|
Türk Ocakları, Osmanlı Imparatorlugu’nun son döneminde “Osmanlıcılık” akımının önemini kaybetmesiyle birlikte canlanmaya baslayan “Türkçülük” akımının en canlı temsilcilerinden birisi olmustur.
Bu ifadelerden anlasılacagı üzere Türk Ocakları, Türk kültürünü yüceltme ve Türk suurunu gelistirmeyi kendisine hedef olarak kabul etmistir. Birinci Dünya Savası’nda Türk Ocagı Pan-Türkist bir stratejiye öncülük etmistir.Isgal kuvvetlerinin baskısına maruz kalmıs, mütakere döneminde ise canlı ve eylemci bir çizgide yer almıstır. Üzerindeki baskıların artması ile çalısmalarını geçici olarak tatil etmis, ocak üyeleri millî mücadeleye katılmak üzere Anadolu’ya geçmistir. Cumhuriyetin ilanından sonra ise yeni rejim içinde tekrar ortaya çıkarak yeniden örgütlenmistir. Türk Ocaklarının C.H.P. ile birlikte hareket etmesi istenmis, C.H.P.’nin bir kültür subesi konumuna getirilmesine çaba gösterilmistir. Ancak çesitli nedenlerden dolayı Türk Ocakları üzerinde tam bir denetim saglanamamıs.Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, 24 Mart 1931’de bir genelge yayınlayarak tüm ulusu ve Cumhuriyetçi güçleri bir çatı altında birlestirmek amacıyla Türk Ocaklarının kapatılarak C.H.F. ile birlestirilmesini istemistir.
“Milletin tarihinde bazı devirler vardır ki muayyen maksatlara erebilmek için maddi ve manevi ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı istikamete sevk etmek lazım gelir...Memleketin ve inkılabın içeriden ve dısarıdan gelebilecek tehlikelere karsı masuniyeti için bütün millîyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması lazımdır...Aynı cinsten olan kuvvetler müsterek gaye yolunda birlesmelidir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
Tüm güç odaklarının tek elde toplanması politikasının geregi olarak Türk Ocaklarının C.H.P. içersine alınıp bu parti içinde barındırılması uygun görülmüştür.
Halkevlerinin kurulusunda hiç kuskusuz yapılan inkilaplar rol oynamıstır. İnkilapların genis halk kitlesine anlatılması ve beninsetilmesi için her türlü yönteme bas vurulmus, farklı faaliyetler uygulamaya konulmustur. İnkilapların yalnızca kurumlarda yapılması amaçlanmamıs, düsünce ve ideallerde de yapılması için gayret gösterilmistir.
Yedi cihana meydan okumuş Mustafa Kemal mi, üç tane etnik özürlüye papuç bırakmış.
|