|
Ekonomik tutsaklığın diğer adı: Gümrük Birliği
Türkiye, Gümrük Birliği nedeniyle, AB'nin aldığı ve bundan sonra alacağı tüm ekonomik kararlara uymak zorunda. Bu da demektir ki; sen kendi başına ticaret anlaşması yapamazsın.
Mesela, AB üyesi olmayan Rusya'yla, mesela Tunus'la, mesela İran'la anlaşma yapacaksın... Eğer bu anlaşma, AB'nin işine gelmiyorsa, sen o anlaşmayı yapamazsın. Yasak. "Yaparım" diyemezsin. Yasağı kabul eden imzan var.
Ya da AB, mesela Türkmenistan' a ambargo uygulamaya karar verdi. Sen, "o benim kardeşim" deyip, ambargoyu delemezsin. O da yasak. Kendin gönüllü olmuşsun yasağı kabullenmeye. Daha pekçok örnek verilebilir ama durumun özü şu;
Bizim adımıza başkaları karar veriyor. Diğer bir ifadeyle sömürülüyoruz. Artık Gümrük Birliği mengenesinden kurtaralım bu ülkeyi!
10 kasım haftasındayız ve Atamızı rahmetle anarken şu sözlerini de anmakta fayda görüyorum... 1922'de bir meclis konuşmasında demişki; "Türkiye'yi yok etmeye girişenler, Türkiye'yi ıslah etmek, uygarlaştırmak gibi bahanelerle Türkiye'nin iç hayatına sızmışlardır. Bunun etkisi altında kalarak, milletin, en çok da yöneticilerin zihinleri bozulmuştur. Durumu düzeltmek, insan olmak için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine uygun yürütmek gibi düşünceler ortaya çıkmıştır. Oysa... Hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatlarıyla, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olayı kaydetmemiştir. "
|