Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Türk Dili Ve Edebiyatı > Türk Şiiri
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 14.12.2006, 01:55   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
BUTUN SIIRLER ( KURESEL GÖLGELER!)

Küresel gölgeler 1



Batılı Gölgeler’e
Batı’nın fikri materyalleri ile yanıt verelim!

Socrates’in öğrencisi,
Aristo’nun hocası olan Platon’un
meşhur “Mağara Benzetmesi”;
herşeyi anlatıyor aslında...

Mağaranın içinde zincirli olduğu için
duvara yansıyan insan gölgelerini “gerçek” zanneden
ve zincirlerinden kurtulup mağaranın dışına çıktıktan sonra
gerçek dünyayı görerek güneş ışığından gözleri kamaşan,
“hakikat” karşısında adeta aptallaşan bir insan profili...

Ve “küresel arena”da
mağaraya kapatılarak
sürekli yanıltılmaya çalışılan
bir uluslararası aktör; Türkiye!

Hazırlanan “senaryo” öylesine profesyonel ki;
duvara yansıyan “küresel gölgeler”in
doğal bir tarihi seyir olduğu yanılgısına kapılmamak
neredeyse olanaksız...
Ancak keskin zekası
ve hiçbir zaman taviz vermediği
hür iradesi ile
olanaksızı gerçekleştirmeye
bir hayli alışkın olan Yüce Türk Milleti
eninde sonunda bu zinciri de kıracak!

Duvara yansıtılan “küresel gölgeler”
ya da “senaryo”lar,
bir insanlık düşmanı,
adeta bir “öğütücü” olan
“emperyalizm”in ta kendisi olmakla birlikte;
piyasaya
bir “demokrasi dağıtıcısı”,
bir Robin Hood,
bir “özgürlük mücadelecisi”
olarak sürülüveriyor!
Ustaca,
şeytani bir deha ile...

Hani annelerin kız çocuklarına
sıklıkla tembih ettikleri tanıdık bir replik...
“Çikolata, şeker vereceğim diye kandırırlar yavrucuğum!
Sakın tanımadığın amcalarla konuşma! ”

Ancak diplomaside
Bize güven vermiyorsunuz!
Bu sebeple de
sizinle masaya oturmayacağız! ” diyemiyorsunuz.
“Stratejik ortaklık” ya da “stratejik ilişki”.
Statü ne olursa olsun,
bu aktörlerle paslaşmak bir zaruret sonuçta!

Ancak bu paslaşmanın,
kesinlikle bir yumruklaşmaya dönüşmemesi gerekiyor!
Sürece müdehale edilemeyip,
kapışmak “farz” olursa da,
yumruk almamayı temin edebilmelisiniz!
Bunu temin edebilmek için ise şu gibi niteliklere ihtiyaç var;
Özgüven!
Kararlılık!
Boyun eğmeye varmayan bir “uzlaşma yetisi”!
Tarihi birikim ve “tarihi kimliği sahiplenme” duygusu!
Stratejik formasyon!
Cesarete ve mantık ilkelerine paralel
“sağlıklı inisiyatif” kullanabilme!
Hızlı değişen şartlara “seri” adaptasyon!
Ve
gerçek bir öngörü!

Liste uzayıp gidebilir.
Ancak şu noktada,
eldeki verilere bakmak daha mantıklı bir eylem olsa gerek...

Alpaslan Edgü

NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 01:55   #2 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Küresel gölgeler 2



“Küresel Baronlar”ın Evrim Süreci

Yöneten ve yönetilen,
elit kesim ile avam arasındaki kalın çizgiler,
tarihi bir kısır döngü sonuçta!
Dolayısıyla “Sion Merkezli Küresel Krallık”ı hedefleyen
küresel baronların varlığı hiç de yeni bir durum değil.
Peki “Para da, petrol de, tüm uluslararası mafya bağlantıları da,
legal ya da illegal tüm güç unsurları da
bizim elimizde olmalı! ” diyen
bu küresel kraliyetin
müstakbel sahipleri neyi amaçlıyor?
Yanıt gayet net!
Nihai bir güç!

Sular yükselince balıklar karıncaları yermiş.
Sular çekilince de karıncalar balıkları!
Yani “Kimse bugünkü gücüne ve üstünlüğüne güvenmemelidir!
Çünkü kimin kimi yiyeceğine ‘suyun akışı’ karar verir! ” denir ama;
bu küresel aktörler
“Hep biz yiyelim! ” diyorlar.
Ve kimin kimi yiyeceğine
“suyun akışı”nın karar vereceğini de
hayli iyi bilen bu “canavar kadro”,
“tarihi seyrin doğal akışı”na
küresel katkı maddeleri enjekte ederek
“suyun akışı”nı
bizzat kendileri kurgulamaya çalışıyorlar.
Nasıl mı?
Demokrasiden yoksun
Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya
“demokrasi” götürmeye kalkarak mesela...
Tıpkı Yeni Dünya’nın o zamanki sahipleri olan
Kızılderililer’e “medeniyet” götürüldüğü gibi..!

“Sizin derdinizin devası demokrasi!
Durun bir yardımcı oluvereyim size! ”

diyen küresel aktörlerin;
şimdilerde bize büyük kaşif olarak lanse edilmekle birlikte,
Yeni Dünya’daki ırkları
topraklarından ve canlarından eden
tanıdık tarihi şahsiyetlerden pek de farkı yok sonuçta!
Zira bugünkü küresel kuşak,
o neslin devamıdır!
Aynı anlayış
ya da anlayışsızlık,
ve aynı amaç...

Alpaslan Edgü

NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 01:56   #3 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Küresel gölgeler 3



Bir “Küresel Gölge”; GOKAP

Eldeki verilere dönülecek olursa,
kumbarada hayli külliyatlı bir “küresel proje”nin olduğu görülür.
Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi!
Ve uzun zamandır altyapı çalışmaları süren bu proje kapsamında;
tıkıldığı mağarada
küresel sinevizyon gösterilerini
gerçek bir tarihi seyir
zannetmek durumunda bırakılan
Türkiye de
TESLİM ALINDI..!
Ve görüldüğü gibi;
içeride kurt,
ABD ya da İsrail’de kuzu olan iktidarın
“son derece geniş” diplomatik temasları bünyesinde
BOP Köprüsü’ne adım atıldığı resmen ilan olundu!
Bu teslim alma sürecini hızlandıran faktörlerden biri,
ülkesinin milli duruş ve ulusal çıkarlarından ziyade
kendi siyasi emellerini gözeten
başbakanın sağlıksız duruşu
ya da duruşsuzluğu olmakla birlikte;
diğer bir sebep ise
profesyonelce yürütülen psikolojik harpti.
Ve Ankara’daki yokluğunu
daha şimdiden hissetmeye başladığımız Eric Edelman’ın
gider ayak yaptığı BOP’a yönelik tatlı sert açıklamalar da,
resmi temaslar çerçevesinde
bilerek ve isteyerek yaratılan randevu krizleri de
bu psikolojik savaşın küçük birer nişanesiydi.
ABD ile yaşanan randevu krizinin sonucu ise;
sadece “BOP konusunda teslim oluyoruz! ” demeye yeten
7 dakikalık
“kocaman” bir görüşme oldu!
Bu 7 dakikanın 2 dakikası da inanın fazla aslında!
Yani net görüşme tam 5 dakika!

Ayrıca BOP konusundaki bu ilan-ı teslim,
sayın başbakanın 11. Arap Ekonomik Forumu’na
katılmak için gittiği Lübnan’da da tekrar edilerek perçinlendi.
“Suriye askerlerinin Lübnan’dan çekilmesi konusunda
büyük etkimiz oldu! ” şeklinde konuşup
Amerika’ya “Allah Allah! Bunu Tayip yaptıysa,
biz hangi ülkeye baskı yaptık? ”
dedirterek hayli gülünç bir duruma düşüp
çam devirmeye devam eden Erdoğan,
aynı zamanda küresel iradeye
“Bakın, teslim olduğumuzu
yakın çevremize de deklare ediyoruz! ” demiş oldu.
Ancak gelin görün ki;
“Teslim oluyoruz! ” derken bile
atsineği muamelesi görmekten kurtulamadı!
Adı çıkmış “gadfly”a (tacizci) ,
inmiyor uslu çocuğa…

Siyasette en temel kural;
sağlam bir teşkilattır.
Eğer bir siyasi figür,
kişisel olarak çok iyi bir birikime sahip olmakla birlikte
arkasında duracak sağlam bir ekipten yoksunsa;
ondan etkili bir siyasi oyuncu olmaz.
Onun için siyasi bir transfer yapıldı mı,
hemen ikinci bir adım olarak
arkasından kaç kişi getirebileceğine bakılır.
Ve vaatlerden ziyade,
gerçekleştirilen adımların
sayısal değerleri dikkate alınır!

Aynı mantık uluslararası diplomaside de geçerlidir.
Yani Erdoğan’ın affı
ve uzun zamandır mahrum bırakıldığı
küresel proteinlere kavuşabilmesi;
sadece Türkiye olarak projeye biat etmesi ile
sağlanabilecek bir iş değil!
“Bakalım o coğrafyada
kaç ülkeyi bize kazandırabileceksin? ” derler adama!
Hele de 1 Mart Tezkeresi gibi
daha önceki ev ödevleri yerine getirilmemiş ise!

Ancak sayın başbakan,
BOP konusundaki
yeni mesleği olan “pazarlamacılık”ı
layıkıyla yerine getirip
küresel puanlardan nasip alayım derken
yine bazı işleri birbirine karıştırdı!

Zira ABD ziyaretinde ülkesinden dert yanıp,
özgürlük sorunlarını
ABD kamuoyu üzerinden
dünya ile paylaşan başbakan,
Lübnan’da da geleneği bozmayarak
ülkesini şikayete devam etti!
1956 Yılı’nda Cumhurbakanı Celal Bayar’ın
ziyaretinden sonra ülkelerinde
ilk kez bir Türk Başbakanı gören Lübnanlılar,
“siyasi propaganda” ile
dış politikayı birbirine karıştıran bir siyasinin
ağlamalarına tanık oldular!
Tıpkı şerefine başbakan tarafından yemek verilen
AB elçilerinin
Erdoğan’ın türban konusundaki
yakınmalarını dinledikleri gibi...

Ayrıca kendisinin,

AB elçilerini
dedikoducu bulduğunu da unutmamak lazım.
Galiba bu şikayet etme alışkanlığı,
başbakanda bir hastalık haline geldi..!

Lübnan ziyaretinde;
“ABD 14 bakanlıkla yönetiliyor.
Bizde ise bakkal dükkanı açar gibi bakanlık açmışlar!
Bunun için 38 bakanlıktan 15’ini kapatarak
bakanlık sayısını şimdilik 23’e indirdik.
İş yapmak için
bürokratik oligarşiden kurtulmak lazım! ”
diyerek siyasi reklam yapan Erdoğan,
bunları güya
yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek adına söylemiş
ve konuşmayı getirip,
“Siz yeter ki yatırım için gelin!
Biz engelleri aşarız! ” noktasına bağlamıştır.

İyi güzel de,
Sayın Erdoğan!
İç işlerimizdeki aksaklıkları anlattığınız yer
Türkiye değil Lübnan!
Kaldı ki,
sıcak para akışı
ve yabancı sermaye girişindeki ivme ile
ekonomik açmaza çözüm getirebileceğinizi düşünmeniz
hala daha aynı kör nokta etrafında
dönüp dolaştığınızı resmediyor.
Şunu iyi biliniz ki;
bu ülkenin ekonomi problemi,
IMF’nin
bir yanı şantaj bir yanı kredi olan
küresel dayatmaları ile
ya da yerli - yabancı karışık başlayıp
tamamen yurtdışına devir ile sonuçlanacak
özelleştirme furyasıyla değil;
bedel ve onurlu duruş gerektiren
gerçekçi bir ekonomi programı ile çözülür!

Sizin yaptığınız ise,
bir sonraki iktidarın
çözmek zorunda kalacağı problemleri arttırarak,
kısa yoldan göstermelik çözümlerle
siyasi manzaranızı
genişletmekten başka birşey değil!

Alpaslan Edgü

NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 01:57   #4 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Küresel gölgeler 4



“Küresel Zincirler”in Kaybolan Anahtarı

Mağaraya tıkılarak sanal verilerle oyalanmaya
ve küresel haritaları oluşturabilmek adına
etinden sütünden,
tüm getirilerinden faydalanılmaya çalışılan Türkiye,
işte bu global kurgularla
avlanmaya çalışılanlardan biri durumunda…
Bizi, duvara yansıyan küresel gölgeleri
hakikat kabul etmeye mecbur bırakan
zincirler ise son derece açık!
Dışa bağımlı bir ekonomi
ve milli şuur ile bütünsel bakıştan
yeterince nasip almamış
basiretsiz yöneticiler!
Hani şu,
Türk Askeri’nin başına
“kazara” çuval geçirenlere karşı
gıkını çıkartmayan yöneticiler…
Elleri kelepçeli,
ayakları prangalı tutsağı
bağlı olduğu
küresel zincirlerden kurtaracak anahtarsa
kayıp durumda!
Ve bu da doğal bir kaybolma değil elbet!
Bir kaybolma değil,
kaybetme yani...
“Küresel Amcalar aldı götürdü,
satamadan getirdi! ” desek
acaba bulunur mu?

Mağaraya ve duvardan yansıtılanları
hakikat sanmaya mahkum tutsak
bu kadere terkediledursun,
köşeye sıkıştırma stratejisi de
son hızıyla sürüyor.

Alpaslan Edgü

NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:01   #5 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Küresel gölgeler 5



“AB Yolu”na Saçılanlar...

AB’ye üye olmadan
Gümrük Birliği’nin altına imza atan,
türünün tek örneği bu uluslararası aktör,
şimdi de uğruna nice şehitler verdiği
Kıbrıs’ı gözden çıkartarak,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile birlikte
on ülkenin de istifade edebileceği bir genişlemeye zorlanıyor!
Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tanımadığı GKRY
hangi sıfatla bilinmez,
Ankara’da büyükelçilik açma planları yapıyor!

Isıtılıp ısıtılıp piyasaya sürülen etnik kartlara ise;
ağız tadıyla şantaj yapılabilecek zemin
yaratıldı mı derhal ivme kazandırılıyor.
Yedekler Kulübesi’nin
değişmeyen oyuncusu Ermenistan da,
bu konuda biçilmiş kaftan olmaya devam ediyor…

Erdoğan’ın ABD teması
ya da temassızlığı sırasında
Amerikan Kongresi’nin alt kanadı olan
Temsilciler Meclisi’nden alelacele çıkarılan
soykırımın tanınması yönündeki yasa
hızla olgunluğa eriştirilmeye çalışılırken;
son dönem anketlerinde
“dost görülen ülkeler” sıralamasında
birinci olan Almanya Parlamentosu da
aynı yönde karar aldı.
Alman Meclisi,
Ermeniler’in katledildiği iddiasını içeren önergeyi,
iktidar ve muhalefetin ortak çalışması sonucu
oybirliği ile kabul etti hem de!
Aklından ziyade duygularıyla hareket ederek
hüsrana uğramayı
adet haline getiren başbakansa;
AB Yolu’ndaki aziz dostu Schöder’e
derinden sitem etti!
“Allah Allah!
Gayet de samimi gözüküyordu ama
ne oldu bu adama! ”
dedi kendi kendine!
Ve hatta basına da!
Ancak sayın başbakan,
artık diplomasinin
Kasımpaşa usulü baba raconlarla değil,
hata payını tamamen yok edecek
son derece matematik hesaplar
ve stratejik çarpışmaya dayalı
realist adımlarla yürütülebileceğini idrak etmeli!

Zira “Bak bu olmadı Schöder! ” deyip
parmak sallamakla,
ya da “Tarih onları mahçup edecektir! ” şeklinde
“tarihi açıklamalar” yapmakla olmuyor bu işler..!
Hatice’ye değil,
neticeye bakmak lazım!
Kaldı ki Schöder şimdilerde,
kuyruğunu fena halde kaptırdığı
Merkel ile baş etmeye,
“Kendimi nasıl kurtarırım? ”
sorusuna çözüm üretmeye çalışıyor.
Aziz dostu Erdoğan’ı düşünebilecek
bir durumda değil yani!

Ayrıca geçtiğimiz günlerde
Almanya’da yapılan bir kamuoyu yoklaması,
Almanya’nın, Türkiye’nin AB üyeliğine
ne denli karşı olduğunu
sayısal olarak da belgeliyor.
Allenbach Demoskopi Enstitüsü
tarafından yapılan yoklamada,
Almanya’nın Bulgaristan’ın AB üyeliğine % 49,
Romanya’nın üyeliğine % 53,
Türkiye’nin AB üyeliğine ise % 66 oranında
karşı olduğu sonucuna ulaşılıyor.

Fransa ise
zaten üyelik konusundaki
en keskin görüşlü ülkelerden.
Sonuçta denilen şey açık!
Ya paşa paşa
nice vatandaşınızı katleden GKRY’ni tanır,
en geniş ayrıcalıkları verdiğiniz halde
sizi arkanızdan vuran Ermeniler’e
soykırım uyguladığınızı kabul edersiniz;
ya da biz sizi muhatap alıp
görüşme sürecini başlatmayız!

Ama ne diyor
Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül;
“3 Ekim’de Ek Protokol’e imza atacak
ve görüşmeleri başlatacağız! Geri adım yok! ”
IMF’in Babacan dostu başmüzakereci de
Liderler Zirvesi’nde,
AB Komisyonu’nun
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’e,
GKRY ile birlikte
geçen yıl AB’ye alınan on ülkenin de dahil edileceği
GB genişlemesini içeren
Ek Protokol’ün imzalanacağını belirtti zaten.
Yani 3 Ekim’i hevesle bekliyor,
ve canla başla ne gerekiyorsa yapıyoruz!
Kesinlikle geri adım yok!

Buradan bakıldığında geri adım yok anladık!
Ya öbür taraf ne olacak?
İspanyol Gazetesi ABC,
Avrupa Konseyi Binası’nın önünde bulunan
29 bayraktan biri olan Türkiye Bayrağı’nın
indirilmesinin anlamlı olduğuna dikkat çekmiş.
Nasıl çekmesin ki?
Zira “genişleme” konusu sadece ve sadece
“uzaması muhtemel olan bütçe görüşmelerinden ötürü”
gündem dışı bırakılsa da
Başmüzakereci Ali Babacan
Türkiye’yi temsilen zirveye katılmadı mı?
Yani ne olursa olsun
biz bir konuk ülke olmuyor muyuz?

Ayrıca yine yabancı basında;
Fransa’nın, Türkiye ile müzakerelerin başlamasına
karşı olduğu yorumları yapılmış.
Figaro,
“Türkiye; Chirac’ın Virajı” başlığını atarken,
The Guardian ise;
“Demokratik ve laik Türkiye’nin reddedilmesi halinde
İslam Dünyası’na öldürücü bir mesaj gönderilecek! ” demiş.

Bunlarla birlikte,
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki
konferansın iptalini eleştirenler,
“Soykırım yapıldı! Bunun neresi tartışılacak! ”
diyerek Brüksel’deki Ermeni Paneli’ni
engellemeye çalışmışlar.
Panelin başlamasına saatler kala
Avrupa Parlementosu Başkanı Josep Borell devreye girerek,
“Soykırım olduğu açık!
AP – Ermeni ilişkilerine zarar vereceksiniz! ”
şeklinde bir faks göndererek
panelin iptalini istemiş.
Ayrıca başbakanın Lübnan ziyareti esnasında
Ermeniler tarafından yakılan Türk Bayrağı da cabası!

Neticede,
tanınan soykırımıyla,
genişletilen Gümrük Birliği
ve tüm sürpriz kartları ile
AB Süreci hayırlı uğurlu olsun...
Ancak şu da iyi bilinsin ki;
GB’nin 1996’da yürürlüğe sokulması ile birlikte
9 yılda % 167 artarak
184 Milyar Dolar’a ulaşan dış ticaret açığı,
Ek Protokol’ün imzalanıp
GB’nin genişletilmesi ile daha da artacaktır.


Batılı William Hale,
Türk Dış Politikası adlı yapıtının
2003 baskısında şöyle konuşuyor;

“1856’da Osmanlı İmparatorluğu’nun
açıklamayı kabul ettiği Hatt-ı Hümayun ile;
Osmanlı Hükümeti, kamu hukukuna ve
Avrupa’daki birliğe iştirak etmeye teşvik ediliyordu.
Kimilerince bu biraz belirsiz
veya gereksiz bir şart gibi görünebilir.
Ama imparatorluk
Avrupalı bir güç statüsünde kabul gördüğünden
Osmanlı Hükümeti için önemli bir anlam taşıyordu.
Bu şekilde tanımlanmak hala Türk Devleti’nin
en önemli dış politika hedeflerinden biridir.”
Tabii Batılı yazar bu noktaya,
Avrupalı bir güç olarak kabul edilmek sıfatı
açısından yaklaşmakla birlikte,
biz Türkler yakinen biliyoruz ki;
Tanzimat Fermanı gibi,
Islahat Fermanı gibi
Batı’nın sıkıştırmaları ve
Batı’ya ayak uydurarak çöküntüden kurtulma
Amacı doğrultusunda atılan adımlar
istenen sonucu vermedi ve
Osmanlı’yı daha büyük bir sorunlar silsilesiyle
başbaşa bıraktı...
Yazarın sözünü ettiği dış politika hedefinin
bugün geldiği yer ise,
görüldüğü üzere çok daha problematik bir nokta...

Alpaslan Edgü

NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:03   #6 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Küresel gölgeler 6



Bir Yanda
“Aklın Hilesini Çözenler”,
Diğer Yanda
“Küresel Yansımalara Kilitlenenler”...

Bir 19. Yüzyıl Alman İdealisti olan Hegel,
“diyalektik” kadar
“aklın hilesi” kuramıyla da meşhurdur.
Ve “aklın hilesini çözme başarısına erişmiş kimlikler”
bir tarihi aktör olmaya mecburlardır ona göre!
Bu üstün kişilere “dünyanın gözü” adını veren Hegel,
ünlü kavramı “aklın hilesi”ni (Lıst der Idee) şöyle açıklıyor;

Aslında tarihi süreç içindeki her gelişme,
“mutlak tin” olarak tanımlanabilecek “geıst”ın
belirlemelerine göre şekil alır.
Ancak insanlar daima
kendi özgür iradeleri ile
hareket ettikleri yanılgısına kapılırlar.
Yani tarihi akış içindeki hareketlilik
“geıst”ın istediği gibi olmaktadır.
İnsanların,
davranışlarının sebebi zannettikleri
tutkular ise;
bir itici güç değil,
“geıst”ın yazdığı
ve gösterime koyduğu senaryoda
sadece birer araçtır.

Evet tarih bu yanılgı ile devam eder...
Ancak bazı insanlar vardır ki;
onlar “mutlak akıl”
olarak da çevrilebilecek olan “geıst”ın
bu “hile”sini çözmüşlerdir.
İşte onlar,
“dünyanın gözü” olma sıfatını hakeden
üstün kişilerdir!
Ancak bu kuramdan sakın ola,
itina ile hazırlanılan küresel kurguların da
bir “geıst ürünü” olduğu sonucu çıkmasın!
Zira “geıst” Hegel’de şeytanı değil,
“katıksız, saf bir akıl”ı simgeler...
Sonuçta bir yanda
“aklın hilesi”ni deşifre ederek
oyunu çözen
ve renklendiren kimlikler var,
diğer yanda ise
kimin kimi yiyeceğine
karar verecek olan “suyun akışı”nı
şeytani bir zeka ile kurgulayan küresel aktörler
ve onların küresel kurgularını
hakikat zannetmeye mecbur bırakılan kitleler...

Alpaslan Edgü


NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:04   #7 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Küresel gölgeler 7



“İki Sinek” Arasında “Bir Başbakan”...

“Karikatür” gibi bir “gerçek”...
Adamlar “aklın hilesi”ni çözüp
tarih yazmaya devam etsinler,
bizim başbakan da sineklerle uğraşıyor işte!
Bush’un Sineği bir yandan,
Rusya ile ithalat krizine sebep olan
Akdeniz Sineği diğer yandan..!
Gerçi sayın başbakanın
meşhur görüşmelerinden biriyle
Rusya’yla sebze meyve ithalatı konusunda
krize neden olan “sinek engeli” güya aşıldı!
Zira Putin’e telefon açarak
duruma derhal müdehale eden başbakan
ilk hamlede araya giren ufak bir misafir sebebiyle
başarılı olamadıysa da,
ertesi gün meseleyi,
kendisine geri dönüş yapan
Rus Lider ile telefonda görüştü.
İngiltere Başbakanı Tony Blair’ı ağırladığı için
o an telefona yanıt veremeyen Putin’in
meğerse meseleden haberi yokmuş!
Bu da demek oluyor ki;
Türkiye ile yaş sebze ve meyve ithalatını
geçici olarak durdurma kararı alan
Rusya Federasyonu Veterinerlik ve Bitki Karantina Dairesi
Putin’e bağlı çalışmıyor!
Ya da Rus Lider öylesine demokrat
ve ekibine inisiyatif tanıyan bir adam ki,
böylesi bir karar Putin’in haberi olmaksızın alınabiliyor!

Yoksa koskoca devlet başkanı
“Akıllı olun! ABD ile fazla sıkı fıkı oluyorsunuz!
Rus Ruleti de Osmanlı Tokatı kadar meşhurdur!
Bir almayıveririz elinizdeki sebze meyveyi
sarılırsınız hemen telefona! ”
diyecek değil ya..!
Adamcağız,
“Karar siyasi değil,
haberim bile yok! ” demedi mi…

Sonuçta Dost Rusya’ya
başbakanın yaptığı
“Lütfen sebze ve meyvelerimizi alın!
Mallarımızda sinek minek yoktur! ”
yönündeki çağrı Putin tarafından
dikkate alınarak konu güya
çözülecekler listesine alındı...
Ama nedense çiçeği burnunda Tarım Bakanı Eker
hala daha “Bekliyoruz, bir adım olmadı! ’’ diyor.
Beklemekten yorulan bakan Mehdi Eker,
gerekli bilgileri kendilerine ulaştırmış ama,
önümüzdeki günlerde Rus Tarım Bakanı ile
bir de telefonda görüşecekmiş.
Umarız bu kez de hatlar yoğun olmaz ve
netice alınabilecek sağlıklı bir görüşme yapılabilir...

Unutmadan,
Sayın başbakan’ın Rusya ile görüşmelerinden
bir güzel örnek daha verelim…

Başbakan Lübnan’a gidiyor, uçakta…
Yine uçuyor yani…
Gazetecilerden biri,
BM Genel Sekreteri’nin
Kıbrıs ile ilgili son raporunun
BM Güvenlik Konseyi tarafından
hala onaylanmadığını hatırlatarak soruyor;
“Bu gecikmenin sorumlusu Rusya olabilir mi? ”
Bizim muzip başbakan da,
“Eğer öyleyse Putin ile görüşürüm! ”
diyerek espritüel dehasını parlatma fırsatı buluyor!

Sonuç olarak;
“Sinek - 2 Olayı”ndan geçtik de,
Sayın Erdoğan diğer sinek vakaasını
nasıl çözecek;
işte o pek net değil!

Artık “gadfly” olarak anılıp
“tacizci adam” olmayı
takıntı haline getirmeme yoluna mı gider,
“at pazarlığı” söylemini tarihe mi gömer,
“Sinek küçük mide bulandırır! ”
diyenleri duymamazlıktan mı gelir,
yoksa “Sinek gibi başımı ezmesinler! ” diyerek
“BOP Pazarlamacılığı”na mı asılır bilinmez ama;
Allah büyüktür!
Bir şekilde çözülecek inşaallah…
Zira anlayışlı Rusya gibi,
astratejik ortağımız ABD gibi
“vefalı dostlar’’ olduğu müddetçe
Türkiye’nin sırtı yere gelmez…


Ve Bir “Dost” Büyükelçi; Forvet Eric

Astratejik ortağımızın
etkili küresel oyuncularından olan
ve genellikle
forvet olarak sahaya sürülen Eric dostumuz
gider ayak veciz açıklamalarına da epey hız verdi…
Hilmi Özkök, İ. Melih Gökçek, Abdullah Gül gibi isimlere
teker teker şükranlarını sunan Sayın Edelman,
Türkiye’deki veda ziyaretlerinin akabinde
bağımsızlığın 229. yılı sebebiyle
görev süresi bittiği için erken verdiği
4 Temmuz Ulusal Gün Resepsiyonu’nda
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de
methiyelerde bulundu.

Atatürk’ün,
1776’da ABD’yi kuranlar gibi hareket ettiğini belirtip,
“O, yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden
Türkiye’yi Batı’ya giden yola yerleştirdi.
Kendisi bu davranışıyla
bizim ilham kaynağımız olmuştur! ” dedi.
Ayrıca Türkiye Demokrasisi’ne verdikleri desteğin
süreceğini belirten ve önümüzdeki ay
Pentagon’un 3 nolu pozisyonunda
göreve başlayarak Türk Askeri Makamları ile
sıklıkla muhatap olacak olan bu dost büyükelçi,
“Dostluğunuza verdiğimiz değer
ve özgürlük davasında
yardımınıza duyduğumuz ihtiyaç sürecektir.
Tanrı ABD’yi ve Türkiye’yi korusun! ”
şeklinde konuştu.

Yalnız şu var Sayın Edelman!
Tanrı Türkiye’yi zaten koruyor!
Zira yeterince korumasa
“küresel özgürlük senaryoları”nızın elinden
nice olurdu halimiz..?

Gerçi küresel takımda
en az sizin kadar etkili
bir yıldız oyuncu olan Soros da
bizi çok seviyor biliyoruz!
Ama her nedense
Türkiye’deki gizli görüşmelerinin içine
“gerçek bir dost ülke” olan Azerbaycan’ın
en önemli muhalefet lideri
Musavat Partisi Genel Başkanı İsa Kamber’i sıkıştırıveriyor!
Artık bizim hakkımızdaki
gizli görüşmelerini de
nerelerde gerçekleştiriyor
Allah bilir…

Bununla birlikte Edelman,
Türk Basını’na verdiği son röportajlarda
Çuval Krizi sonrasında
Türk Askeri Makamları ile
üç ve dört yıldız düzeyindeki
tüm ilişkilerin “yumuşatıldığı’’nı
ve sıranın daha alt kademelere geldiğini de belirtiyor.
Anlaşılan bu dost büyükelçi,
ilerleyen dönemlerde de
dostane görüntüler eşliğinde içeri sızma politikasına
devam etmeyi ve
TSK üzerinden hedef büyütmeyi planlıyor...
Demek ki biz de,
bu dost açılımı
bir o kadar dostane bir tavırla
karşılamak durumunda kalacağız....

Alpaslan Edgü


NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:06   #8 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Küresel gölgeler 8



'Küresel Güçler”

“Oyun”u Bitirmek İstemeyince…


Her gün traş olmak için berbere giden adam
ile muzip çocuğun hikayesini anlat mışmıydık hiç?
Gerçi ikinci baskı olsa da değer…
Adam hergün gidiyor berbere.
Ve içeriden,
dışarıda top oynayan çocukları izlerken de,
şöyle diyor yanındaki adama;

“Şu dışarıda top oynayan çocuk var ya,
bak nasıl bir oyun kuracağım şimdi ona! ”
Çıkarken de bir köşeye
gözleriyle konuştuğu çocuğun
alması için 500 bin lira bırakıyor.
Adam bırakıyor çocuk alıyor,
adam bırakıyor çocuk alıyor,
ve hikaye bir müddet böyle devam ediyor.

Akabinde ise;
adam aynı yere
5 milyon bırakıyor bu kez
ama çocuk oralı olmuyor.
Ertesi gün 500 bin tekrar koyuluyor
ve çocuk yine alıyor.
Derken kendi kurduğu ve
keyif alarak sürdürdüğü
“oyun’’un yürümediğini gören adam
merak edip soruyor ve
çocuğun ilginç yanıtı geliyor;
“Eğer 5 milyonu alsaydım oyun bitecekti!
Ben parayı değil, oyunun devam etmesini istiyorum! ”

İşte gülüp geçilecek cinsten ufak bir hikaye
ve Türkiye Gündemi’ne olan
tirajı komik yansısı…

Sonuçta etnik dokümanlar ve
türban gibi
oyunun hem devamına,
hem de verimine denk düşen meseleler
sahnelenmeye devam ediyor...

Erzurum Atatürk Üniversitesi’ndeki
olaylı diploma töreninin ardından
Sayın Arınç’ın sebep olanları
faşistlikle suçladığı açıklamalar
ve AKP’lilerin konuya sahip çıkışlarını yansıtan
sıcak yorumlar geliyor.

Ve hemen akabinde de
AKP Altındağ ve Çankaya ilçe teşkilatlarında
can kaybına neden olmayan
bombalı saldırılar yaşanıyor.

Ne diyelim?

“OYUN” DEVAM EDİYOR…

NE YORGAN GİTTİ DAHA,
NE DE KAVGA BİTTİ…

ANCAK DEVAM EDEN BU OYUN,
TUTSAK ZİNCİRLERİNDEN KURTULUP DA
MAĞARANIN DIŞINA ÇIKINCA
YENİDEN YAZILACAK!
İŞTE O ZAMAN
SÜREKLİ ZAYIFLATILARAK
KONU MANKENİ HALİNE GETİRİLEN
MİLLİ REFLEKSLER
BİR 'GERÇEK BİLİNÇ'E DÖNÜŞECEK
VE SAHNEYE ÇIKAN
BU 'KEMALE ERİŞMİŞ MİLLİ ŞUUR',
OYUNU YAZAN TÜM KALEMLERİ YUTARAK
SENARİSTLERİ FİGÜRAN KILACAK;

BU FİGÜRANLARI,
ONLARA
İSTİKLAL MARŞI GİBİ,
GENÇLİĞE HİTABE GİBİ
NUTUK GİBİ,
SUFLELER VEREREK
“ZEVKLE’’ OYNATACAKTIR..!

Alpaslan Edgü


NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:07   #9 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Bir yangındır hayat



Söyleyecek tek bir söz vardır,
anlatacak bir dolu anı,
boşlukta salınır…
Düşüncelerin sustuğu an..
Fırtınadan önceki sessizlik değil,
fırtınadan sonraki yıkımdır aslolan…
bağbozumunda kurulmuş bir salıncak
ve sallanır özgürlüğe son nefesleri
çınar gölgelerinin,
uçar kağıt parçaları
tüm yaz biriktirdikleri..
İç burkan dinginliğin takibiyle son parçalar kopar,
düşer hüzünlü ayazın kışa adım atan yaprağı...

Ah o sözlerin;
sağanak yağmur gibi yağan,
aşkın yüzüne
çarpan pencerendir.
Arka kapıdan giren bir esintiyle
imkansızlığın sunduğu ölçüde,
benliği oyarcasına deşinerek,
tenine dokunan maddeden ibaret soğukluğu yok sayar…
Sözler tükenir,
ve günler azalır yavaş yavaş, gözlerini aydınlatan,
aşk'a çakılmış kibritlerle tutuşup,
bir küçük rüzgarla geride kalan.
Hayal denizinde tan pembesinde
yakamoza sıralanır kelimeler,
toplar, derler …
Bir yangındır hayat,
kül olmadan göremeyiz ufuk çizgisini…

Alpaslan Edgü


NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:07   #10 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Yok karşılığı



Yüzünü yerinde kullanmıyorsun sevgilim
dalgınlığını da…
Hiçbir ayrılık bir kişide kalmaz,
sende bir geyiğin dağlar kadar korkusu,
kanı görünüyor bir avcının dürbününden…
zamanın kavgası bitti
ya da ben
ölmeyeceğimi anladım gece yarısı öykülerinden
belki avuçlarını bulacaktı tenim, içyüzüm, esaretim
belki damarların yüzünden kana bulanmış her yerim
yine de yok karşılığı yüzünün

Sessizlikten öğrenmişsin tutkuyu,
ayrılıkla şakalaşmaktan…
aşk bir şarkıya uğramış, durmuş
Çam kokulu dudakların değince ağzıma
mayın döşüyor ellerinden akan ter
sevişmek tehdit ediyor
çıplak vurgun sığınışımı,
kucaklayamıyor insan kendisini …
karşılığı yok ki kollarının…

Alpaslan Edgü



NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:08   #11 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Eksik şehir



Sanki sen,
içimden ilk kez esip geçiyorsun..
Gittiğin kadar yakın duruyorsun
Saçlarına,dudaklarına ihtiyacım..
ellerinde kalsın…
geceyi aldığımda üstüme,
ağlarsın martılar kadar kusursuz…
Zamana karşı savaşta yenisin daha,
en zorları daima ben seçtim,
çünkü;
dert en çok bana yakışır
sen
taşıyamazsın...
Bak eksik kalıyor yazılanlar, eksik bir şehir varsa...

Hedefler belirle! .. yaşamak uğruna,
yeni ümitler peşine düş! ..
Ama kaybettirecek geç kalınmışlık,
çünkü, zamanı hiç karşısına almamıştın
ve bu benim demeye utanacak,
yüzün çaresizce
Bak demiştim, gitmeler hep içinden başlıyor.

anlat kimsin sen,
nerden öğrendin gitmeyi,
sinmeyi,
silinmemeyi,
seni durmadan anımsamak bir kanama mı?
Kumunu yitirmiş bir çölün hüznü,
önemlidir bir düş'ün depreminden…
Ölümün sevinci her silah sesi,
kalbimde çalkalanır bir deniz,
bunu bilmekten..oysa söylemiştim
güvercinler sensizken güzel uçmuyor.

Alpaslan Edgü


NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:09   #12 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Bıçak kesti havayı



Bıçak kesti havayı.
Bir feryat;
bir damla kan,
bir daha...
Kan kokusu örttü geceyi.
Kızıl bir göl
büyüdü, büyüdü.
Kızıla büründü karanlık...
Böğürdü birden katil
bıçak gibi keskin
kan gibi sıcak
kurşun gibi sert…

Alpaslan Edgü


NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:09   #13 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Gel demiyorum



Bu şehirde yaşamayı seçtik...
Korkağı,suskunu,dolandırıcısı...
Görerek susmayı,
susarken yalnızlığı bilerek,savunmayı öğrendik.
Nasıl yeter bu şehir gözlerimi karatmaya,
susmaya bedel ne kadarı bu yalanlar..
Ne kadarı bu geceden,
al darasını tenimden..
girme yanan yüreğime
Söyle;
martılar kadar uykusuz,
eksiksin..
Hayata gözyaşıyla asılırken
durduk yere gülen dudaklar,
acısını içinde saklar…
Sen git yada kal sadece,
uykularımdaki kadar güzelsin
biliyor musun?

Kanatlarından kopardın bir ihaneti,
yürüdün,
düştüğün kadar ihanetin kıvrımlarından…
Bir kum lekesi kadar hayalin,
bir dağ kadar sevdan düştü ellerimden
bilemedin

Yalnızlıktan bir ihaneti taşıyamazsın,
istersen yol yakınken bırak
istersen hiç olmadığı kadar dön bana …
Ben o yerde bildiğin kadarıyım
bildiğin kadarıyla..
Sana ıslak perçemindeki hayallerimi soracaktım,
sen gidişini bıraktın gitmeler durağına.
Gel desem,
saatler intiharı bilmediğinde,
korkaklığın bir kaçışın şiire duruşudur.

Alpaslan Edgü

NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:10   #14 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Sapak



Sen ölmeyi bilir misin?
ölmelerden ölüm varken
Kendimin bile bilmediği bir sebepten ölmeliyim ben
sırtım dünyaya dönük olmalı ağzımın kenarında biraz kan
böyle ölmeliyim işte
siyahın ötesi bir şekilde
vurun beni,
bir daha karşınıza dirileyim
vurun beni rüzgar gibi
bitmek bilmeyen yolların üzerindeyim..
Masadaki bir yığın...
Sıkılsam ne kelime,
doğru yanlışı götürür olmuş
o zaman emeğe ve akla ne kalem
sevsekte bir suç gibi,
koşsak bir yığınla,yol geride kalır.
Yetişemem ben bu yığınla yetiştirenim yoksa..
Giden yoldan kopan yol
sapağına varmaktadır oysa
ve
zamanı gelince karşına nasıl geleceği şüphelidir..
Üşüdüğümde gözlerinden ezberlediğim ihanetler;
aynalarda unuttuğum kaç adet yüzüm kalmış kim bilir…

Alpaslan Edgü

NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.12.2006, 02:11   #15 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
ALDIM;
Buz gibi oluyorsan da gecenin ellerinde,
bir istek bu bilmeyen yok..
İçimden bir derin nefes,
görünüşüne aldanmam
istediğim bir tek ten ise...

ALDIN;
Sabahın gizli parıltısında,
maksatsız bir ay ışığı,
kaybolup gider...
Sevmek istesen de,
sevgin karanlığa gömülür...

Alpaslan Edgü


NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı


Otağ Saati: 01:50 .




Atsızcılar @ 2005