Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Türk Dili Ve Edebiyatı > Türk Şiiri
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 08.02.2006, 06:14   #1 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Babakurt - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 24.12.2005
İletiler: 211
Babakurt Rss Beslemesi
İki Asker! (Ben Yazdım)

Tunç ile Tuğrul, ellerinde silahları olduğu halde şahin bakışlarını ileriye dikmişlerdi! Tunç 21, Tuğrul ise 22 yaşında idi! İkisi de askerliğini yapan vatan evlatlarıydılar! Tunç Yozgatlı, Tuğrul ise Erzurumlu bir dadaş idi! Şimdi, askerlik yaptıkları Kağızman'da, birden kendilerini çok yaman bir çarpışmanın ortasında buldular! Ya öleceklerdi, ya da öldürecekler!..

Tunç, ateşin kesilip sakinleştiği ama kurtulma ümidinin hala olmadığı bir zamanda, yaralı koluna aldırmıyor gibi gülümsemek ister gibi bir edayla Tuğrul'a döndü:

- Kardeşim!

Tuğrul atıldı:

- Söyle kardeşim! Ne oldu?

Tuğrul, Tunç'un duruşundan onun ümitsizliğini anlamıştı! Nasıl ümitsiz olmasındı! Kolundan yaralı olduğu halde hala çarpışıyor ve deliler gibi savaş nidaları atarak, sert küfürler savuruyordu! Ama şimdi belli ki bunları yapmaya takati kalmamıştı! Sadece Tuğrul'un gözlerine bakabiliyordu, sözüne devam etti:

- Ayşe'ye ne diyeceksin?

Tuğrul bir an durdu! Ayşe'yi tanıyordu! Tunç'un karısıydı! Tuğrul, gözyaşlarını çıkmadan durdurmuştu ve cevap verdi:

- Bak sana Tunç'u aldım getirdim yenge diyeceğim!..

Tunç'un gözünde bir yaş topağıyla birlikte dudağında hafif bir tebessüm belirdi! Yaralı koluna bakarak konuştu:

- Ona, onu çok sevdiğimi ve öyle öldüğümü söyle! Bizde sevdiğini yarı yolda bırakmaz yazmaz ama vatan herşeye bedeldir! Yeğenine de bir oyuncak silah al götür! Sakın araba, kuş, böcek gibi oyuncaklar alma! Silah al ki, atasının öcünü alsın!..

Tuğrul artık yaşları tutamıyordu! Bir anda ateşin yeniden başlamasıyla savaş durumuna geçtiler! Albız alsın! Birlikten geriye sadece ikisi kalmış ve pusuya düşürülmüşlerdi! Telsizleri yoktu ve arkadaşları gelene kadar galiba bu iş burada bitecekti!..

Arkalarına aldıkları kayalıktan başka her taraftan silah sesleri ve yaman kurşunlar geliyordu ama önlerinde ikisini bir güç saklayan kaya bu kurşunları durduruyordu! Olmayacaktı!.. Kimsenin haberi yoktu ve burada ölüp gideceklerdi!..

Tunç tam göğsüne bir kurşun yediği sırada, gözlerini havaya kaldırdı! Gülümseyerek "Ayşem! Sen nasıl geldin" diyebildi ve ondan sonra soluğu kesilerek olduğu yere düştü! Tuğrul arkadaşının şehit oluşuna şahit olmanın verdiği ısdırapla bir haykırış haykırdı ki, etrafını sarmış halde olan teröristler bile bir an ateşi kesip ne olduğunu anlamaya çalıştılar!..

Tuğrul pusatını alıp ileri atıldı ve vatan sloganları atarak saklandığı yerden çıkıp ulu orta ateş etmeye başladı! Yazık! Attığı kurşunların onlardan birisine isabet edip etmediğini bile anlayamadan o da toprağa akıttı kanlarını!..

Ayşe'ye haber götürecek kimse kalmamıştı ama önemli de değildi! O, şehit olurken beğinin yanına gelmişti ya! Tunç son nefesinde onu görmemiş miydi? Görmemiş olsa "sen buraya nasıl geldin" der miydi? Demek ki görmüştü!.. Artık Tuğrul huzur içinde uçmağa varabilirdi!..

Ertesi gün ise "Kars/Kağızman'da iki şehit verildi" diye çıkan bir gazetenin haberi de olmasaydı, belki Ayşe'nin de yüreği kanamayacaktı!.. Yavrusunun da...

Nacizane Hikayemdir
Babakurt adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı


Otağ Saati: 01:36 .




Atsızcılar @ 2005