Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Türk Uluları > Türklüğe Hizmetleri Geçmiş Olan Ulular

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 22.12.2006, 21:04   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Gök Yeleli Bozkurt adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 19.01.2005
İletiler: 1,976
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
ALPARSLAN

1030 yılında doğan Alparslan, Çağrı Bey’in oğlu ve Tuğrul Bey’in yeğenidir. Gazne Hükümdarı Mevdut’a karşı 1044’te büyük zafer kazandığı savaşta dikkat çekti. Çağrı Bey ona, 1058’de Belh, Toharistan, Tirmiz, Kobadiyan, Vahş ve Valvalic gibi şehirleri bırakarak devlet yönetimine hazırladı.

1059 yılında Gaznelilerle yapılan anlaşma sonrasında 1060’ta Çağrı Bey’in ölümü üzerine Alparslan, Horasan Selçuklu Devleti’nin başına geçti.

1063’te Tuğrul Bey’in ölümü üzerine vasiyeti doğrultusunda yeğeni ve üvey oğlu Süleyman, Vezir Amidülmülk Kündüri tarafından tahta çıkarıldı. Ancak Selçuklu beyleri, Alparslandan yana tavır koydu. Bu arada Kutalmış’ın başkent Rey’e hücumu üzerine, Vezir Kündüri, Horasan Selçuklu Hükümdarı olan Alparslan’ı Rey’e çağırarak, Selçuklu tahtını Alparslan’a devretti. Daha sonraki muharebede de Alparslan, Kutalmış’ı mağlup ederek Rey’e girdi ve 27 Nisan 1064’te tahta çıktı. Kündüri’nin yerine de Nizamülmülk’ü vezir tayin etti.

Dağınık Selçuklu beylerini disipline eden Alparslan, zamanın halifesine, 11 Mayıs 1064’te kendi adına bütün camilerde hutbe okunmasını emretti. Alparslan’ın sultanlığıyla Doğu ve Batı Selçukluları tek çatı altında birleşti.

İlk olarak Ermenistan ve Gürcistan civarında fetihler yapan Alparslan, daha sonra Bizans’ın en sağlam hudut şehri olan Ani’yi kuşattı. Son derece zorlu Ani’nin surları boyunca ağaçtan burçlar yaptırarak, mancınık ve okçularla, Ani’ye hücum etti. Uzun süren kuşatmadan sonra Ani, 1064 yılı içinde fethedildi.

Alparslan aynı yıl doğuda Tiflis’e kadar fetihler yaparken, kumandanları da Anadolu’da çeşitli fetihler gerçekleştirdi. Özellikle Afşin Bey, 1067-1068’de, Bizans’a karşı Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde önemli başarılar elde etti. 1067’de Malatya’da Bizans ordusunu yenen Afşin Bey, Kayseri’ye kadar ilerledi. Bizans’ın başına geçen Romanus Diogenes, Selçuklu akınlarına son vermek için 1068’de harekete geçti. Ancak Afşin Bey’in çevik manevraları üzerine Diogenes, sonuç alamadan İstanbul’a geri döndü.

Selçuklu akınlarının sürmesi ve görevlendirdiği kumandanların bozguna uğraması üzerine Diogenes, 1069’da tekrar ordusunun başına geçti. 1069 ve 1070 yılları, Diogenes ile Türk akıncı beylerinin vur-kaçlarıyla geçti.

Bu büyük Türk istilası Bizanslıların gözünü korkutmuştu. Ne pahasına olursa olsun onu durdurmak, bu topraklardan atmak, tehlikesiz hale getirmek, hatta ortadan silmek gerektiğine inandılar.

Bizans İmparatoriçesi Odoksiya bu yüzden, cesaretiyle ün yapmış kumandan Diyogenes Romanos ile evlendi. Böylelikle hem tahtında sorumluluğu beraber paylaşacakları yürekli bir insan, hem de ordularını yönetecek kahraman bir başkumandan kazanmış oluyordu.

Alparslan'ın 1071 yılı baharında güneye doğru yeni bir sefere hazırlandığını haber alan Bizanslılar bunu kaçırılmaz bir fırsat bildiler. General Diyogenes Romanos, 200 bin kişilik muazzam bir ordu kurarak Alparslan'ın üzerine yürüdü.

Tarihin seyrini değiştirecek iki ordu Van gölünün kuzeyindeki Malazgirt ovasında karşı karşıya geldiler. Alparslan her şeyden önce barış taraftarı idi. Bu yüzden en yakın adamlarından Sevük Tekin'i sulh elçisi olarak General Romanos'a gönderdi. General Romanos, Alparslan'ın kendisinden korktuğu için sulh istediğini sandı. Bunun şımarıklığı içinde Sevük Tekin ile adeta alay etti:

– Biz Isfahan'a gidiyoruz. Şurada atlarımızı biraz dinlendirelim dedik. Sulh meselesini ise artık Horasan'da görüşürüz. Fazla vaktimiz yok. Sizi Horasan'da bekleyeceğim, dedi.

Savaş artık kaçınılmaz bir hal almıştı. Horasan'a kadar bütün Türk topraklarını alacağını söyleyen bu Bizanslı şımarık generale haddini bildirmenin zamanı gelmişti. Alparslan o gün beyazlar giymişti. Harp meclisini topladı:

– Sulhu kazanamadıysak savaşı kazanacağız. Ok ve yaylarımızı bırakıp yakın savaşa gireceğiz... Düşmana kılıcım, kılıcım olmazsa pençem yeter. İşte şehitlik kefenimi giydim. Şehit olursam beni düştüğüm yere gömünüz ve oğlum Melik Şah'ın etrafına toplanınız, dedi.

Alparslan'ın imamı Buharalı Muhammed bin Abdülmelik,
– Sen İslamiyet uğruna bir cihada giriyorsun sultanım. Bütün Müslümanların dua ettikleri mübarek Cuma günü savaşa başla. Allah zaferi senin adına yazsın, diyerek zafer için dua etti.

Türk ordusu 26 Ağustos 1071 günü yalın kılıç düşmanın üzerine atıldı. Bizanslılar karşı tepelerin eteklerine sırtlarını vermiş beklemekte idiler. Alparslan çok isabetli bir kararla düşmanı üzerine çekmeyi beklememiş, bilakis kendisi sayıca çok daha kalabalık olan düşmanın üzerine yürümüştü.

Türk ordusu, tarihinin en yaman savaşını verdi Malazgirt ovasında. Harbin talihi kısa bir zamanda Alparslan'ın tarafına döndü. Bizans'ın o güçlü ve mağrur ordusu darmadağınık oluverdi. Ölenler öldü, kılıç artıkları ise esir edildi. O dev ordu mahvolup gitti. Esir edilenler arasında mağrur ve şımarık kumandan Romanos da vardı.

Alparslan, huzuruna getirilen General Romanos'a saygı ile yakınlık gösterdi. Kendisini teselli etti. Bir süre konuştular, sonra Alparslan: – Beni esir etseydin ne yapardın, diye sordu.
Bizanslı Başkumandan:
– Belki öldürür, belki de sokaklarda teşhir etmek üzere seni İstanbul'a götürürdüm, cevabını verdi. Muzaffer kumandan acıyan nazarlarla Romanos'a baktı:
– Benim cezam ise daha ağır olacak... Seni bağışlayacağım. Serbestsin, dedi.

Malazgirt zaferi, daha sonra Selçuklu Türk beylerinin Anadolu’da girişeceği fetihlerin anahtarı olurken, Sultan Alparslan, Rey ve Hamedan’a geri döndü.

Alparslan, batı fırka mensubu Yusuf el-Harezmi’yi ortadan kaldırmak için yeni Buhara yakınlarındaki Hana kalesine bir sefer yaptı.

Daha fazla dayanamayacağını anlayan Yusuf, Alparslan’a teslim olacağını bildirdi. Yusuf el-Harezmi’yi huzuruna getirten Alparslan burada Yusuf el-Harezmi’nin ani bir hançer darbesi ile ağır yaralandı. Aldığı yara üzerinden dört gün sonra 25 Kasım 1072’de 42 yaşındayken vefat eden Alparslan’ın naşı Merv’e getirilerek, babası Çağrı Bey’in yanına defnedildi.

Türbesine şu kitabe vardır:
“Alparslan'ın göklere yükselen azametini görenler, bakınız! Şimdi o şu kara toprağın altındadır.”
__________________
Türk, Tanrı'nın; Atsızcılar da Türk'ün öfkesinden yaratılmıştır.
Gök Yeleli Bozkurt Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 09.03.2008, 13:46   #2 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Atsızcı_16 adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 17.08.2007
Bulunduğu yer: Bursa
İletiler: 368
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Onun sayesin de bu topraklarda yaşıyoruz,ruhu şad olsun!

Hatta Bizans komutanlı ile arasın da geçen bir konuşmasını hiç unutmam:

Sultan Alp Arslan imparatora bir savaş esiri gibi değil,bir misafir hükümdar muamelesi yaptı ve ona özel bir çadır kurdurdu.(İstiklal Savaşı’nda da düşman baş kumandanı Trikopis esir alındığı zaman Atatürk kendisine çok iyi davranmıştı.Bu da Türklerin esirlerine dahi ne kadar iyi muamele yaptığını gösterir.)Daha sonra imparatoru huzuruna getirten Alp Arslan,barış teklifini reddettiği için ona kızdı,ama bu ünlü görüşmenin ardından onu affetti.Bu görüşme şöyle yaşanmıştı:
Sultan ona
“Eğer zaferi sen kazansaydın bana ne yapardın?”diye sorunca İmparatorda: “Fena şeyler”diye karşılık verdi.
Sultan:
“Şimdi sana ne yapacağımı sanıyorsun?”İmparator şöyle yanıtladı:
“Bana üç şeyden birini yapabilirsin.Birincisi:Öldürmek,İkincisi:Ele geçirmek istediğim ülkelerde beni halka ibret için göstermek,Üçüncüsü ise yapmayacağın bir şey olduğundan söylememe gerek yok.”
Alp Arslan:
“Bu nedir?”diye sorunca oda:
“Affetmek.Para ve armağanlarla benim iyi niyetimin kabulü ve Bizans topraklarında senin bir kölen,bir kumandanın ve bir naibin olarak beni yurduma göndermendir.Eğer beni öldürürsen bu sana çıkar sağlamaz.Çünkü benim yerime bir başkasını imparator yaparlar.”dedi.Bunun üzerine Alp Arslan da “Seni affetme kararındayım”diye karşılık verdi.


Görün aşağılık Avrupa ve Amerika;

TÜRK BUDUR!
Atsızcı_16 Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 21.03.2008, 23:29   #3 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
atsızcıhan06 adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 05.12.2007
Yaş: 30
İletiler: 54
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Anadolu'ya ayak basmamıza vesile olan büyük hükümdar Alparslan'ı şükran ile anıyoruz.
atsızcıhan06 Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 15.08.2008, 09:46   #4 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Alp KARAHAN adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 13.08.2008
İletiler: 22
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Yerin Türk Uçmağı olsun Ulu Türk. Seninle aynı adı taşımaktan onur duyuyorum. Bu ada layık olabilmeyi dilerim Ulu Tanrı'dan.

T T K
Alp KARAHAN Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 16.08.2008, 13:59   #5 (İleti Bağlantısı)
Aptal olduğu için atılmıştır
 
Genç Çeri adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 25.03.2008
Bulunduğu yer: Ötüken
Yaş: 20
İletiler: 57
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Osman'ın soyunu arapçılık Selçuk'un soyunu da farsçılık bitirdi. Alparslan Malazgirt ile Türk Tarihi'nde köklü değişimlere yol açmış,Anadolu'yu ikinci yurdumuz yapmıştır. Ruhu Şad Olsun...
Genç Çeri Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Yanıtla



Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Yanıt Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı


Atsızcılar @ 2005