Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Türk Dili Ve Edebiyatı > Türk Şiiri
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 18.07.2006, 02:34   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Süyünbike - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 23.12.2005
İletiler: 158
Süyünbike Rss Beslemesi
"GÜLİSTAN" şiiri hakkında...


Bir ulusu parçalayarak, birbirine yabancılaştırmak için, onları, soylarından, köklerinden, kültürlerinden, geleneklerinden uzaklaştırmayı amaçlayan, şiirlere konu olmuş, sözde barış antlaşması : GÜLİSTAN BARIŞ ANTLAŞMASI !…


Rus-İran savaşlarını izleyen, Gülistan(1813) ve Türkmençay (1829) Barış Antlaşmaları sonucu ikiye bölünmüş Azerbaycan, bugüne kadar değişik rejimler altında sömürge olarak varlığını sürdürmüştür. Kuzey Azerbaycan önce Çarlık Rusya’sı boyunduruğunda Kafkas Azerbaycan’ı, sonra Sovyet Rusyası yönetimi altında Sovyet Azerbaycan’ı olarak varlığını sürdürmüş, ancak 1991 yılında bağımsızlığını ilan ederek Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti adıyla özgürlüğünü kazanmıştır. Güney Azerbaycan ise, önce İran Şahlığı yönetiminde, şimdi de İran İslam Cumhuriyeti yönetimi altında varlığını sürdürmektedir. Azerbaycan Türkleri, Rus ve Fars hegemonyası altında kendi dilini, geleneklerini, soykökünü kaybetmemek için kültürel kimlik arayışlarını, bu yolda büyük bedeller ödeyerek bugüne kadar taşımıştır. ……

10 Temmuz 1804 tarihinde, Rusya ile İran arasında savaş başladı. Rus Ordusu, birbirinin ardısıra, Karabağ, Şeki, Şirvan, Guba, Bakü, Lenkeran Hanlıkları’nı ele geçirdi. Böylece, kuzeydeki birçok hanlık Rusya’nın egemenliğine girdi. Kacar Orduları’nın, Rusları durdurma çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun sonucunda, İran ile Rusya arasında 13 Ekim 1813 tarihinde Gülistan Barış Antlaşması imzalandı. Çar 1. Aleksandr’n temsilcisi Rus Ordusu Başkomutanı general Nikolay Rtişşev ve İran Şahı Feteli Şah Kacar’ın resmi temsilcisi Mirze Abdül Hasan Han tarafından imzalanan “ebedi barış ve dostluk” antlaşması ile, antlaşmanın taraflarına karşı savaşan bir halk, antlaşmaya taraf dahi olmaksızın iki parçaya bölündü. Bu sonuç, güç ve adaletsizliğin, gücünü birleştirmeyi bilmeyenlere karşı, bugüne dek süren zaferi oldu. 11 maddeden oluşan bu antlaşmaya göre, bu iki istilacı devlet (Rusya ve İran) arasındaki sınır hattı Aras Nehri olarak kabul edildi ve Azerbaycan, Kuzey Azerbaycan ve Güney Azerbaycan olarak ikiye bölündü. Sonraları, halk arasında çok yaygınlaşan şu dörtlük, bir ulusun bölünmüşlüğünün yüreklerde oluşturduğu ortak acıyı dile getirdi:

Arası ayırdılar
Su ile doyurdular
Men senden ayrılmazdım
Zülm ile ayırdılar.

İran Kacar Şahlığı, Gülistan Antlaşması ile Güney Kafkasya topraklarından vazgeçmek istemiyordu. Bu kez de İngiltere ve Fransa’nın yardımı ile kaybettiği toprakları geri alma savaşına girişti. 16 Temmuz 1826 tarihinde kuzey hanlıklarını geri almak amacıyla başlatılan bu savaşlarda, veliaht Abbas Mirze komutasındaki Kacar Ordusu’nun yenilgisi sonucunda, 10 Şubat 1828 tarihinde Türkmençay Barışı imzalandı. Bu antlaşmaya göre, Nahçıvan ve Revan Hanlıkları da Rusya’ya verildi. Rusya, 1850 yılında Revan Hanlığı’ndan Erivan vilayeti yaratarak, gelecekte oluşturulacak Ermenistan Cumhuriyeti’nin temelini attı.

Ruslar, Türkmençay Barış Antlaşması’nın 14. maddesi çerçevesinde, Güney Azerbaycan’ın Marağa, Urumiye gibi bölgeleri başta olmak üzere çeşitli yörelerinden 40.000 den çok Ermeni’yi Güney Kafkasya’ya, özellikle Revan, Nahçıvan ve Karabağ bölgelerine göç ettirdi. Rusya’nın, “Kafkasya’yı Hıristiyanlaştırma” politikası sonucunda, 20. yüzyılın başına kadar 1.300.000 dolayında Ermeni, sözü edilen bölgelere göç ettirildi. Bu toplulukların bir kısmına Karabağ’ın dağlık yörelerinde toprak sağlanarak, buralar Ermeni yerleşim bölgeleri haline getirildi. İşte, Azerbaycan’ın bugün yaşadığı Karabağ sorununun temelleri, büyük bir ileri görüşlülükle, 180 yıl öncesinde atılmıştır.

Çarlık Rusya’sı ve İran Şahlığı’nın böldüğü Güney ve Kuzey Azerbaycan halkları, 200 yıl boyunca ayrı kalsalar da, bir gün için bile, aynı ulusun parçası olduklarını unutmamışlardır. Tebriz’deki Rus Konsolosu 1903 yılında gönderdiği raporda, Azerbaycan Türkleri’nin Ruslar’dan nefret ettiklerini ve kendilerini ikiye böldüklerini unutmadıklarını yazıyordu.

İran Devleti sınırları içerisinde kalan Güney Azerbaycan Hanlıkları, İran’ın 4 eyaletinden biri olarak, Azeri ülkesi kimliğini korudu.

Gülistan ve Türkmençay Barış Antlaşmaları ile iki imparatorluk, bir ulusu parçalayarak, birbirine yabancılaştırmak için, onları, soylarından, köklerinden, kültürlerinden, geleneklerinden uzaklaştırmayı amaçlayan bir devlet politikası uygulamayı sürdürdüler. Kültürel birliğin ortadan kaldırılması, bu politikanın en önemli öğelerinden biriydi. Doğu bilimleri akademisyeni V.V. Bartold’un, halkın bütünlüğü için, “kültürel birliğin korunması”nı “siyasal birliğin korunması”ndan daha önemli sayması bir tesadüf değildir. Dilin, kültürel birliğin sağlanmasının anahtarı olduğu düşüncesinden hareketle; Çarlık Rusyası tarafından, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kuzey Azerbaycan’da rusdilli okulların sayısı artırılarak “Ruslaştırma” politikasının güçlendirilmesi çabaları başlatılmıştır. Bir ulusun yok edilmesi için en önemli adımın, ulus bilincinin temel taşı olan dilinin ortadan kaldırılması olduğu gerçeğidir ki, bu yöndeki çalışmalar, sömürgeleştirilmek istenen ülkelerde uzun vadeli bir politika olarak uygulana gelmiştir….........


TANRI TÜRKÜ KORUSUN!
__________________
SEN GURBETTE KALIRSAN, BEN ÖLÜRSEM NE ÇIKAR?
RUHLARIMIZ BULUŞUR ELBET''TANRI DAĞI''NDA...
TANRI TÜRKÜ KORUSUN!...
Süyünbike adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı


Otağ Saati: 15:57 .




Atsızcılar @ 2005