
|
#8 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Kendini bilmez bazi sosyalist dar kafalilar doguda vede guney doguda Sevefi Turkmen devleti yandaslari olan Alevi Turkmenleri, kurtluge yamamaya calisiyorlar.Osmanlinin yanlis politikalari yuzunden hirpalanmis,katliamlara ugramis,goce tutulmus olan gercek Turk toresini bugunlere kadar getirmis olan bu Oguz Turkmenleri ni unutmayalim.Her Kizilbas Turkcunun gonlunde Turkculuk atesi yanar Atalarinin yuzyillar boyunca yazdigi destanlarlan buyuyen bu Turkmenleri kazanmaya calisalim .Onlara bir el uzattigimizda onlar bizlere kucak acarlar.
__________________
TURKCU; başı dik, onurlu, korkulan, güçlü, saygın bir Türk devletini savunur. Türkiye'yi çaresiz, zavallı, güçsüz bir ülke olarak görmek isteyenlerle ve yanaşma-besleme-tetikçi-figüran bir ülke yapmak isteyenlerin karşısında her zaman Türkçüler olacaktır. Bu emanet bizim.. Bu emaneti sonsuza kadar koruyacağız.
Turk Oguz begleri, budun, esidin uze tenri basmasar asra yir telinmeser Turk budun ilinin, törüngün kim artati udaçı erti |
|
|
|
|
|
#9 (İleti Bağlantısı) | |
|
Çapulcu ülkücü olduğu için atılmıştır
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#10 (İleti Bağlantısı) |
|
Çapulcu ülkücü olduğu için atılmıştır
|
|
|
|
|
|
|
#11 (İleti Bağlantısı) | |
|
Alıntı:
İslamiyeti, Türk töre ve inanç potasında eriten Türkler, yeni senteze (alışıma)’da, Emevi ve Abbasi İslam anlayışından ayırmak için, muhalefetteki Hz.Ali yanlı bir ifade ile Alevilik demişlerdir. Türk destanlarında Hz. Ali ile Gök-Tanrı özdeşleştirilmiştir. Alevilik mezhepten ve tarikatten daha çok bir “Akılcı Tasavvuf Yolu”nu içerir. Yüzlerce yıl süren göç dalgaları halinde Anadolu’ya gelen Türkler; akılcı inanç ekolüne sahip oldukları için Alevilik yeni anayurtlarında yetersiz kalır. Bu kavram yerine siyasi iktidarı da hedefleyen yeni bir terim ile kendilerini ifade ederler. O da Kızılbaşlık’tır. Kızılbaşlık siyasetinin temellerini Hâce Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Balım Sultan (1458-1519/20) ile Şah İsmail Hatayî (1487-1524) atmışlar ve teorize etmişlerdir. Anadolu Alevi ve Bektaşi Türkmenleri’nin derleniş ve toparlanışlarının: Birincisini, Baba İlyas Horasanî (?-1240); İkincisini, Sultan Hünkâr Hâce Bektaş-ı Veli (1209/10-1271/2); Üçüncüsünü, Şeyh Bedreddin (1357-1420); Dördüncüsünü ise Şah İsmail Hatayî gerçekleştirir. Kızılbaşlık siyaseti; Anadolu’da yapılan Seyyid Ocakları mensubu dedeler ile Türkmen Aşiret, Oymak ve Oba Beyleri’nin katılımıyla iki “TÜRKMEN KURULTAYI”nda somut uygulanabilir hale gelmiştir. Her iki toplantıya da Şah İsmail başkanlık etmiştir. Birincisi, Erzincan-Tercan’ın Sarıkaya yaylasında 1500 yılında gerçekleşmiş; alınan karar sonucu, “SAFEVİ TÜRK KIZILBAŞ DEVLETİ” kurulmuştur. İkincisi; yine Şah İsmail’in başkanlığında Sivas’ın Yıldızeli’ne bağlı Banaz-Bedirli arasındaki 1509 yılında yapılır. Bu toplantıda yeni kurulmuş devletin askeri ve politik stratejisi tartışılır. Devletin sınırları; Batı’da Fırat-Dicle Irmağı’ndan; Doğu’da Aral Gölü-Ceyhun Irmağı’na kadar ki coğrafi bölgeyi kapsayacak şekilde belirlenir. Bu iki kurultayla Kızılbaşlık toplum projesi ve devlet sistemi belirlenerek uygulamaya koyulur. Şah İsmail: “Yüreği dağ, Bağrı kızıl yakut gibi kan olmadan, Kızılbaş olmak kimsenin haddi değildir” der. Fakat bu Kızılbaşlık tasarımı, Şah İsmail’in 23.5.1524 yılında Hakk’a yürümesiyle son bulur. Safavi Türk Kızılbaş Devlet erkinden, Türkmen Beyleri giderek dışlanır ve yerlerini, Selçuklular’dan bu yana sürekli devlet yöneticisi çıkarmış Fars kökenli aristokrat ailelerden gelen bürokratlar ve Şii mollalar alır. Türkler yurdu olan bugünkü Güney Azerbaycan sömürge statüsünde kalır. Sonuçta Safevi Devleti bir Fars (İran) devleti olur. Şah İsmail sonrası Kızılbaş Türkmenler yer yer “muhalif düzeyde” başkaldırmalarına karşın başarılı olamamışlar, Osmanlı devlet yöneticileri kanlı bir şekilde ayaklanmaları bastırmıştır. Anadolu Türkmen Oymaklarının ve Dede Ocaklarının “Kızılbaşlık Toplum Projeleri” de Şah İsmail sonrası “ütopya” olarak yerini “Mehdi beklentisi”ne bırakır ve “tefekkür dönemi”ne girilir. Avrupa devletlerinin azınlıklar meselesini dayatmasından sonra Osmanlı Devleti; 1839 Gülhane Hattı Hümâyûnu ilanına müteakip “Alevi Türkmenleri” İslam dairesinde kabul eder. Kızılbaşlık tanımına gelince: Alevi-Bektaşi inanç ve kültür öğretisinin, toplumsal yaşam tarzının; siyasallaşmış doktrinel adına ve devlet iktidarını amaçlayan stratejik hedefine; sosyo-ekonomik toplumsal kuramının uygulama düzeninin sistemine KIZILBAŞLIK denir. Yani Alevilik öğretisinin; toplumu bilgi ve becerilerisiyle yönetme, iktidar erkiyle uygulama modeline Kızılbaşlık sistemi denir. Bugün ise Alevilik ve Kızılbaşlık özdeş hale gelmiştir. Destanlardan ve çeşitli kaynaklardan Oğuz Türkmenleri’nin “kızıl börk”, siyah libas ve 40 cm. boyunda ökçesiz sivri burunlu “kızıl çizme”ler giydiklerini bilmekteyiz. İbni Bibi ve Prof. Fuat Köprülü; Babailer İsyanını, "Siyah libaslı, kızıl börklü, ayakları çarıklı” Türkmenlerin, Karamanoğlu’nun komutasında Konya’yı istila etmelerini, Bektaşilik ceryanını, Safevi İmparatorluğunun kurulmasını, Heterodoks Göçebe hareketleri olarak değerlendirmektedir. Horosan’da, Selçuklu İmparatoru Sancar'a isyan eden Türkmenleri de aynı sosyal tipi temsil eden zümreler olarak değerlendirmektedir |
||
|
|
|
#12 (İleti Bağlantısı) |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
Alevilik islam öncesindede varolan şamanizmin bir uzantısıdır.Daha sonra cani arapların,Türk milleti üzerindeki hain emellerinden biriyle Türk toplumu islamla tanıştırılarak kendinden uzaklaştırılmış uyuşukluk ve kaderciliğe mahkum edilmiştir.
halbuki islam öncesi Türk toplumu zeka ve fiziki olarak güçlü ve çevik iken arap lanetine maruz kalmıştır. Türk'e şamanizm yakışır. |
|
|
|
|
|
#13 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Uzun yillardir yalitilmis bicimde yasadigi ve buyuk cogunlugunun aslen Anadoluya'ya ilk gelen Turk neslinin "katiksiz" temsilcileri olan Aleviler
iclerindeki Turkiye sevgisinin buyuk boyutlarda oldugu yadsinamaz bir gercek olarak karsimiza her zaman cikar.
__________________
TURKCU; başı dik, onurlu, korkulan, güçlü, saygın bir Türk devletini savunur. Türkiye'yi çaresiz, zavallı, güçsüz bir ülke olarak görmek isteyenlerle ve yanaşma-besleme-tetikçi-figüran bir ülke yapmak isteyenlerin karşısında her zaman Türkçüler olacaktır. Bu emanet bizim.. Bu emaneti sonsuza kadar koruyacağız.
Turk Oguz begleri, budun, esidin uze tenri basmasar asra yir telinmeser Turk budun ilinin, törüngün kim artati udaçı erti |
|
|
|
|
|
#14 (İleti Bağlantısı) |
|
Yalñuk oglı munsuz bolmas
|
Dünyadaki Türk soylu Alevi insan sayisi yaklasik olarak kactir sizce?
birde Alevinin kelime anlami nedir acaba,ali denmi türemistir? |
|
|
|
|
|
#15 (İleti Bağlantısı) | |
|
Otağ Yöneticisi
|
Alıntı:
Cem Tv'deki bir konuşmacının söylediğine göre Alevi sözcüğünün ilk hali Ali - i 'dir.Sondaki -i eki aitlik bildirir.Yani Ali yandaşları,Ali taraftarları demektir. Türk fonetiğine uzak olan söylenişi zamanla Alivi-Alevi diye gelişmiştir. Milliyet'in yapıtığı "Biz Kimiz" araştırmasına göre Türkiye'deki Alevi'yim diyenlerin sayısı 4,5 milyondur.Ancak hem Milliyetin güvenilir olmayışı hem de bu sayının anket tarzında yapılan bir çalışma sonucu bulunması, bu sayının tartışmalı olduğunu gösterir.Nitekim Cem Vakfı bu çalışmaya itiraz etmiş ve yapılan açıklamada Alevi-Bektaşi-Mevlevi-Nusayrilerin hepsinin Alevi kategorisine girmesi gerektiği ve sayının en az 25 Milyon olduğu söylenmiştir. Taraflı araştırmaların yapıldığı günüzümde gerçek sayının bulunacağına pek inanmıyorum.Bence sadece sayı aralıkları verilebilir ve bana göre Türk kanından olup Aleviyim diyen kişi sayısı 8 Milyonla 18 milyon arası bir sayıdır.Tabi ki bu sadece tahminden ibaret. |
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Cevaplar | Son İleti |
| kürt sorunu yok,kürt istilası var! | uluğkam | Türkçü Bakış | 4 | 28.03.2008 22:54 |
| alevi oylarına göz diken ülkücüler kürt siteleri dururken Alevi sitesini hacledi. | Tuna | Türkçü Bakış | 28 | 19.03.2008 02:47 |
| bir kürt klasiği: sapık kürt 12 yaşındaki kızına tecavüz etmiş. | Ogan | Türkçü Bakış | 34 | 31.07.2007 08:55 |
| İşte iyi bir Kürt | Mengdibay | Türkçü Bakış | 16 | 13.02.2006 21:47 |