![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Kutlu yolda bir TÜRK
|
Atatürk'ün sansürlenen yazısı
Örütbağda(internette) gezerken rastladığım bir yazıyı aktarmak istiyorum.Bu konu hakkında bilgisi olan var mı??
---------------------------------------------------------------------------------- Bu yazıyı Atatürk kendi kalemiyle , Medeni Bilgiler kitabında -okullarda okutulması için- ele almıştır.Ancak yazı , TDK tarafından sansürlenerek okullarda okutulmamıştır. Bu yazıdan önce şunu eklemekte fayda var.”Atatürk’ü kullanarak Atatürk yanlılarını kendi düşüncelerine çekmek istiyorlar.” gibisinden bir düşünce kesinlikle akıllarda oluşmasın.Burda önemli olan Atatürk’ün müslüman olup olmadığının tartışılması değil , düşünceleridir.Bu yazıyı herhangi bir kişinin -Ali Mehmed Hüseyin v.s.- yazdığını farzederek de okuyabilirsiniz.Ve akıllarda “Acaba bu yazı gerçekten Atatürk’ün mü?” gibisinden soru işaretleri kalmasın. Medeni Bilgiler sayfa: 364,365,366,367,368,369,370,402,403 - Kemal Atatürk kitapyurdu: kitap - Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları - Prof. Dr. Ayşe Afet İnan, medeni bilgiler ve m.kemal atatürk'ün el yazıları, MEDENI BILGILER VE M.KEMAL ATATÜRK'ÜN EL YAZıLARı= “Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilâkis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu Arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine hasretmeye mecburdurlar. Bununla beraber, Allaha kendi milli lisanlarında değil, Allahın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allaha ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar, ne yaptığını bilmeksizin, adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuranı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık, cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müdhiş bir muamma halinde kalan, dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupada Allah kelimesinin ilâhî parolası altında Hıristiyan milliyetleriylerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar ne de onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısırda, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi, hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gâh şarka, cenuba, gâh garb veya her tarafa birden saldıra saldıra, Türk milletinin Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlarını, benliğini unutturacak Allahla mutevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet vermeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden dini hissi; dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal, Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil, eski, hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra…“
__________________
Biz Orta Asya'dan Anadolu'ya kardeşlik türküleriyle değil,ucundan kan damlayan bozkurt başlı kılıçlarla geldik... |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
Ben bu yazıdaki arapça ve farsça kelimeleri elimden geldiğince Türkçeye çevirerek günümüz diliyle daha anlaşılır hale getirmeye çalıştım. Hatalı çevirilerim varsa lütfen uyarın.
“Türkler Arapların dinini kabul etmeden önce de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan İranlıların ve ne de Mısırlıların vs.nin Türklerle birleşip bir millet oluşturmalarına hiçbir etki etmedi. Tersine, Türk milletinin milli bağlarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek olağandı. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin amacı, bütün milliyetlerin üstünde, hepsini çevreleyen bir Arap milliyeti siyasetine dayanıyordu. Bu Arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade edildi. Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine kendilerini çevrelemesine mecburdurlar. Bununla beraber, Allaha kendi milli dillerinde değil, Allahın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve dua edeceklerdi. Arapça öğrenmedikçe, Allaha ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar, ne yaptığını bilmeksizin, adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuranı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan hırslı serdarlar, Türk milletince karışık, cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müthiş bir karışıklık haline gelen dini, hırs ve siyasetlerine alet kabul ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupada Allah kelimesinin ilâhî parolası altında Hıristiyan milliyetleriylerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar ne de onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısırda, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi, hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Kah doğuya, güneye, kah batıya veya her tarafa birden saldıra saldıra, Türk milletinin Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlarını, benliğini unutturacak herşeyi Allaha emanet ettirerek derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet vermeyen, sefaletler, yoksulluklar, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vat ve temin eden dini inanç ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm isteği uyandırarak ahiret hayatına kavuşmayı düşündüren dini hissi; dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal, Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türkün vicdanı, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve ferahlıkla, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil, eski, hakiki büyük Türk atalarının mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Y.N:Yazılarınızı paragraflara ayırın. Düzensiz yazılar rağbet görmüyor. |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| atatürk'ün , Sansürlenen , yazısı |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| Bir ülkücünün kürtler hakkındaki yazısı | Candaroğlu | Türkçü Bakış | 10 | 28.11.2008 21:24 |
| Bekir ÇOŞKUN'un bugün ki yazısı | TÜRKÇÜ EMRE | Türkçü Bakış | 0 | 19.07.2008 15:51 |
| Başbuğ Atatürk'ün Kendi El Yazısı İle 10. Yıl Nutku | A R S L A N | En Büyük Türkçü Atatürk | 0 | 29.06.2008 13:41 |
| ATATÜRK'ÜN KEHANETLERİ | ogulcak | En Büyük Türkçü Atatürk | 9 | 06.06.2008 10:24 |
| Gizemli Runikler - Türk Orkun Yazısı | Turan Tigin | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 10.07.2007 00:17 |