![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
ATSIZ ATA'NIN TÜM SIIRLERI
ESENLIKLER!
![]() TOPAL ASKER Ey saçları "alagarson" kesik hanım kız! Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız! Bacağımla alay etme pek topla diye. Bir sorsana o topallık nerden hediye ? Sen Şişli'de dansederken her gece, gündüz Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık; Siz salonda dansederken bizler savaştık. Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız, Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız! Olan işler dimağını azıcık yorsun! Biliyorum elbisemle eğleniyorsun; Biliyorum baldırını o kadar nazla Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla Benim bütün elbisemden... Hatta kendimden... Biliyorum: Çünkü bugün şu dünyada ben Neyim? Bir hiç... işe güce yaramaz, topal... Sen sağlamsın senin hakkın dünyadan zevk al: Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz! Ey gözünün rengi bana yabancı güzel, Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel! Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün. Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur Dolaşırken... Biz de tipi, fırtına, yağmur, Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık; Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık; Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık... Gülme bana bakıp pek arsız arsız Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız! Sana karşı haykıranı mecbursun dinle; Bugün hesap göreceğiz artık seninle: Ben cephede geberirken, geride vatan Aşkı ile bin belalı işe can atan Anam, babam, karım, kızım eziliyorken Dağlar kadar yük altında... Gel, cevap ver, sen Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız? Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız! Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda Yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda... Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu: Sizin için harbederken yedim kurşunu. Onun için topal kaldı böyle bacağım, Onun için tütmez oldu artık ocağım. Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda. Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız, Bu amansız boğuşmada öldü yarımız, Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız Size şarap oldu sanki... Şehit canımız Güya sizin mezenizdi! Yiyip içtiniz; Zıpladınız,kudurdunuz arsız,edepsiz!... Gerçi salonlarda "yıldız" dı senin adın, Hakkikatte fahişesin ey alçak kadın! Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu: Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu. Omuzunda neden seni fuzuli çeksin? Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!.. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
TÜRKLERİN TÜRKÜSÜ!
TÜRKLERİN TÜRKÜSÜ!
Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa, Türk'e boyun eğdirir yalnız türeyle yasa; Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa Onu kanla söndürüp parçalarız, yeneriz . Biz Tufanı yarattık uyku uyurken batı, Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı. Sorsan söyle diyecek gök denilen şu çatı: Türk gücü bir yıldırım Türk bilgisi bir deniz. Delinse yer, çökse gök yansa kül olsa dört yan, Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan. Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan, Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz.... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
BAHTİYARLIK!
Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir; Ne yaşarken dünya uçmağına inmektir. Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir. Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir. Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık? Mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir. Dört hecelik söz olan “bahtiyarlık”... O bir sır... Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır. Bilgi, bolluk, din, para... Hepsi boş, hepsi kısır... En fazlası bir dünya uçmağına inmektir. Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı... Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı. Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı. Halbuki bahtiyarlık: Belirsizdir ve tektir. Bahtiyarlık: Boraca yüce dağları aşmak Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak, Tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
YARININ TURKUSU...
Arkadaşlar, haydi artık saflar dizilsin! Uzak, yakın ufuklardan koşup gelerek Belde çelik kılıç, içte çelikten yürek Taşıyanlar saflardaki yerini bilsin! Bir çığ gibi yürüyelim gözler ilerde; Keder, elem her ne varsa geride kalsın! Tehlikeler duman gibi tüterken yerde Arkadaki her düşünce sönüp ufalsın. Kahramanlar yürük gider ölüme karşı, Bir sevgili gibi onu basar bağrına! Bak, uzaktan çalınıyor bir zafer marşı, Yürüyelim şu doğmakta olan yarına... Sen ne kadar güzel şeysin, ey şanlı ölüm! Bizim bütün talihimiz sende saklıdır. Ey dünyada her yiğite nişanlı ölüm, Zevki sende arayanlar elbet haklıdır. Köprüköy'den, Pilevne'den gelen ses nedir? Çanakkale şehitleri dirildiler mi? Çocuklarda yeni doğan bu heves nedir? Kocamışlar bir sır için gençlik diler mi? Saflarımız seylerse de yine ileri!.. Düşenlerin kanlarından doğar bir şafak! Haydi sarssın yeri, göğü cenk türküleri; Kanımızla burda yarın güller açacak. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
GERİ GELEN MEKTUP
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan, kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu… Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... Ey sen ki, kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki, gönüller tutuşur her bakışınla!... Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince, Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince, Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki, birer parçasıdır senden İlah'ın, Gözler ki, senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla, gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki, yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı. Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler… Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma "Kaabil", İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil Sırretmeye elden seni, bir perde olurdum. Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum. Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur, En hisli şiirden de örülmez bu güzellik. Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur; Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik! NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#6 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
KÖMEN
Analım Tunga Er efsanesini; Duyalım geçmişin erkek sesini. Bürüyüp Tanrıdağ'ın çevresini Yine Gök Türk olalım, El kuralım. Ötüken-Yış durak olsun da bize Yürüsün ordular ordan denize. Çinli baş vermese, gelmezse dize Kağanın buyruğu vardır: Vuralım. Anlatılmaz, yüce bir erdem olan Bu akınlarda bulunmaz yorulan. Günü geldikçe de bizden sorulan Kan ve can vergisi olsun...Verelim! Ülkü uğrunda gönüller delidir. Kişiler ülkü için ölmelidir. Tanrı’nın insana değmiş elidir Şu ölüm adlı güzel şey... Saralım. Hiç düşündün mü niçindir yaşamak? Bir görev yapmak içindir yaşamak. Er kişiysen görevin neyse, başar. Zevke, eğlenceye hayvan da koşar. Görüyorsun nice hayvan yığını Ki yapar sadece hayvanlığını. Fakat onlar bile kendince yine Tükürürler Kardeş'in itlerine. O nasıl olmalı bir ruhu ölü, Ya da bir canlı, fakat kahpe dölü Ki sanar durduğu yer it inidir, Oysa bir şanlı şehitler sinidir. O fuhuş uzmanı çikletli dişi, Dişinin en kötü, en köhnemişi, Kaplamış ruhunu çirkef yosunu, Hiç umursar mı şehit ordusunu? Var mıdır onca tivistin ötesi? Adı üstünde: Köpek sosyetesi! Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü Kılavuz yap ebedi Gök Börü'yü. Çıkarıp Ergenekon'dan ulusu Türk'ü kılsın yine dünya ulusu. İzleyip Gök Börü'nün gölgesini Gezelim gel o Kömen ülkesini. Gönlümün özlemi yerdir orası, Gürler ufkunda yiğitlik borası. Orda erdem gözükür, başkası çıkmaz alana. Kapanıktır kapılar her kovu, her bir yalana. Orda erler: Kimi arslan, kimi pars'ın eşidir. Orda kızlar: Güneşin kendi, ayın onbeşidir. Uğramaz ufkuna asla o yerin yüz karası; Orda yoktur ne siyaset, ne fikir maskarası. Yaşamaz öyle bir ortamda küçüklük, kötülük; Bir alaydan daha üstün savaşır orda bölük! Sungurun uçtuğu yerlerde barınmaz yarasa; Ve bütün dirliğin üstünde yürür sade yasa... Bir düşün başların üstünde kağanlık tuğunu, Ruh duyar orda ölürken bile Türk olduğunu; Ölümün zevkini bir süs gibi gönlünde taşır. Dirilerden daha çok orda şehitler dolaşır. Bu şehit ordusu varken kuramaz kimse pusu, Yurt için kan dökülür orda denizler dolusu. Günümüzden, düşünüp birçok asırlar geriyi Analım bin kere ölmüş o ölümsüz çeriyi: Ebedi yiğit! Adı yok şehit! Kefenin: Vatan... Tabutun: Cihan... Yaşıyor ünün. Düşünüp övün, Damarında kan Bir alev midir? Yaşaman: Roman; Ölümün:Şiir. Sana yok ne taş, Ne de bir mezar. Bu hayat: Savaş! Ebedi uzar. Eşit olduğun Şu güneş: Tuğun. Tabutun: Vatan, Mezarın: Cihan. Adı yok yiğit! Ebedi şehit!.. Onu anmakla görür Türk soyu gökçek Kömeni: Doludizgin yarışan Tanrıkut'un dört tümeni... Bin asır geçse de rastlanmaz onun bir eşine, Buyruk aldım diye ok fırlatıyor evdeşine... Bidev atlarla kılıp her yolu bir günde yarı Yıldırımlar gibi dağlardan aşan orduları... Saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna, Tuğu kaldırmış olan orduların başbuğuna. O nasıl bir yürüyüştür, ne yiğitler katarı! Kun'u, Gök Türk'ü, Oğuz-Uygur'u, Kırgız'ı, Tatar'ı... O batırlar ki basıp bağra kucaklar ölümü. Özgelerden sakınıp kendine saklar ölümü. Her zaman öyle ağırdır ki yiğitlik kefesi, Kahramanlar gibi ölmek o günün felsefesi... Onların sanki başak canları... Durmaz, biçilir... Toprağın içkisidir kanları, al al içilir. Tarihin bir olağanüstü ve şahane işi Kür Şad'ın, Kül Tegin'in, Çağrı Beğ'in ok çekişi... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#7 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
TOPRAK - MAZİ
Gel arkadaş, gel seninle az dertleşelim; Okuyarak hayat denen koca kitabı Gönüldeki yaraları biraz deşelim. Gömdüm kara topraklara melekten iyi, Perilerden nazlı, güzel bir sevgiliyi. Derin derin sızıldıyor gönlümde yaram, Bana artık her saadet olmuştur haram. Beni sardı kefen gibi mazinin tülü, Yere batsın bu toprakla bu korkunç mazi! Orda çünkü sevgilimle sevgim gömülü... Hey arkadaş! Sözünü bil, hem kendine gel, Bahtiyarlıklara olmaz ölümler engel. Bir sevgili kızı senden aldıysa toprak Buna katlan, toprak için çünkü bu bir hak! Hem yaratan, hem büyüten topraktır bizi, Üzerinde işitiriz ilk ninnimizi; Fışkırttığı serin sular bize can verir! Ormanları gönlümüze heyecan verir. Hey arkadaş! Sende insaf duygusu yok mu? Sana her şey veren, seni büyüten toprak Senden bir tek kız aldıysa acaba çok mu? Doğup ölmek... Millet için bunlar bir hızdır. Toprak bizim beşiğimiz, mezarımızdır. Toprak bizim anamızdır... İnsan yasına Kapılarak nasıl söver öz anasına? Hakikat ne şu göklerin derinliğinde, Ne suların şairane serinliğinde... Aristo'nun mantığında zerresi yoktur, Pisagor' da, Eflâtun' da nebzesi yoktur. Mefkûreler âleminde olunca kıtlık Kafaların içerisinde başlar çıfıtlık; Bir budala “zulüm yeter” diye haykırır, Bir it çıkar, “proleter” diye haykırır! Bir hayvanda hâkim olur cinsî heyecan, Froyd denen Yahudi'ye gider, verir can... Kimi kördür... Kendisine büyük gelir pek Lenin denen o maskara vatansız köpek... O ne felsefenin, ne de dinin hiçinde, O, toprağın asırlardan beri içinde... Hakikati bulmak için onu eşmeli, Yükselmekten bir şey çıkmaz, derinleşmeli. Göğe doğru yükselenler bir gün yorulur, Derinleşen, hakikati toprakta bulur. Şu ne başı, ne de sonu olmayan toprak Gömdüğümüz vücutlardan gıda alarak Bize hayat, bize tarih, mazi yaratır. Mazi köhne kitap değil şanlı bir satır... Mazi ırkın yarattığı coşkun bir seldir, Mazi bizim alnımızı göğe yükseltir, Geçmişlerin gecesinden ışık alırız. Bir düşünsen mazideki olan işleri Hâdisâtın büyüklüğü seni şaşırtır. İstersen gel yâd edelim o geçmişleri... Kaynar elbet damarında hâlis Türk kanın, Damarında çünkü kanı var “Atillâ” nın, Avrupa'nın her ırkından toplanan ordu Onu Galya ovasında zorla durdurdu. İradesi yenilmeden sinirle ete Vatan için karısını bırakan “Mete”, Yasa için kardeşini öldüren “Çengiz”, Yer yüzünde bırakmadan küçücük bir iz Geçip giden milyonlarca adsız kahraman, Ki her biri bugün bize vermededir şan, Bu erlerin cisimleri toprakta kaldı, Ve adları tarihte bir şanlı yer aldı... Hangisini hangisinden üstün tutmalı? Her birisi bu toprağın, bu ırkın malı... “Tonyukuk” un gizlenmiştir dehâ kanında, Bismark onun at uşağı olmaz yanında... “Alp Arslan”la “Kılıç Aslan” şanlı bir fasıl, Avrupa'yı rezil eden “Yıldırım”... Nasıl? Düşünsene ne biçim bir kahraman erdir Ankara'da Yıldırım'ı eriten “Demir”... Bu kadar mı? Bu saydığım ancak birkaçı Katerinle neler yaptı acap “Baltacı”? Anafarta cephesinde kim durdu en son? İlk dayağı kimden yedi kuduz Napolyon? Sevdiğin kız şu toprağa eğer girdiyse, Sen toprağı eskisinden fazla benimse. Bil ki toprak ebediyen senin olmuştur... Bu dünyada bizim bir genç kızı sevmemiz Filhakika gayet doğru, hem de çok temiz Bir gayedir... Fakat bunun hududu dardır... Sevgiliden sevgili bir mefkûre vardır. Bir kız solar, yahut senin tükenir aşkın; İnsan kalmaz uzun zaman neşeli, taşkın... Ya mefkûre? Ebediyet onunla birdir, Kişi oğlu müebbeden ona esirdir. En mukaddes var’a böyle söversen, Toprak ejder, mazi kanlı bir gece dersen, İleriye bakamazsın, gözün kamaşır. İstikbali kucağında bu mazi taşır... Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi Bu milletten çıkar mıydı bir büyük Gazi? Kara toprak yine bizden gıda almasa Kalır mıydı aramızda bir töre, yasa? Mazi bizim atamızdır, toprak anamız. Biri bizi yetiştirir, biri verir hız. Bu toprağa nasıl dersin kara bir ölü Ki bağrında bütün şanlı ecdat gömülü. Yabancılar bir gün yine akın ederse, Ve zaferi kendisine yakın ederse Sevgilimi aldı diye bu kara toprak Tarihin ün meydanından uzak kalarak O toprağın uğruna sen can vermez misin? Bu maziyle bu toprağa küfürden sakın, Kendine gel, iradeni üstüne takın! Savaşları, töreleri, yasalarıyla, Zaferleri, bozgunları, tasalarıyla Mazi ırkın yarattığı bir şaheserdir... Hey arkadaş! Sapıtmışsın, doğru yola gir; Hakkı neyse ver maziyle kara toprağın... Onlar değil efsaneyle cansız bir yığın! Bu ikisi ebediyen kutlanacaktır... Ve bunları inkâr eden, bil ki, alçaktır... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#8 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
TÜRKİSTAN İHTİLALCİLERİNİN TÜRKÜSÜ
Ey, Türkistan, şanlı ülke, güzel anayurt! Bir gün gelir kaldırırız yine bayrağı; İçimizden elbet çıkar yeni bir Bozkurt, Yabancıdan geri alır kutlu toprağı... Küçük kuşlar bize hergün şöylece çiler: Ey ölümle el sıkışan ihtilalciler! Size der ki gökten inen kutsi elçiler! Siz buldunuz ebediyet denen kaynağı... Biz, mezarsız ölüp giden genç atsızlarız; Yaramızı suyla yıkar, otla sararız; Kimsemiz yok, fakat gönüllerde biz varız, Bize şefkat sunmaz hiçbir kadın dudağı... Bak Timur’un, Gültekin’in ruhu ne diyor: Şanlı günler şimdi efsane diyor, İt canlı rus vatanını soyuyor, yiyor, Ey, büyük Türk haydi artık kaldır sancağı! Mazideki zaferlerden kalmadı bir iz; Döktüğünüz kanlar oldu bir deniz... Birgün elbet yeni baştan birleştiririz: Türkmen, Kırgız, Uygur, Başkurt, Özbek, Kazağı. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#9 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
MUTLAK SEVECEKSİN
Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş; Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş. Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş, Bir sır ki bu,ölsen bile asla açamazsın... Anlatması imkansız olan öyle bir an ki, Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki... Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki, Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#10 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
AY YÜZLÜ GÜZEL KONÇUY
Mestim bugün aşkınla ay yüzlü güzel konçuy, Gönlümde esip çınla, ay yüzlü güzel konçuy. Şevkinle serab ettin, aşkınla harab ettin, Payında türab ettin,ay yüzlü güzel konçuy. Sensiz yaşamak boştur, birlikte ölüm hoştur, Coştum, daha çok coştur, ay yüzlü konçuy. Sevginle geçip serden, bildim yaralar nerden; Eyvah kara gözlerden, ay yüzlü güzel konçuy. Zulmetteki mahımsın, gönlümdeki ahımsın, Ömrümde günahımsın, ay yüzlü güzel konçuy. Lebler sücü, bir tas ver; hem neş`e ve hem yas ver; Hançer mi o kirpikler, ay yüzlü güzel konçuy. Almış beni albızlar, gönlümde yaran sızlar, Kurban sana Atsızlar, ay yüzlü güzel konçuy... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#11 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Dosta Sesleniş
Od düşmüş gönlüme Söndürde derdine yan Muhanne yolu kesmiş Çöldeki merdine yan Yarınlar kalleş dolu Mert olan her düne yan NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#12 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Adalar Denizinden Altayların daha
ötesine kadar bütün Türk gençliğine.... Yer bulmasin gönlünde ne ihtiras, ne haset. Sen bütün varlığına yurdumuzun malısın. Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et; Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın. Iztırap çek, inleme... Ses çıkarmadan aşın. Bir damlacık aksa da, bir acizdir göz yaşın; Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın Tek başına dileğe doğru at salmalısın. Ezilmekten çekinme... Gerilmekten sakın! İradenle olmalı bütün uzaklar yakın, Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın Ateşe atılmalı, denize dalmalısın. Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan! Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan? Mefkuresinden başka her varlığı unutan Kahramanlar gibi sen, ebedi kalmalısın... Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak, Ne de sıska bir göğüse takılan bir çiçeksin; Senin de bu dünyada nasibin var: Savaşmak!.. Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin. Yoldaşlik ederekten gökte güneşle, ayla Aşarsın tepe, ırmak; yürürsün ova, yayla... Hayata ne biçimde geldinse bir borayla Daha sert bir kasırga içinde biteceksin. Kızıl Elma uğrunda kılıç çekince kından Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından; Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından. Belki öldükten sonra bir parça güleceksin. Yüz paralık kursunla gider “Hayat” dediğin; “Tanrı Yolu” uzaktır; erken kalk, sıkı giyin. Yazik, bütün ömrünce o kadar özlediğin Güzel Kızıl Elma’na varmadan öleceksin. Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini, Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına. Işıksız kulübende boranın esişini Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına. Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca; Namert bir el arkandan seni vurur kadınca; Bir gün sabrın tükenir... Silahını kapınca Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına... Hayatin kamçısıyla sızar derinden kanlar, Senin büyük derdinden başkaları ne anlar? Vicdanını Paris`e, Moskova`ya satanlar, Küfür diye bakarlar senin dualarına. Hey arkadaş! Bu yolda ben de coşkun bir selim, Beraberiz seninle, işte elinde elim. Seninle bu hayatin gel beraber gülelim Ölümüne, gamına, tipisine, karına... Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile, Onu bütün gücünle vuracaksın çagında. Savaş..... Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın, Ne sevgili yanında, ne baba ocağında. Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara; Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara... Kazanmanin sırrını bilmiyorsan git, ara “Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında. Siyasette muhabbet... Hepsi yalan palavra... Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara... Lenin’den bahsederse karşında bir maskara Bir tebessüm belirsin sadece dudağında. Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar! Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar... Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar? Ruhlarımız buluşur elbet Tanrıdağı`nda... Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin, Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da, Varsin bütün ömrünce bir an nasip olmasin Yorgunluğunu gidermek serin bir su başında. Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar aglamaktan? Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak’tan. Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan, Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında. Bir çıg gibi yürürsün bir lahza durmaksızın, Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın. Duygular ölmüştür... Tapınılan bir kızın Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında. Iztırabı kanına katta göz kırpmadan iç! Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç... Bu varlık dünyasinda yalnız senin hiç mi hiç Bir şeyin olmayacak... Hatta mezar taşın da... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#13 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Sayın Göktür Bey'in foruma yazdığı "Mutlak Seveceksin" şiirini tamamlamak isterim:
Kalbin benim olsun diyorum Çünkü mukadder cismin sana yetmez me? Çabuk kalbini sök ver. Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer Mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın.. Ram ol bana ruhun yeni bir aleme girsin Yazmiş kaderin, aşkıma ömrünce esirsin Aşkınla, şuurunla bilirsin Mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın |
|
|
|
|
|
#14 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
SARI ZEYBEK
Şu dağların meşeleri karanlık, Etekleri olur çayır çimenlik Kızanlarla bur da eder yarenlik, “Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır, Yağmur yağar, pusatları ıslanır”. Sarı Zeybek şu dağların eridir, Dağlar onun bütün yoğu varıdır. Kendi sarı, bindiği at dorudur; Attan inip şu dağlara yaslanır, Gözü dalar, bakışları puslanır. Sarı Zeybek dağdan dağa taşınır, Taşınır da yüce dağlar aşınır. Mola verip Gökçen kızı düşünür; Efe dağdan köye doğru seslenir, Yosma Gökçen sesi duyar, süslenir. Sevmesin mi Sarı Zeybek Gökçen`i? Yüzü melek, saçı ipek Gökçen`i? Bütün Aydın elinde tek Gökçen`i? Kız sevmeyen erin gönlü paslanır, Paslanırda imil imil yaslanır. Padişahın kulağına varırsa, Tutun diye devlet emir verirse , Üç yüz atlı, beş yüz yaya yürürse Dağlar, taşlar barut ile sislenir, Ölen ölür, anaları yaslanır. II Candarmalar genç efeyi sardılar, Kırk ölümden beğendiğin sordular; Kızanları bir bir yere serdiler. Sarı Zeybek kara sürmez şanına, Erlik için kıyar kendi canına. Nasıl olsa uçar da can, kalır ten; Bir ah tuttu şu dağları derinden. Sarı Zeybek vuruldu üç yerinden. “yazık olsun Telli Doru şanına, Eğil de bak mor cepkenin kanına”. Sarı Zeybek gün batarken vuruldu. Nabızları yavaş yavaş duruldu, Gözlerine kara perde gerildi Yiğit başı düşüp kaldı yanına, Bakmaz oldu mor cepkenin kanına. Sarı Zeybek öldü sanma, diridir; O, dağların yine eşsiz eridir, Bütün kızlar atık onun yarıdır. Vurulmuştur hepsi onun ününe. Can atarlar şimdi gerdek gününe. Sarı Zeybek şimdi artık masaldır, Sanma yıllar şerefini azaltır. Yiğitlerin dillerinde meseldir. Er kişiler kıyar da öz canına Bir damlacık leke sürmez şanına... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#15 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
YALNIZLIK
Yine akımda bugün sen varsın, Yine derdinle hayalim hasta. Bürüsün kalbimi derdin sarsın; Bir ümit var bu tükenmez yasta. Bir yaram var! Ona merhem vurman, Bir hayaldir ki gönülden taşıyor. Ayırırken bizi yollar ve zaman, Sana kalbim daha çok yaklaşıyor. Nerde bilmem o geçen günlerimiz? Artık onlar yeniden gelmeyecek. Nerde kırlar, uzayan yol ve deniz, O öten kuş, o güzel pembe çiçek? Göklerin ziyneti mes’ut kuşlar Ötüşürlerdi yağarken yağmur. Şimdi onlarda melul olmuşlar, Çünkü artık ne ışık var, ne de nur. Dinledik rüzgarı sessiz sesssiz Okuyorken bize bir gamlı kitap. Suya çizmişti gümüşten bir iz, Yükselirken gece dağdan mehtap. Şimdi hülyaya gömülmüş ölüyüm; Ne gelen var, ne giden var, ne soran. Iztırap yaylasıyım gam çölüyüm; Esiyor sadece gönlümde boran. Bir hayal alemi ardında; uzak, Sisli iklimlere sürdüm, gittim. Varlığım burda sönüp kaybolacak... Belki ben şimdiden öldüm... Bittim... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| ata'nin , atsiz , siirleri , tÜm |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| ATSIZ ATA'NIN KAVGASI | Yürekli-kam | Türklüğe Hizmetleri Geçmiş Olan Ulular | 4 | 26.08.2008 21:24 |
| ATA'NIN POSTERİ YERLERDE | KARAMANOĞLU | Türkçü Bakış | 8 | 25.02.2008 21:20 |
| ATSIZ ATA'NIN ''ORKUN'' A VERDİĞİ RÖPORTAJ 46 YIL SONRA İLK KEZ ATSIZCILAR.COM DA | kafkaskurdu | Türkçü Bakış | 2 | 09.01.2008 19:53 |
| ATSIZ ATA'NIN ''TÜRK KIZI''ADLI ŞİİRİNDEN HARİKA BİR KARTPOSTAL | kafkaskurdu | Belgelik | 2 | 06.11.2007 15:28 |
| Basbugumuzun siirleri... | Tomay | En Büyük Türkçü Atatürk | 0 | 13.12.2006 01:19 |