![]() |
|
|||||||
| Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs.. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
"Hayır" mı yoksa gitmeyelim mi?
Irktaşlar şu an itibarıyla hala karar verebilmiş değilim, anayasa değişikliği paketi için yarınki oylamada "hayır" mı diyeceksiniz yoksa halk oylamasına katılmayacak mısınız? Her iki halde de istenmeyen sonuçlarla karşılabiliriz
Nedenleri ile birlikte açıklarsanız sevinirim. Saygılar... |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Susmak onaylamaktır.
Ben sandığa gideceğim ve "hayır" oyu vereceğim. |
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Değişen ne olacak? Adamlar istediğini istediği gibi gösteriyor halka sorma, halkın oyu, halkın egemenliği vs. bunlar sadece gösteriş ve formalite icabı hizmet ettikleri efendileri istediği için bunlar yine ve tekrar iktidara geldiler %47 oy falan fasa fiso..
Biz hernekadar gidip hayır oyuda kullansak hayır oyuda üstün çıksa o EVET olarak gösterilecek. Yani Akp efendilerinden izinsiz bir iş yapamadığı gibi bunlarıda onların inisiyatifi doğrultusunda yapmaktadır. Şimdi diyeceksinizki bu senelerden beri böyle evet BAŞBUĞDAN sonra senelerden beri böyle ama şimdileri bide işin içinde yüksek teknoloji var ve bu teknoloji sahipleri zaten belli yani ortam şimdi hiç güvenilmez... Bizi bu noktaya Amerikan projeleri getirdi. Ülkemizin kimliği değişiyor Türklük unsurları gün geçtikçe kayboluyor. Amerika'nın en iyi uşakları dini yönetimlerdir. Evet yada hayırla değil artık çözüm getirecek şeylerle uğraşmalıyız. Yoksa sefil ve kendimizden utanacak hale düşeriz. |
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
Atsızcı Adayı
|
Yasalardan birinde 367 yeterliliği 184'e inecekmiş. Ne yapıp edip sandığa gidip red oyu vermeliyiz.
|
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Bu yeni Anayasa olayı, cumhuriyeti sulandırmaktan başka bir şey değildir. Tabiatta 2 büyük facia vardır; bunlardan birisi medeni insanların çağdışı insanların arasında bulunmak zorunda kalması, diğeri de çağdışı insanların medeni insanların arasında kalmak zorunda bırakılmasıdır. Peki bu neden faciadır?
Medeni insan, çağdışı cahil insanların içinde kaldığı zaman kimseye bir şey anlatamaz. Çünkü yobaz insanlar, bu uygar ve aydın insanın söylediğinden anlamazlar. Onlar sadece birbirlerine bağırıp çağırır, küfür ederler. Medeni ve çağdaş bir konuşma tarzına malik olmadıklarından önleni gelene saldırır, fikir, mantık ve akıl gibi değerlere sahip olmadıklarından bunların değil, bağırıp çağırmanın, küfür ve hakaret etmenin üstünlük sağlayacağını düşünürler. Böyle insanların içerisinde kalmış bir aydınlık insan, kargaların kafesine atılmış bir kanaryadan farksızdır. Hiç kimse onun ötüşündeki zerafeti fark etmez. Çünkü kargalar bu ruha sahip değillerdir. Çağdışı ve cahil insanların medeni ve bilgili insanların arasında kalışı da büyük felakettir. Çünkü bu cahil ve yobaz insan, karşısındaki bilgili, eğitimli ve kültürlü insanların ne söylediğini anlayamaz. Bu insanlar ne birbirleriyle tartışıyor, ne hakaret ediyor, ne birbirlerine saldırıyor ve küfür ediyor, ne de hır gür çıkarıyorlardır. Bu insanlar her işi konuşarak, akıl ve mantık gibi cahil insanın kafasının çalışmadığı alanlarda çözüp bitiriyorlardır. Savaşları da cahil savaşı gibi kör döğüşü olmuyor, zarar vermek istedikleri insana planlı olarak zarar veriyorlardır. Böyle insanların içinde cahil insanın yaşayabilmesinin olanağı yoktur. İşte yapılacak yeni anayasa da, cahil ve geri insanlarla uygar ve medeni insanların bir nevi savaşından ibarettir. Uygar, çağdaş, aydın ve kültürlü insanlar bu anayasayı istemezken, bir gram bilgi birikimi olmayan ve kendini güdecek çobanı bekleyen yobazlar bu anayasayı istiyor. Seçim sizlerin... |
|
|
|
|
|
#6 (İleti Bağlantısı) |
|
Töles
|
Kesinlikle hayır!
__________________
Türkler, en eski çağlardan beri kımız, şarap ve rakı içerek sarhoş olurlar;
fakat ciddiyetlerini, vakarlarını asla bozmazlar. |
|
|
|
|
|
#7 (İleti Bağlantısı) |
|
Yüzü Asık
|
Ulu orta heryerde akepeye alenen hakaret ediyorum. Kimse gıkını çıkartmıyor. Kahveye gidiyorum. 100 kişinin içinde sövüyorum. Sınıfa gidiyorum 60 kişinin içinde sövüyorum. Gık yok. İtiraz eden yok. Savunan yok.
Seçim sonuçlarına da inanmıyorum. Yarın referandumdan çıkacak sonuca da inanmıyorum. İstiklal Mahkemelerini oylatsınlar bize. Gerisi boş laf. Evet desek de hikaye, gitmesek de hikaye. Gidip "evet, ben işe yaramazın tekiyim" diyene iyi gözle bakmam. Gidip "Hayır, siz boş beleş adamlarsınız" diyene saygı duyarım. Ama ben gitmeyeceğim. Vatana millete hayırlı olsun. (Sanmam ya) TTK.
__________________
Varlığım, Türk Varlığına, Armağan Olsun. |
|
|
|
|
|
#8 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Sevgili Tengiz, sandığa gitmeyeceğini açıklamışsınız. Peki referandum için "evet" oyu ağırlıkta çıkıp yeni Anayasa kabul edildiğinde eleştirecek misiniz? Bu durumda yeni anayasa'nın çıkmasından rahatsızlık duymadığınızı anlıyorum. Doğru mu acaba?
|
|
|
|
|
|
#9 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
sandığa giderek böyle bir parodiye ortak olmayacağım. zaten ne çıkacağıda belli. istesem de gidemem zaten şu anda şehir dışındayım ve böyle bir tiyatro için istanbul a dönmem söz konusu olamaz elbette.
|
|
|
|
|
|
#10 (İleti Bağlantısı) |
|
Yüzü Asık
|
Sayın Buğra Şad. Şu safhadan sonra teker teker bireylerin ya da kitlelerin demokratik katılımlarının pek bir anlam ifade etmeyeceğini düşünüyorum. Bu milletin uyuduğu gaflet uykusundan uyanması için dibe vurması gerek. Akışına bıraktım. Millet sersemlemiş. Anlam veremiyorum. Sanki büyülenmişler gibi. Gamsız, umursamaz, kaygısız.
Akışına bırakmak lazım uyanmaları için. Bu bir başlangıçtır. Halk en iyisini bilir geyiği bir başladıktan sonra bunun arkası kesilmez. Yarın da valileri seçelim diyecekler. Yerel yönetimlerin yetkilerini iyice arttıralım diyecekler. Halk seçiyor ya. Bu sürecin sonunda ülkedeki Kürt terörü ve Kürt talepleri iyice pervasızlaşacak. (Şu anda yeterince pervasız değil mi derseniz, millet hala kardeşlik masallarıyla uyutulabildiğine göre, görülüyor ki değil) Bu süreç toplumsal sersemleşmeyi provoke ederek durdurursa durdurur. Ben artık eğitimle, halkla ilişkilerle, bildiri dağıtmayla, konuşmayla bu milletin ayağa kalkacağına inanmıyorum. Anayasaya gelince. Her halükarda akepe bağırta bağırta bir metin hazırlayacak ve bu metni; sayısal hakimiyeti ile mehepeli+detepeli yardakçılarının da desteğiyle yasama sürecinden geçirecek. Mevcut yapı da siyasi partiler paralize oldu. Meclis için de muhalefet gösterse gösterse CHP gösterir. Onun da gücü yetmez. Diğer bir baskı grubu olarak Millet tepki gösterebilir. O da uykuda. Basın olabilir diyeceğim. Türk basın tarihi, mütareke dönemine döndü resmen. Dördüncü muhalefet odağı TSK olabilir diyeceğim. Ancak TSK son müdahalesinde kaybeden tarafta oldu. Ordu mensubu arkadaşlarla konuşuyoruz bu konuyu hala. Büyük bir hayal kırıklığı içindeler. Hatta şöyle bir örnek vereyim. Müdahale öncesi son seçim anketlerinde (bana ulaşan anketler kamuoyuna açıklanan aketler değildir ve güvenilirdir) Akepenin oyu % 28'e gerilemişti ve düşme eğilimindeydi. Ordu müdahalesi Türkiye'de şeriatçı, liberal, bölücü safları sıklaştırırken, karşı kampta bulunan kesimi birleştirebilmekten uzak kaldı. Yani amacına ulaşamadı. Ve karşımıza bu ucube seçim sonucu çıktı. Peki bu sosyolojik/politik örnek ortada dururken TSK yeniden müdahale opsiyonunu kullanır mı? Sanmıyorum. Benim edindiğim izlenim. Kendileri düştü yere. Kafaları dank edinceye değin ilişmeyelim şeklinde. Kafalarının dank etmesi için de; ümmetçi soygunların, kürt terörünün iyiden iyiye pervasızlaşmasını beklemekten başka çare yok. Yani şu anda karşımızda büyülenmiş bir millet ve muhalefetsiz bir iktidar var. Her halükarda bu adamların yapacağı anayasanın metni yıllardır hazır. Tee 2. meclisten beri hazır. Özü ise ümmetçi bir toplum. Ve Anadolu Türklüğünün önce uyuşturulması ve tasfiyesi. Kaderin acı cilvesi bu zihniyetin iktidara gelebilmiş olmasıdır. Sebebi milletin derin uykusu. Akepenin % 47'lik oy oranını sosyolojik olarak açıklayabilen tek bir analist çıkmadı. Günde 117 milyon $ faiz ödeyen bir ülkede, böyle bir analist çıkamaz da zaten. Karşıt görüşlerin kullandığı tek makul tez din siyaseti ve bulgur siyaseti. Bunlar kabul edilebilir izahatlar olmakla birlikte, bana sorarsanız yine de % 47'yi açıklayabilmekten uzaktır. Yav nereye geldi konu. Sonuç itibariyle şu anda "en iyisini bilen halk"a karşı inancım sıfır. Bu halkın ve onların demokratik tercihlerine verdiğim değer de, kapılarına bırakılan bulgur paketinden daha fazla değil. Buna (malesef) milletine duyduğu inancı kaybetmek de diyebiliriz. Ama şunu da itiraf etmem gerek. Aslında haklısınız. 1 oy 1 oydur. Ve şu anda aldığım bir karardır bu. Yarın sabah sırf sizin gül hatırınız için, gidip "Hayır, siz boş beleş adamlarsınız" diyeceğim. Ama bunun sonucu değiştireceğini düşünmüyorum. Saygılar. TTK.
__________________
Varlığım, Türk Varlığına, Armağan Olsun. |
|
|
|
|
|
#11 (İleti Bağlantısı) |
|
Atsızcı Bozkurt
|
Değerli ırkdaşım Tengiz, yerinde tespitlerine aynen katılıyorum. Şahsım için de 22 Temmuz tarihi bir milâttır. Ömrüm boyunca bütün varlığımla uğruna mücadele ettiğim, milliyetçiliğini yaptığım bu millet beni o gün tarifsiz bir hayal kırıklığına uğratmıştır. Yaşadığım şoku hâlâ atlatabilmiş değilim. Bu millet bu kadar afyonlanmış, uyutulmuş olamaz. Çok hayalî gelebilir fakat bu meş'um sonuçtan sonra Türk Milleti'nin çeşitli tıbbî yollarla genleriyle oynanmış olabileceği ihtimalini bile düşündüm.
Seçimin hemen sonrasında milletin durumuna baktım; herkes halinden, hayatından oldukça memnun. Ümmetçisi, sosyal demokratı, ülkücüsü, AB taraftarı dâhil olmak üzere toplumun her zümresi adeta bayram ediyordu. Konjonktür gereği milliyetçiliğe yaslanan eski tüfek komünist, günümüz ulusalcılarını saymazsak AKP yeniden iktidarına kahrolan tek kesim biz Türkçülerdi. Ülkeyi, devleti, milleti göz göre yok oluşa götüren siyasî iradeye gösterilen bu eğilim senin de söylediğin gibi hiçbir sosyolog ve analist tarafından çözümlenemez. Anladım ki; bu millete demokrasi denen meret yaramıyor, fazla geliyor. Millet her türlü dezenformasyona karşı çok zayıf bir karaktere sahip, yönlendirilmenin her türlüsüne kolayca kanabiliyor. Sözü fazla uzatmayacağım. Yemliha uykusunda olan bu milleti bu raddeden sonra demokratik uyarılar, toplumsal hareketler veya bildiriler değil, sadece büyük bir âfet yahut bir felâket kendine getirebilir. TTK |
|
|
|
|
|
#12 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Her şeyi elimize yüzümüze bulaştırdığımızdan Referandum konusu da böyle oldu.
Türkiye halkının birçoğunun belki haberi bile yoktur referandumdan. Haberi olanın da neden ve neye oy vereceğinden. Tabi Akp'li gruplaşmalar ve onların seçmeninin birçoğu hariç (zira EVET oyu kullanacaklarını direktifler doğrultusunda çok iyi bilmektedirler) Soracakları soru’nun içeriği şudur: • Bundan böyle Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin mi? • Bir kimse 2 def’a Cumhurbaşkanı olabilsin mi? (Yâni 5+5) • Genel seçimler 5 yılda bir yerine 4 yılda bir yapılsın mı? • Meclis’te toplantı yeter sayısı 367 yerine 184 olsun mu? Üzerine ölü toprağı serpilmiş bir milletin at kadar bile olması mümkün değildir. Bir çuval bulgura, bir teneke yağa, 5 kilo prince, makam ve mevkiye kişiliklerini ve oylarını satanlar yarın namusunu ve vatanını da satarlar.. Aşağıda bazı bilgiler var. Okuyunca ne SORUMSUZ insanlar tarafından yönetildiğimiz zaten ortaya çıkacak. Yarın yapılacak Anayasa değişikliğine ilişkin halk oylaması sandığa kısa bir süre kalmasına rağmen tartışılmaya devam ediyor. Halkoylamasında yarın vatandaşın önüne gelecek metnin sonradan değiştirilmesi, iki farklı metnin halkoyuna sunulması, metnin kabul edilmesi halinde uygulamada hukukçuların farklı görüşler bildirmesi, uygulanacak para cezasındaki çelişkiler referandumun tadını kaçırdı. Yapılan değişiklikler nedeniyle kafası karışan seçmen Pazar günü neyi oylayacağını da bilmiyor. Referandumla ilgili en sıcak tartışmanın oy kullanmayana verilecek para cezası olduğu da düşünülürse, katılımın oldukça düşük kalması bekleniyor. İKİ FARKLI METİN VAR Anayasa’nın değiştirilmesine ilişkin yasanın Geçici 19’uncu maddesi “Onbirinci Cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, bu kanunun Resmi Gazete’de yayımını takip eden kırkıncı günden sonraki ilk Pazar günü, ikinci tur oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden ikinci Pazar günü yapılır” ifadesini içeriyor. 11 Eylül’de gümrük kapılarında oy verme işlemi başlamıştı. Seçmenler 11 Eylül’den 17 Ekim’e kadar bu ifadenin bulunduğu Anayasa değişikliği için sandık başına gitti. 11’nci Cumhurbaşkanını 28 Ağustos’ta seçen TBMM, bu sefer 17 Ekim’de Anayasa değişiklik paketini değiştirdi. Metinden Geçici 19’uncu maddede yer alan 11’nci cumhurbaşkanına ilişkin düzenleme çıkarıldı. Pazar günü vatandaşların önüne bu sefer değişik bir metin gelecek. Böylece referanduma ilişkin iki farklı metin halkoyuna sunulmuş oldu. YETKİ AŞIMI VAR MI? Ancak TBMM’nin Anayasa paketinde değişikliğe gitmesi farklı bir tartışmaya yol açtı. Anayasa Profesörü Cem Eroğul, Anayasa’da halkoylamasına sunulan bir metnin değiştirileceğine dair bir hükmün bulunmadığını belirterek, TBMM’nin yetki aşımına girdiğini iddia etti. Eroğul, bu nedenle konunun AİHM’e taşınabileceğini belirtti. GÜMRÜK OYLARI NE OLACAK? Yüksek Seçim Kurulu, gümrük oyları tartışmasına son noktayı koymak için toplantı yaptı. YSK, “seçimin ertelenmesine” ilişkin talepleri 6’ya karşı 5 oyla reddederken, gümrük oyları için ise ilke kararı aldı. YSK’nın ilke kararına göre gümrük kapılarında kullanılan oyların seçim sonucunu değiştirecek oranda olması halinde referandum iptal edilebilecek. Buna göre referandum sonucunda “evet” oyları ile “hayır” oyları arasında yaklaşık gümrükte kullanılan oy oranında fark bulunursa, YSK referandumu iptal edecek. Gümrüklerde bugüne kadar 17 bin oy kullanıldı. TAZMİNAT HAKKI Hukukçulara göre gümrük kapılarında oy kullanan seçmen, metnin kabul edilmesi halinde “Ben bu metni onaylamamıştım” gerekçesiyle tazminat davası açabilecek. Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak, vatandaşların yanıltıldığı gerekçesiyle tazminat alabileceğini savundu. PARA CEZASI TARTIŞMASI YSK, referanduma katılmayan vatandaşlara önce 17 YTL para cezası uygulanacağını açıkladı. Daha sonra bu ceza değiştirilerek, 19 YTL olarak açıklandı. Uygulanacak para cezasında da tartışma yaşandı. Referandum Yasası’nın 6’ncı maddesi oy kullanmayanların 12 bin 500 TL para cezası ile cezalandırılmasını öngörüyor. Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, para cezasının 17 YTL 70 kuruş olarak hesaplamıştı, bu ceza YSK tarafından ise 17 YTL olarak hesaplandı. Ancak YSK para cezasının yanlış hesaplandığını açıkladı. YSK, Maliye Bakanlığı’nın güncelleştirme hesabına göre cezanın 2005 yılında 17 YTL olduğunu, 2007’de ise 19 YTL’ye çıktığını açıklayarak, yanlışlığını düzeltti. KATILIM ORANI TARTIŞMASI Muhalefet, vatandaşlara referandum çağrısında bulundu. CHP, “referanduma gitme” çağrısında bulununca bu sefer katılım oranı tartışması başladı. Hukukçular, yasalarda katılım oranına ilişkin bir düzenleme olmadığı gerekçesiyle katılım oranının seçimleri etkilemeyeceği görüşünde. Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, “Katılım oranı seçimleri etkilemez. Seçim sonucunu sandıktan çıkan geçerli oyların sayısı belirler” dedi. Ancak siyasetçiler, katılım oranının az olması durumunda referandumun meşruiyetinin tartışmalı hale geleceği görüşünü öne sürüyor. CUMHURBAŞKANININ GÖREV SÜRESİ Bütün bu tartışmalara rağmen yarın referandum yapılacak. Referandumun sonucu kabul edilse dahi bu sefer uygulaması konusundaki tartışmalar gündemde. Anayasa değişiklik paketi Cumhurbaşkanının görev süresini 7 yıldan 5 yıla indiriyor. Bu durumda referandum kabul edilirse, Abdullah Gül’ün görev süresi ne olacak? Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve Anayasa Profesörü Ali Ülkü Azrak, Gül’ün görev süresinin 5 yıla ineceğini savunuyor. Türk ve Azrak’a göre, Anayasa paketindeki değişiklik “statü değişikliğine” giriyor. Bu nedenle Abdullah Gül’ün görev süresinin 5 yıla inmesi gerekiyor. Gül, anayasa değişikliği kabul edilirse, 5 yıl sonunda ikinci kez aday olabilecek. Abdullah Gül, cumhurbaşkanı seçildikten sonra Anayasa değişikliğine gidildiğini anımsatan bazı hukukçular ise yasaların geriye dönük işlemeyeceği gerekçesiyle Gül’ün görev süresinin 7 yılda tamamlanacağını belirtiyor. REFERANDUM FİKRİ NASIL ÇIKTI Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği Abdullah Gül, Meclis tarafından seçilemeyince hükümet bu sefer cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin yasa tasarısı hazırladı. İki kez görüşülen ve aynen Köşke gönderilen tasarı eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından halkoyuna sunulmak üzere onayladığı yasayı Başbakanlığa gönderdi. Böylece Türkiye hiç beklemediği bir anda referandum havasına girdi. İLK METİN NEYDİ 5678 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yasa 16 Haziran günü Resmi Gazete’de yayımladı. Yasanın birinci maddesi, 5 yılda bir yapılan TBMM seçimlerinin 4 yılda yapılmasını öngörüyor. Yasa ile Anayasa’nın “Cumhurbaşkanının nitelikleri” başlıklı 101’inci maddesinde değişikliğe gidilerek, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kuralı getiriliyor. Bu maddede yapılan değişiklik ayrıca cumhurbaşkanının görev süresini 5 yıla indirirken cumhurbaşkanının iki kez seçilebileceğini de hükme bağlıyor. Yapılmak istenen değişiklikle, TBMM üyeleri içinden veya TBMM dışından aday gösterebilmesini yirmi milletvekilinin yazılı teklifi şartına bağlanıyor. Yasa, “Genel oyla yapılacak seçimde geçerli oyların salt çoğunluğunu alan adayın cumhurbaşkanı seçilmesi” öngörüyor. Yasanın Geçici 19’uncu maddesinde ise “Onbirinci Cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, bu kanunun Resmi Gazete’de yayımını takip eden kırkıncı günden sonraki ilk Pazar günü, ikinci tur oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden ikinci Pazar günü yapılır” ifadesi yer aldı. Kısacası çarşafa dolandı herşey. Son söz; Milletin parasına ve zamanına yazık yahu. Sonuç 22 Temmuz gibi dünden belli. Ben gitmeyeceğim. Vatana millete hayırlı olsun. (Sanmam ya) |
|
|
|
|
|
#13 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Basından izliyorumda halk referanduma yabancı. %47lik kesim sanırım kömür yardımı, duygu sömürüsü görmeyince...
|
|
|
|
|
|
#14 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Arkadaşlar, bilgisiz ve tecrübesiz insanlar kararsız olurlar. Kararsız insan da ne yapacağını bilmediğinden ve hiç bir işi yapmaktan emin olamadığından çoğunluk ne yapıyorsa onu yapar. Örneğin bir sınıfta herkes Fizik dersinden zayıf alıyorsa, bu espri konusu bile olur ama hiç bir öğrenci buna aldırmaz. Yani nedir bu? Öğrenciler, hepsi bir Fizik dersinden zayıf aldığı için artık bu durumu kabullenmişlerdir. Böyle bir sınıfta hiç bir öğrenci Fizik dersine çalışmaz. İşte size bir psikolojik savaş örneği. Bir koca sınıfı Fizik biliminden mahrum bıraktınız.
AKP'ye oy verme modası da bu örnekle ilişkilendirilebilir. Herkes AKP'ye oy veriyorsa, AKP'nin yaptıklarına kimse kötü gözle bakmaz. Herkes şöyle düşünecektir; "yahu bizim bilmem kimin, bilmem ney de AKP'ye oy verdi, o da tongaya düşecek değil ya" herkes birbiri için böyle diyip AKP'nin yaptıklarını görmezden geldiği için de mankurtlaşma başlayacak (zaten de başlamıştır) ve insanlar bir süre sonra neden AKP'ye oy verdiğini de bilmeden oy verecektir. Milletin uyuşturulması dediğim şey bu şekilde gelişmektedir işte. Cahilliğin, yobazlığın ve gericiliğin ateşi insanı böyle yakar. Bu milletin nasıl olup da bu kadar uyuşturulduğuna şaşırılması, aydın ve çağdaş insanlar için normaldir ama işin aslı işte budur. Hiç kimse bir şey bilmediğinden, herkes birilerine özenmektedir ama gelin görün ki özenilen bu kimseler de cahil olduğundan cehaletin duvarlarını yıkamıyoruz. Bilgili ve aydın insanların yol göstermesi lazım ama yobazlar yol gösterilmesinden anlamazlar. Bu yüzden önce askeri bir müdahale gerekmektedir. |
|
|
|
|
|
#15 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Gitmiyorum.Ampul kafaların yüzünü görmek istemiyorum. Babalarının parası imiş gibi para saçıyorlar.
__________________
Hepimiz Tolon ve Eruygur Paşayız, Laikiz, Türk'üz, Atatürkçüyüz! ![]()
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| "hayır" , gitmeyelim , mi? , mü , yoksa |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| Niye "Türkçüyüm" deyince "Ülkücü" damgası yiyoruz? | TÜRKÇÜ HAREKET | Türkçü Bakış | 70 | 19.08.2008 15:05 |
| BİR TÜRKÇÜ NEDEN ASLA VE KAT'A "AYDIN", ÇAĞDAŞ VE "BARIŞ"SEVER BİR "DEMOKRAT" OLAMAZ? | Gök Yeleli Bozkurt | Türkçü Bakış | 16 | 11.04.2008 10:17 |
| Azerbaycan da Arap Bezine "Hayır" Dedi! | IRKÇI ŞAMAN | Azerbaycan | 5 | 07.03.2008 17:47 |
| Tayip'in teröristbaşı Apo'ya "Sayın Öcalan" , şehitlere "kelle" dediği ses kaydı | Tanrıdağlı | Youtube Genel | 18 | 10.09.2007 01:24 |