Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TOPLUMSAL KONULAR > Toplumsal Konular > Görsel Zevk > Görsel Zevk > Belgeseller & Filmler > Belgeseller & Filmler
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Belgeseller & Filmler Türklükle ilgili veya tarihi ve sanatsal değeri olan film ve belgeselleri paylaşabileceğiniz bölüm..

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 26.01.2008, 12:27   #1 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 28.03.2007
Yaş: 25
İletiler: 794
ALTAR Rss Beslemesi
Karlı Dağlar

138 gün ve 150 bin kilometre.. İşte Karlı Dağlardaki Sır belgeselini çekebilmek için harcanan emeğin bir cümle ile bilançosu… Aslında harcanan emek sadece bu cümleyle de sınırlı değil. Belgeseli oluşturabilmek için tam dört yıl süren bir çalışma söz konusu. Baykal Gölü’nün kuzeybatısından doğup, Kuzey Buz Denizi’ne dökülen Lena Irmağı kıyısındaki Lena kaya resimlerinden, İzmir Konaklı’daki kaya resimlerine kadar ...

"2004 yılında Kazakistan’da Tamgalısay’daki kaya resimlerini gördüğümde başka bir dünya olduğunu düşündüm. Kazakistan’dan Kırgızistan’a geçtik, ayrılacağımız gece Bişkek’te yaşayan Türklerden biri bana Saymalıtaş’ı görmem gerektiğini söyledi. Saymalıtaş demek "süslemeli, işlemeli" taş demekmiş. Kırgızistan’da Fergana Vadisi’ndeki Tanrı Dağları’nın kollarından Aladağlar bölgesindeki Saymalıtaş’ta yüz bin kaya resmi bulunuyormuş. Bundan çok etkilendim ve bütün zorluklarına rağmen oraya gitmeye karar verdim. Zira 3 bin 800 metre yüksekliğe tırmanıp sonra 3 bin 500 metredeki bir çanağa inecektik. Kaya resimleri bu çanak içinde yer alıyordu. Bu hiç de kolay bir iş değildi. 2005 yılı temmuz ayında bazı dostlarımın da katkısıyla gidip sayısız fotoğraf çektim oralarda, Atlas dergisinin 2005 Aralık sayısında yayınlandı bu çalışmam. Belgesel çekme fikri kafama yerleştiğinde bunu TRT’ye önerdim. Ben bu belgeseli TRT’ye önerdiğimde çok zorlu bir işin içine girdiğimi az çok tahmin ediyordum zaten.."

Karlı dağlarda zorlu çalışma

Belgesel için Rusya, Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye’de yapılan çalışmalarda incelemeler, 138 gün, çekim çalışmaları ise 93 gün sürüyor. Çalışmaların sürekli dağlarda yapıldığı düşünülürse belgesel çekmenin hiç de kolay bir iş olmadığı gözler önüne daha kolay seriliyor.

Tanrı Dağları’nın uzantısı olan Ala Dağlarda, 3 bin 500 rakımdaki Saymalıtaş’ta yer alan 10 bin kaya üzerindeki yüz bin kaya resmi, dünya televizyonları arasında ilk kez TRT tarafından görüntüleniyor ve böylece tarihin gizem dolu sırlarına ulaşılmaya çalışılıyor. Somuncuoğlu, 2006 yılında çekimleri başlayan belgeselin çekim zorluklarını sanki o günleri yeniden yaşıyormuş gibi heyecanla anlatıyor:
"Biz gittiğimizde Temmuz’du ve kar yağıyordu. Bir taraftan fırtına esiyordu, çok korkunç bir soğuk vardı ve iliklerimize işliyordu ve bu da çalışmalarımızı oldukça etkiliyordu.. En ufacık bir dikkatsizlik hayatımıza bile mal olabilirdi. Bazen kayaların üstünde daracık alanlarda görüntü çekmeye çalışan kameraman arkadaşlarım Cengiz Karadeniz, Tamer Bolu,Orhan Yaşar’ın olağanüstü performans ve büyük bir özverilerini unutamam. Hepimiz hedefe kilitlenmiştik. Kaya resimlerinin gün doğmadan başında olunması gerekiyordu. Bizim çalışma sistemimizde sabah gün doğumu, akşam gün batımı çalışma saatlerimizdi. Sabah 04:00’da yani gün doğarken alandaydık. En zorlu çekimlerimiz Saymalıtaş’da oldu ama Hakkari – Yüksekova Gevaruk Yaylası’ndaki çekimler de zordu; zira 2 bin 800 metreye çıktık ve bitirdik Allah’a şükür."
Orta Asya ve Anadolu’daki resimler aynı

30 ayrı alanın mukayeseli görüntü ve bilgilerinin yer aldığı belgesel için kat edilen yollar ve ülkeler oldukça kabarık. Orta Asya adeta didik, didik ediliyor belgesel için. Orhun Abideleri’nden başlayan araştırmalar Gobi Çölü’ne kadar uzanıyor ve kaya resimleri macerası önemli ipuçlarına ulaşılmasını sağlıyor. Somuncuoğlu’nun tespitlerine göre, Orta Asya’daki kaya resimleri ile Hakkari’deki kaya resimleri aynı. Somuncuoğlu belgeselin bilim adamları arasında yeni bir tartışmaya yol açacağı inancında: "Ben bir bilim adamı değilim ama gördüklerimle ve bildiklerimle mantık çerçevemde vardığım sonuçlar var. Bir kere tarih bugüne kadar okuduğumuz şekilde değil. Yani bu yazılmış tarih paradigmasını kabul etmek mümkün değil. Bunların belgelerini gördükten sonra modern tarihte Türklerin göçebe bir millet olarak tanıtılmasını yanlış buluyorum. Türkler’in on bin yıl önce yerleşik medeniyeti var. İnanmayan gider bakar. Hakasya’da, Altay’da ve Tuva’da 300 – 500 dönümlük mezarlıklar var. Göçebenin mezarı olur mu? Orta-Asya’nın her yeri Türk Kültür ve medeniyetinin tarih öncesine dayanan izleri ile dolu ama bu izler asla "Türk" diye tanımlanmıyor, "Orta Asya Halkları" olarak tanımlanıyor ve bu tanımlamada ısrar ediliyor. Oysa; Avrasya coğrafyasının tarih içindeki en belirgin üst kimliği "Türk" kimliğidir, çünkü günümüzde bile İstanbul’dan Pekin’e kadar "Türkçe" konuşarak gidebilirsiniz. Bu noktadan bakınca, Batı’nın "Orta – Asya Halkları" ve "göçebe" tanımını kabul etmek mümkün değildir, Türk tarihi bir "dolma – taşma" tarihidir, tarihsel gerçeklik budur. Türklerin göçü sadece ekonomiktir.


Araştırmacının övdüğü kadar var izlemenizi tavsiye ederim.
ALTAR adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
Karlı Dağlardaki Sır TRT'de korkusuz Türkçü Bakış 11 03.03.2008 12:28
Dağlar Delisi adlı dizi avşarlı Türkçü Bakış 15 19.11.2007 22:27
Dağlar bile özel sektöre açılıyor, ilk anlaşma Fransızlarla yapıldı!! METEHAN Türkçü Bakış 1 28.03.2007 20:26


Otağ Saati: 10:42 .




Atsızcılar @ 2005