Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Belgelik > Belgelik

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 10.11.2006, 18:18   #1 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Tonyukuk19 adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 22.12.2005
İletiler: 417
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
YASAM VE HAYAT ÛZERINE YAZIM

Bu yazinin amaci hayat ile ilgili bir takim sorgulamalar yapmaktir ve okuyan kisilerin olaya biraz daha genis pencereden bakmasini saglamaktir . Hayat ile ilgili kisisel olarak hepimizin kendince görüsü mevcuttur. Bu soru belkide insanlar acisindan en önemli sorulardan biridir ve derince tartisilmasi ve üzerinde beyin firtinasi yapmamiz gereken derin ve anlamli bir konudur.
Insanlarin ilkel sartlarda yasamasindan beri gelistiklerini biliyoruz. Insanlarin nasil ciktiklari mevzusundan cesitli görüsler var. Bilim ve inanc cevreleri bu olayi farkli görüyor ve farkli dayanaklara bagliyor.
Bilim dünyasinin ortak görüsü insanlar cesitli evrimler gecirerek bügünkü haline geldigini savunuyor. Dünyada ilk canli varliklarin tek hücreli varliklar oldugunu kabul ediyor. Zamanla bu hücreler degisik sekilde canlilar ortaya cikartmistir. Dünyanin yasamak icin uygun oldugu dönemden beri filizlenen varliklar bügüne kadar gelmistir.
Cesitli dinlere göre ise bu daha degisik sekilde olmustur. Insanlarin özel bir amacla yaratildigindan bahsediliyor ve dünyada bulunmamizin nedeni ise bir deneme amaciyla bulundugunu beyan ediyor. Gercek yasamin bu olmadigini ve gercek bir hayata gecis icin burda bulundugumuzdan bahsediliyor. Insanlarin öldüklerinde yok olmadigini ve öldükten sonra tekrar ortaya cikacagimizdan bahsediliyor.
Tüm canlilarda oldugu gibi insanlarlarda ölüm konusunda cok büyük bir korku var, hatta tüm canlilar yok olmamak ve hayatta kalmak icin cabaliyor. Dogadaki her canlinin bir görevi var ve ona göre yasiyor. Insanlarin bu dünyada cok özel oldugunu her kesim kabul etmektedir müthis bir beyin olanagi var ve bizim sahip oldugumuz bu yüksek beynin devamli gelistilebilecini biliyoruz.
Yasadigimiz gezegene bakarsak günesten biraz daha uzak veya daha yakin oldugu takdirde hayat imkanlarinin bulunmadigini görüyoruz.
Evrende baska yasam alanlari bulunup bulunmadigini su anda kesin olarak bilmiyoruz ama bunun cok büyük bir ihtimal oldugu gercek gibi. Ucsuz bucaksiz evrenin milyonlarca galaksiden olustugunu bilmekteyiz ve bizim galaksimizde bile baska yasam yerlerinin olabileceginden bahsediliyor.
Her seyin bir görevi oldugunu görebiliyoruz icimizdeki hücrelerin bile belli basli görevleri var. Ôrnek olarak icimizde beyaz olarak adlandirilan hücreler bizi yabanci maddelere karsi koruyor. Bu yüzden herseyin bir yaratici tarafindan yaratildigini iddia edenler var. Mantigimizin ve beynimizin bize verdigi düsünceler ile bunlardan anlamlar cikartiyoruz. Bir yaratici tarafindan yaratildigi konusundaki görüsler cogu kisi tarafindan kabul ediliyor cünkü mantigimiz bu kadar cok seyin sistemi oldugunu görevi oldugunu biliyor ve bunun bir sey tarafindan yaratildigina kanaat getiriyoruz. Bu konuda hic kimse tam olarak bir kanit yerine gececek bir sey söylemedi bügüne kadar ancak belki ilerde bilim bu konuda bile cevap verebilir.
Evrenin yaratilmasini bilim big-bang(büyük patlama) ya bagliyor. Simdi su sorulabilir o patlama öncesi ne vardi. Bügün söyle bir anlam cikartabilir yokluktan bir patlama oldu ve hersey olustu. Belkide hic bir seyden olustu hersey. Bu düsünüldügünde sacma geliyor ancak büyük patlama(big-bang) öncesi aciklanmadigi takdirde böyle bir sonuc olusuyor. Bu sorgulamalar ve arastirmalar insanin nerden geldigini merak etmesinden ve herseyi sorgulamasindan kaynaklaniyor. Hepimiz nerden geldigimizi nereye gittigimizi merak ediyoruz. Her zaman yeni birseyler kesfediyoruz ve dünyaya, hayata bakisimiz degisiyor. Tanrinin(yaratici) olmasi veya olmamasi bizim icin ne ifade eder bu konunun belkide fazlaca bir önemi yok. Insanlarin iki yüz veya daha eskiye baktiklarindan dünyayi kare gördügünü biliyoruz ve zamanla biz dünyanin yuvarlik oldugu gercegini kabul ettik. Bir nevi dünyaya bakisimiz degisti. Zamanla bu bakis devamli degisecek ve kendisini yenilecektir. Bir 200-300 yil sonrasini düsünün o zaman belki mars gezegeninde insanlarinin yasamasina tanik olacak. Ileride nasil bir yasam olacak onu su anda kestirmek cok güc bu insanlarin gelismesine bagli.
Insanlarin yaptigi buluslar ve hersey nasil bakilirsa bakilsin mükemmel seyler ve bizden önce hakim olan hic bir varligin asla basaramayacagi seyleri nasil yaptigimiz bile basli basina büyük bir soru. Hayatimiz bügün bizden önceki insanlarin cabalari sayesinde bügünkü haline geldi ve bizden sonra yasayacak insanlara bizden birileri de birseyler birakacaktir. Insanlarin inanilmaz gelismesi herkesi heyacanladiriyor ve bizim fantezimin bile zor kabul edecegi seyleri gelecekte birer gerceklik haline getirecektir. Hatta insanlar o kadar ileriye gidecekti bizzat varliklari olusturma noktasina gelecegiz.
Hayati hepimiz dogdugumuz vakitten itibaren kendi penceremizden bakiyoruz herseyi kendimize göre yorumluyoruz. Sorumluklarimizin oldugunu kavriyoruz ve milyonlarca ve hatta milyarlarca insan gibi sorumluklarimiz var mesala ailemizi ele alip ona göre hareket ediyoruz. Hepimizin yasamini etkileyen oncak konu var nasil davrandigini gibi ve onlarca konu bizi etkileyip bizi farkli yapiyor. Her birimizin ayri görevleri oluyor. Kimimiz polis kimimiz ögretmen vs. Bazen hayatin ne kadar zor ve acimasiz oldugunu kavriyoruz ve boyun egiyoruz hayata.
Hayat hepimize birer sorumluluk yüklüyor insanoglunada ve kendimizi gelecege hazirliyoruz. Herseyin bir sonu oldugunu biliyoruz örnek olarak gezegenlerinin bile sönüp ölecegini biliyoruz.
Günesin bir gün sönecegini bilim ifade ediyor. Günesin yaklasin 10 milyar civarinda bir zaman diliminin oldugundan bahsediyor. Söndükten sonra devamli bir büyüme olacak ve galaksimizdeki tüm gezegenleri teker teker yutacak ve sonra patlama olacaktir. Bu bir nevi ölümdür ama belki yeni bir galaksi yaratilacak o patlama ile ve yeniden bir yasam olanagi olacaktir. Insanlarin bu gibi nedenlerden yok olma ihtimali cok fazla. Hatta bir göktasininin dünya ile carpismasi sonrasi bizim yok olma ihtimalimizden bahsediliyor. Bu yüzden insanlar bunlari ele alarak insanligin bekasi icin ileri görüslü olup bu gibi ihtimalleri göze alarak buna göre hareket etmesi gerekiyor ve kendimize devamli yeni yasama alani bulmamiz gerekiyor. Belkide bizim tanidigimiz yasama alani dünya degildir ve biz koca evrende yanliz degiliz. Buda herseyde oldugu gibi bir soru ihtimali cikartiyor ortaya ve herseyde oldugu gibi bizim beyin hücrelerimizi mesgul ediyor. Ancak bügüne kadar geldigimiz noktada hic bir seyin imkansiz olmadigini gösteriyor bize bunlar. Yasamak icin herseyi yapabilen canlilar gibi bizde geregini yapmak zorundayiz.
Yasam bir nevi hayatta kalma mücadelesidir her canli yasamak icin herseyi yapabilir ve devamini saglayacak bir takim adimlar atar. Insanlar öldüklerinden bizzat onun ürünü olan cocuklarini onun genetigini devam ettiriyor yani bir nevi o insan devamli yasiyor ve yok olmuyor. Bu aslinda egoistlik olabiliyor yani benim genlerim yasasin ölmesin diye bir girisim oluyor. Hepimizin icinde bu gibi ilkel dürtüler mevcut.
Sunu savunuyorum hayat bir sorgulama ve mücadele alanidir biz herseyi sorguladigimiz sürece devamli ilerleriz ve simdi bulundugumuz noktalardan cok daha ileri noktalara geliriz. Kendimizi devamli gelistirmek mecburiyeti icerisindeyiz yoksa kaldigimiz noktada tikanir ve geride kaliriz.
Tonyukuk19 Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Yanıtla



Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Yanıt Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Yanıtlar Son İleti
YAZIM KURALLARI kılavuz (Örneklemeli Geniş Anlatım) Bozkurt33 Türk Dili ve Edebiyatı 15 23.03.2008 12:24


Atsızcılar @ 2005