Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Başbuğ Atatürk > Başbuğ Atatürk > En Büyük Türkçü Atatürk
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 24.09.2007, 12:29   #1 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 143
ATABEK Rss Beslemesi
ATA'mızın güzel tesbitleri....

''Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular. Bununla beraber, Allah'a kendi lisanında değil Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah'a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.''
(Dil Tarih Yüksek Kurumu-Atatürk'ün El yazmaları 1998/ Prof Afet İnan)

“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..”
Atatürk -Kazım Karabekir-Paşaların Kavgası Syf,159
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.09.2007, 12:31   #2 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 143
ATABEK Rss Beslemesi
''Kimi yerlede kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir?
Efendiler uygar bir ulus anası, ulus kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusu çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir."
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay., C. II., s. 217.
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.09.2007, 12:35   #3 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 143
ATABEK Rss Beslemesi
Atatürk'ün el yazısıyla aldığı notlardan Prof Dr. Afet İnan'ın hazırladığı bir kitap var:MEDENİ BİLGİLER:Türk Tarih Kurumunun yayımladığı bu kitap acı ama gerçek,sansüre uğramış.Örgün Yayınevi'nden çıkan Medeni Bilgiler kitabının önsözünde Nurer Uğurlu sansürlenen bölümleri açıklıyor ve kitapta Atatürk'ün el yazısıyla tuttuğu notlar tümüyle okurun bilgisine sunuluyor.

Atatürk'ün görüşlerinden sansürsüz alıntı:

"Bu Arap fikri,ümmet kelimesiyle ifade olundu. muhammmed'in dinini kabul edenler kendilerini unutmaya,hayatlarını Allah kelimesinin,her yerde yükseltilmsine hasretmeye mecburdurlar.Bununla beraber,Allah'a kendi milli lisanlarında değil,Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı.Arapça öğrenmedikçe,Allah'a ne dediğini bilmeyecekti.
Bu vaziyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar,ne yaptığını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar,Türk Milletine karışık,cahil hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan,dini,hırs ve siyasetlaerine alet ittihaz ettiler.
Bir taraftan Araplar'ı zorla emirleri altına aldılar,bir taraftan Avrupa'da Allah kelimesinin ilahi parolası altında Hristiyan milletlerini idare altına geçirdiler,fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler.
Ne onları ümmet yaptılar ne de onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar.
Mısır'da,belirsiz bir adamı halifedir diye yokettiler,hırkasıdır diye bir palaspareyi,hilâfet alâmeti ve imtiyazı olarak altın sandığa koydular,halife oldular.
Kâh şarka,cenuba,kâh garba veya her tarafa birden saldıra saldıra,Türk Milletini Allah için Peygamber için topraklarını,menfaatlerini,benliğini unutturacak Allah'la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular.Milli duyguyu boğan,fani dünyaya kıymet vermeyen,sefaletler,zaruretler,felaketler hissolunmaya başlayınca,asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını ve vaat ve temin eden dini akide ve dini his,millet uyandığı zaman onu şu acı hakikatı görmesine mani olamadı."
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.09.2007, 12:38   #4 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 143
ATABEK Rss Beslemesi
"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır."
Mustafa Kemal Atatürk

"Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez."
M.Kemal Atatürk

"Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiçbir kin duymaz, bilakis hürmet eder."
M. Kemal Atatürk
( Yukardaki anlatımda dini inanışlar yerine vicdani inanışlar ifadesinin yer almasına dikkat edilmelidir. )

"Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir."
M. Kemal Atatürk
Atatürk diyor ki,

1-) Muhammed’in peygamberlik vazifesinin nasıl başladığını izah etmek en nazik ve en müşkül meseledir. Muhammed’in bir melek ve Allah ile hakikaten konuşmuş olduğu kanaatinde bulunanlar olduğu gibi, Muhammed’in isteyerek böyle söylediğini ileri sürenler de olmuştur. Bu faraziyeleri bir tarafa bırakmak ve meseleyi ilmi ve mantık çerçevesi içinde mutalaa etmek daha doğru olur.

2-) Din birliğinin’de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

3-) Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve nede Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.

4-) Bu pek tabii idi çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arab milliyeti siyasetine muncer oluyordu. Bu Arab fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber, Allah’a kendi milli lisanında değil, Allah’ın Arab kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler..

5-) Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık cahil hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa’da Allah kelimesinin ilası parulası altında, ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular.

6- Kah şarka, kah garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini topraklarını menfaatlerini benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatina kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi derhal yüzlerce asırlık kudret ve kusayısiyle büyük heyecanlarla çarpışıyordu.. Ne oldu..? Türk’ün milli hissi artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk cenneti değil, eski hakiki büyük cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra..

Gene Atatürk'le ilgili aşağıdaki kaynaklara baktığımızda, Atatürk'ün gerçekte İslam'ı hiç benimsemeyen yaklaşımlarını görebiliriz.

1- Atatürk'ün emriyle liselerde okutulan Tarih Kitabı (1931) II. cilt, "Kur'an ve Vahiy": "Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir..... İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.
Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah'ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur....."

2- Atatürk'ün El Yazmaları ( Medeni Bilgiler Afet İnan):
"Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur; din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir.....
Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur.

''Tüm dönemlerde toplumun kutsallaştırdığı boş düşüncelerden tehlikesizce sıyrılmak imkansızdır."

3- Kralların ve Padişahların istibdadına, dinler mesnet olmuştur.
Medeni Bilgiler Syf. 30

4- Kuvvetinin ve selahiyetinin Allah'tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahırette, hesap verebileceğini farzeden ve devleti, memleketi mevrus bir malikane kabul eyliyen bir hükümdar, hertürlü kayıttan kendini verasete görür.
Medeni Bilgiler Syf. 33
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.09.2007, 12:38   #5 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 143
ATABEK Rss Beslemesi
devam edeli bu güzel tesbitlere...:)
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.09.2007, 12:42   #6 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 143
ATABEK Rss Beslemesi
Onun bakış açısı iman gözü ile değil akıl gözü ile idi....


1930 yıllarında, İslam düşmanı bir şarkiyatçının Hz. Muhammed hakkında yazdığı bir kitabı tercüme eden bir yazar eserini Atatürk'e takdim eder. Atatürk kitabı inceledikten sonra tarihçi Prof. Dr. Şemsettin Günaltay'ı çağırtır ve kitap hakkında fikrini sorar. Günaltay'ın cevabı:
—Ele alınacak bir şey değil, bir facia olur, Paşam.
Atatürk Günaltay'ın sözünü bitirmesini beklemeden yerinden fırlar ve yanı¬na bulunan
Başvekil İsmet Paşa'ya dönerek:
—Bu paçavrayı toplatın ve tercümeyi yapanı da devlet hizmetinde kullanılmamak üzere hükümet kapısından uzaklaştırın, der.
(Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, s.35Atatürk Düşüncesinde Din ve Laiklik, s. 127)
***
"Hz. Muhammed’i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttır¬mak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlarıdır... Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud muharebesinde en büyük bir komutanın yapabileceği bir planı nasıl düşünür ve tatbik edebilir? Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, be¬lirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harpte bile askeri dehası kadar siyasi görüşü ile de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar."
(Kemal Arıburnu, Atatürk' den Hatıralar; 1930 Şemsettin Günaltay. Ülkü Dergisi, Cilt 9, Sayı: 100, s.3,
1945)
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.09.2007, 12:43   #7 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Sururi Ermete - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 05.11.2006
İletiler: 128
Sururi Ermete Rss Beslemesi
Islam dinini en cok Türkler benimseyip, en cokda Türklerin milli duygu ve reflekslerini köretmistir. Arabin neyi bize yarar saglamis ki, dinide saglasin.

Ellerine saglik, cok güzel paylasimin icin.
Sururi Ermete adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.09.2007, 12:49   #8 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 143
ATABEK Rss Beslemesi
Dinle hilafeti birbirinden ayırt etmek lazımdır. Birincisi ne kadar faydalı ise ikincisi o kadar lüzumsuz bir hal almıştır. Hilafeti kaldırdığımız günden bu güne kadar kimsenin buna sahip çıkmaması, Müslüman dünyasının Halifesiz de yürüyeceğine ve yürümekte olduğuna en güzel misal değil midir?
1932 (Kılıç Ali, Atatürk'ün Hususiyetleri, s.117)
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK-111




Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin şekli, milletimizin duygusal fikirleri ve lisanı ile medeni ihtiyaçlarıyla uygun görülme¬mektedir. Efendiler, hutbe demek topluma hitap etmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur.
Hutbe denildiği zaman bundan bir takım kavram ve manalar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hz. Peygamberin hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerlerdi. Gerek peygamber efendimiz ve gerek dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek peygamberin, gerek dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır, o günün askeri, idari, mali ve siyasi, sosyal konularıdır. İslam toplumunun çoğalması ve İslam ülkeleri genişlemeye başlayınca, cenabı Pey¬gamberin ve dört halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye bir takım kişileri memur etmişlerdir. Bunlar herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar camilerde ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için ne söylemek lazımsa söylerlerdi. Bu şeklin devam edebilmesi için bir şart lazımdı. O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması! Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir. Ancak millete ait olan işleri milletten gizli yaptılar. Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir lisanda olması ve onların da bugünün gereklerine ve ihtiyaçlarımıza temas etmemesi, Halife ve Padişah sıfatını taşıyan despotların arkasından köle gibi gitmeye mecbur etmek içindi. Hutbeden amaç halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullanıldığı dil ile konuşmaları gereklidir. Geçen yıl Millet Meclisinde söylediğim bir nutukta demiştim ki "Minberler halkın akıllan, vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur." Böyle olabilmek için minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun ol¬ması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve günün gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır.
(Atatürk'ün SDV Cilt l, s.98-99)
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.09.2007, 12:55   #9 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 143
ATABEK Rss Beslemesi
Türk milleti en eski tarihlerde,meşhur kurultaylarıyla,bu kurultaylarında devlet reislerini intihap etmeleriyle demokrasi fikrine ne kadar merbut olduklarını göstermişlerdir.Son tarih devirlerinde,Türklerin teşkil ettikleri devletlerde,başlarına geçen padişahlar,bu usulden ayrılarak müstebit olmuşlardır.

Kralların ve padişahların istibdadına,dinler mesnet olmuştur.Krallar,halifeler.padişahlar etraflarını alan papazlar,hocalar tarafından yapılmış teşviklerle,ilahi hukuka istinat etmişlerdir.Hakimiyet,bu hükümdarlara Allah tarafından verilmiş olduğu nazariyesi uydurulmuştur.Buna göre,hükümdar,ancak allaha karşı mesuldür.Kudret ve hakimiyetin hududu din kitaplarında aranabilir. İlahi hukuka mütenit bir mutlakıyet kaidesi önünde,demokrasi prensibinin,ilk aldığı vaziyet mütevazıdır.O,evvela hükümdarı devirmeğe değil,onun yalnız kuvvetlerini tahdide,mutlakıyeti kaldırmağa çalıştı.Bu çalışma 400-500 sene evvelinden başlar.Evvela,kuvvetin milletten geldiği ve kuvvet gayrı muktedir bir ele düşerse iştirak etmesiyledir.....

Medeni Bilgiler (sayfa: 364,365,366,367,368,369,370,402,403 )
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.10.2007, 20:16   #10 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Türkiyemiz - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 15.10.2007
Yaş: 20
İletiler: 31
Türkiyemiz Rss Beslemesi
KESİNLİKLE YÜCE BAŞBUĞUMUZUN KULLANDIĞI KELİMELER HARFİYEN DOĞRUDUR!

Yönetici Notu: Yazılarınız okunaklı olmadığı için tarafımca rengi değiştirilmiştir.
Türkiyemiz adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Geri uyarılar are Açık
Geri bildirim are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
güzel açıklanmış ATATÜRKİSTAN Türkçü Bakış 7 26.08.2007 01:47
Atsız Ata'mızın TRT'de yayınlanan belgeseli TürkOğuz Belgeseller & Filmler 25 08.08.2007 14:10
2 Güzel video Kubilay Kagan Türkçü Bakış 2 26.07.2007 17:14
EY GÜZEL KIRIM Özge Terken Türk Şiiri 0 30.04.2006 00:32


Otağ Saati: 03:58 .




Atsızcılar @ 2005