![]() |
|
|||||||
| Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs.. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
C* TÜRKİYE'DE TÜRK DÜNYASI GERÇEĞİ
TÜRKİYE VE TÜRK DÜNYASI
Türkiye’de Türk dünyası gerçeği, Türk milliyetçileri dışında, varlığı ancak 1990’dan sonra kabul edilmiş bir olgudur. Büyük Önder Atatürk'ün 10. Yıl Nutku'nda dahiyane bir ileri görüşlülükle belirttiği Dış Türklere ilişkin ifadelerine rağmen; bu durum, “hazırlıksız yakalanmak” tabiriyle ifade edilebilecek basitlikte bir durum değildir. 1990 öncesi; Böyle bir gerçeğin varlığından haberdar olmamanın ayıbını ise , Türk dünyası yada dış Türklerle ilgilenenlere yönelik şiddet ve saldırılarla örtbas etmeye kalkmışlar, Türkçülüğü suç olarak ilan etmişlerdir! Türkiye’de bunlar olurken, Batılı ülkelerde ise; resmi, gayri resmi,askeri yada sivil kuruluşlar, Türk dünyası ile ilgi ; bilimsel ve stratejik çalışmalarında epey yol kat etmişlerdi. Ne acıdır ki, bu durum hala sürmektedir. Bugün bile Türkiye’de, Türk dünyası ile ilgili akademik ve bilimsel çalışmalarda Batılı ülkelerin yapmış olduğu çalışmaların referansları doğrultusunda devam etmektedir. Bu bakımdan, Türkiye’nin “Türk dünyası”na mesafeli davranmayı bırakıp; haberdar olmadığı, haberdar olduğu halde ,inanmadığı Türk dünyası gerçeklerini bütün yönleriyle öğrenmesi, en azından bilgi yönünden Batı’yı yakalaması için mecburi hale gelmiştir. Atatürk dönemi Türk dış politikasına bakıldığında; yeni Cumhuriyetle birlikte, kurum ve kuruluşların inşası döneminde… Kısaca maddi ve manevi anlamda Türk devletinin yapılandırılmasına yönelik çalışmaların yoğun olduğu dönemde, bu çalışmaların Türklük ve dış Türkler konularına ilgiyi gölgelemediği görülür. Bu ilgi, içerdeki isyanlarla mücadele ederken bile ihmal edilmemiştir. Genç devletin yapılandırılmasında, tarih, millet, kültür anlayışlarının gelişme aşamalarında Atatürk’ün Türk dünyasından gelen alimlere verdiği görevler, onların çalışmalarına gösterdiği ilgi, bu dönemde Türklük ve Türk dünyası meselelerine verilmiş olan ağırlığın göstergeleridir. Ancak Atatürk’ün ölümünden sonra, Türklüğün tarihi, coğrafyası, kültürü, dili ve birliğine dair fikir hareketlerinin mahkum edildiği bir dönem yaşanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem, Türkiye’de çok partili hayatın başladığı dönemdir. Bu dönemde, Türk siyasi hayatındaki tartışmalar çok uçlarda yaşanmış, dış politika ise milletin ilgi alanının ve dolayısıyla katılımın dışında değerlendirilmiştir. ABD dış politikasının dayattığı algılama sonucu; Balkanlar, eski Sovyet alanı ve Çin coğrafyasındaki Türk varlığının da kamuflajı olmuştur. Gerçek Türk milliyetçilerinin bu alana yönelik ilgileri ise ; Türk solu tarafından “emperyalizme hizmet”, Türk sağı tarafından da “ütopyacılık-hayalcilik” olarak tarif edilip mesele kolaycılık yöntemiyle halledilmeye çalışılmıştır. Bu dönemde; Türkiye bloklar arası mücadeleyi kutsallaştırıp böyle gerginliklerde ABD desteğini beklemeyi görev bileceği yerde, en azından bu olayların vereceği ilhamla sınırların ötesini görmeye çalışsaydı, 1990’da öğrendiği gerçekleri 1950’lerde, 1960’larda öğrenmiş olurdu. İkinci Dünya Savaşı’ndan Berlin Duvarı’nın yıkılışına kadar, Kore Savaşı’ndan Körfez Savaşı’na uzanan bir zaman diliminde; dünya politik sisteminde, doğu ve batı bloklarının mücadelesi hakim olmuş, ancak bu dönemde Türkiye dış politikası ”soğuk savaş” algılaması ekseninde gelişmiş ve maalesef Türkiye’nin Türk dünyasına ilgisiz ve kayıtsız olduğu bir dönem olmuştur. Dönem boyunca artıp azalan Türk-Yunan gerginlikleri bile, Türkiye’nin Batı Trakya Türklüğünü hatırlamasına sebep olmamıştır. Türkiye’ye komşu Bulgaristan Türkleri, ancak Doğu Avrupa rejimindeki çatırdamalar başladığında fark edilmiş, mesele 1988’e kadar yok farz edilmiştir. Türkiye’nin kör-topal da olsa bu dönemde ilgilendiği tek dış Türk bölgesi Kıbrıs olmuştur. O da, devletin milli bir heyecanla desteklenmesinden dolayı bir netice vermiştir. 1980’lerin sonunda, Bulgaristan Türklerinin maruz kaldığı baskı ve asimilasyon politikasının Türk kamuoyunda uyandırdığı nefret ve kızgınlık, bu anlamdaki ilk kırılmalardan biridir. Bu milli tepkinin hükümeti harekete geçirmesiyle birlikte, hem Bulgaristan Türkleri konusunda mesafe kazanılmış, hemde Türk dış politikası bir dinamizm kazanmıştır. Azerbaycan ve Türkistan Cumhuriyetlerinin egemen ve bağımsız hale geldikleri 1991-1992 yılları, Türk siyasi hayatında ve Türk dış politikasında hızlı bir milli çıkışın başlayacağı hissini sağlamıştır. Ancak bu dönem, aynı zamanda PKK terörünün faaliyetlerinin hız ve etkinlik kazandığı bir dönem olmuştur. Batı’dan ve Doğu’dan desteklenen PKK, ABD’nin ilk Irak müdahalesini takiben semirmiş, Türkiye’yi kana boğacak bir terör örgütü haline gelmiştir. Bundan sonra, Türkiye’nin maddi kaynaklarının terörle mücadeleye aktığı, ilgisinin de mecburen bu merkezde odaklandığı bir süreç başlamıştır. Yeni Türk devletlerinin çok yönlü gelişme süreçlerine tesadüf eden bu dönemde Türkiye’nin terörle mücadele konusunda meşgul edilmesi, bölgede kendisi için hayati çıkarlar gören bütün güçleri memnun etmiştir. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ın %20 sinin Ermenistan tarafından işgal edilmesi ise; Türkiye ile Türk dünyası arasındaki köprülerin bombalanması gibi olmuştur. Amaca ulaşılmış; Türkiye’nin bu dönemde, kendi iç meselelerini halledememiş bir devlet görüntüsü vermesi hedeflenmiş ve Türkiye’den beklentisi olan yeni Türk devletlerinin umutlarını başka bölgelere çevirmeleri sağlanmıştı. Günümüzde ise durum şu ; Türk dünyasının yok sayılmasına yönelik yeni bir algılama ortaya atılmıştır. “AB treni” olarak ortaya atılan bu algılamaya sahip olan kesim, Türkiye-AB ilişkilerini sürekli gündemde tutarak ; Türkiye’nin ve Türk toplumunun, AB’yi; vazgeçilmesi, ertelenmesi, değiştirilmesi, eleştirilmesi mümkün olmayan kutsal bir birliktelik olarak algılamasına hizmet etmektedir. Bu zihniyete uyanlar, AB’nin el atmaması durumunda Türkiye’nin kalkınmasına, zenginleşmesine, gelişmesine, demokratikleşmesine imkan ve ihtimal olmadığını savunanlardır. Kendine güvensizlik ve teslimiyet eksenli bu zihniyet sahipleri aslında Türklükten uzak birer kukladır. Bu kesim; Türkiye’nin Türk dünyası ile entegrasyonu ütopik bulanlar, geçmişte böyle bir şeyin varlığını bile kabul etmeyenlerdir. Bugün, Türk Cumhuriyetleri bile AB’ye üyelik yolu ararken Türkiye’nin Türk dünyasında birlik yolu arayamayacağını iddia edenler, geçmişte ; Türkistan’ın, Kazan’ın, Bakü’nün yerini bilmeyenlerdir!... Türkiye, yakın geçmişte yaşadıklarını hatırlamalı,başka güçlerden yardım ve destek beklemek yerine, Türklerin hak ve özgürlüklerini, yine ancak ve ancak sadece Türklerin savunabileceği gerçeğinin bilincine varmalıdır. “Hakkın verilmediği” bir dünyada tek yol “hakkın alınması” ile gerçekleşiyorsa eğer bu yolu uygulamak için daha fazla geç kalmamalıdır. Ps: Ayrıca geleceği belirsiz Ahıska Türkleri, Güney Azerbaycan Türkleri, Kırım Türkleri, uluslar arası alanda olduğu gibi Türkiye’de de görmezden gelinen, Doğu Türkistan Türkleri,,,,,,,,,,,,,, Bu konulara hiç değinmiyorum bile!,,,,, TANRI TÜRK IRKINI KORUSUN! ESENLİKLER |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Türkiye Cumhuriyetinin sınırları içerisinde milli bütünlüğü bozmayı hedef alan ve bu coğrafya içerisin de yaşayan tüm Türk milletlerinin birliğini sabote etmeye çalışan dış ihanet odakları bu cesareti;
zaman içerisinde kendi saltanatlarını sürme derdine düşmüş, siyasi gelecek hesabıyla Türkiye’nin yarınlarını ateşe atmaktan çekinmemiş, ülkenin milli çıkarlarını ucuz pazarlık konusu haline getirmiş, vurgunculara yol gösterip bölücü terörün ihanet provalarını cesaretlendirmiş sayısız başı bozuk hükümetten almışlardır! Böylesine bir kıskacın içerisinde bulunan Türkiye, ne Atasının gösterdiği yolda doğru düzgün ilerleyebilmiş nede esaret altındaki soydaşlarına yardım eli uzatabilmiştir. Bu derecede ağır şartların hüküm sürdüğü ve sonu meçhul karanlık bir yola sürüklenen insanımız, soydaşlarının çığlıklarına maalesef s ağır kalmıştır. Fakat kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacaktır! AB uğruna eve dönüş yasası altında PKK lara af çıkaranlardan, Kıbrıs’ı Rumlara teslim edenlerden, Irak’ta Türkmenleri ateşe atanlardan, Türkistan’ı Çin ve Rus entrikalarına terk edenlerden elbet bir gün hesap sorulacaktır!! |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| c* , dÜnyasi , gerÇeĞİ , türk , tÜrkİye'de |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| GÖNÜLDEN GÖNÜLE/TÜRK DÜNYASI MÜZİK TOPLULUĞU | yalnız kurt77 | Türk Elleri Ezgileri | 0 | 05.07.2008 21:01 |
| TÜRKİYE'DE 1 HASTANEYE KARŞILIK 70 CAMİ VAR | METEHAN | Türkçü Bakış | 6 | 05.04.2007 18:02 |
| C* TÜRK DÜNYASI VE AZERBAYCAN'IN ACILI GÜNÜ 26 ŞUBAT! | Süyünbike | Azerbaycan | 9 | 27.02.2006 00:00 |